17 Aralık Olayları


 

Herkes almış eline çayını hayretle ve ibretle izliyor olanları.

Bir gün öncesinde Hakan Şükür’ün istifası konuşulurken ertesi gün gelen baskınlar gündeme bomba gibi düşüverdi.

Üç bakanın oğlu ve bir sürü iş adamı rüşvet ve yolsuzluk iddialarıyla emniyete alındı. Bir kısmı serbest bırakılırken bir kısmı tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi.

Hayretle izliyoruz çünkü eğer bu iddialar doğruysa, dürüstlük ve din kisvesi altında göz boyayanların arka planda neler yaptığı hepimizi şaşırtacak.

İbretle izliyoruz çünkü “ne oldum değil ne olacağım diyeceksin” sözü bir kez daha doğruluğunu ispatlamış olacak.

Kimi ibreyi cemaate çevirerek işin içinde onlar olduğunu ima ediyor.

Kimi de İran’la yakınlaşma nedeniyle İsrail’in parmağı olduğunu söylüyor.

Bir tane yiğit çıkıp da “eğer bu iddialar doğruysa istifa ederim” diyemiyor. Ya da başka bir yiğit çıkıp da “bu bakanım hakkında iddialar doğru çıkarsa onu gönderirim, bana bakan mı yok, önemli olan adaletin yerini bulması” diyemiyor.

Arada olan yine aldığı emirleri uygulayan devlet memurlarına oluyor.

Dün Cuma hutbesinde adaletle ilgili dinlediğim bir olayla sözlerime son noktayı koymak istiyorum:

Bir gün Kureyş kabilesinden asil bir kadın hırsızlık yapmıştı. O kadını cezalandırmaması için bir kısım insanlar Peygamberimizin çok sevdiği Üsame’yi peygamberimize gönderdiler. Bu duruma kızan ve üzülen Hz. peygamber (S.A.V.) şöyle buyurdular:

– Sizden öncekilerin mahvolmasının sebebi şudur: İçlerinden asil, ileri gelen birisi hırsızlık yapınca, onu serbest bırakıyor, zayıf ve fakir bir kimse hırsızlık yapınca onu cezalandırıyorlardı. Allah’a yemin ederim ki Muhammed’in kızı Fatıma hırsızlık yapsaydı, onun da cezasını verirdim. (Buhari Hudud 12)

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Dilime Dolananlar-8 başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

Kaktüs İnsanlar

Vedalar Üzerine

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.