Alternatif Ders Önerileri


Eskiyi bilemem ama kendi öğrenciliğimden beri sürekli duyduğum bir söz var; “bu dersler günlük hayatımızda ne işimize yarayacak?”

Öyle ya; okuma, yazma ve dört işlemi öğrendikten sonraki gördüğümüz derslerin çoğu saçma, gereksiz, işe yaramaz bilgiler yumağıydı. Taze beyinlerimiz bunları içine almamakta ısrar ettikçe dışarıdan baskılar geliyordu: “ya öğreneceksin ya eleneceksin!”

Bazılarımız öğrenmeyi bazılarımız elenmeyi seçti. Sonuç mu? Şöyle bir etrafınıza bakın. Eğitim sistemimize bakın. Üniversite bitirmiş işsiz, işsiz olmayı hak edecek kadar cahil kalmış insanlara bakın.

Eğitim sadece derslerden, ders kitaplarından ibaret değil. İşin içine öğretmenin yeterliliği, öğrencinin kapasitesi, okulun imkânları, çevre şartları, merak, ilgi, yetiştirilme tarzı, ekonomik durum gibi bir ton şey giriyor. Bunu biliyorum. Ama yine de bir önerim olacak:

“İlkokullar okuma-yazma ve dört işlemi öğrenip geliştirmeye ağırlık versin. Zaten ilkokuldan sonra okula gitmek artık zorunlu değil. Dışarıdan da bitirilebiliyor. Ancak ister içeriden ister dışarıdan okunsun, üniversiteye kadar verilen dersler işe yaramayacak bilgiler içermesin. Ağır basan kısmı günlük hayata hazırlayıcı dersler olsun. Kalan kısımlar da zor olmayacak şekilde diğer dersler olsun. Üniversitede herkes alanına göre gerekli bütün dersleri görsün.”

-Peki, bu ne işimize yarayacak?

-En basitinden bakarsak, öğrenci ömründe bir daha görmeyeceği kimyasal denklem hesaplarıyla uğraşmak yerine zamanını günlük hayatta karşılaşabileceği problemlere çözüm geliştirmeye harcayabilir.

-Diyelim ki haklısın. O halde hangi derslerin okutulabileceğine örnek de ver, tam olsun.

-Zaten kenara not etmiştim. Buyur oku:

Dil öğrenme ve geliştirme

Başta kendi dilimizi, yanında da istenilen bir dili seçerek gündelik hayatta verimli bir şekilde kullanma yollarını öğrensek. Bunu da sıkıcı kurallar yerine sürekli diyaloglar halinde yapsak. Kendi dilimizin de güzelliklerini keşfederek başka dillere özenmekten vaz geçsek mutlu olmaz mısınız?

Din ve ahlak eğitimi

Şimdiki “din kültürü ve ahlak bilgisi” dersine alternatif olarak düşünüyorum. Hem dersin adı kısalmış olur hem de kapsamı genişlemiş olur. “Din kültürü” ne mesela? Din kültürün bir parçası mıdır? Bunun yerine hem dini bilgilerin hem de iyice yozlaşmaya yüz tutan ahlakın öğretildiği güzel bir ders konulabilir.

Vatandaşlık ve insan hakları

“E bu ders zaten var” demeden önce düşünün. Orada ne öğrendik? Hangi bilgi işimize yaradı? Tamamen soyut, yüzeysel bir anlatımla bir takım haklarımız olduğu falan söylendi ama hangisini hatırlıyoruz? Bunun yerine gerçek bir vatandaşın nasıl olacağı örnek olaylarla anlatılabilir. Bilinçli vatandaş olarak yetiştirilsek, birilerinin tesiriyle değil kendi aklımızla siyasal haklarımızı kullansak güzel olmaz mı? Bunu devlet yetkililerinin isteyeceğini pek sanmıyorum ama olsa süper olur bence.

Doğaya ve diğer canlılara sevgi-saygı

Coğrafya dersine alternatif olmasını beklediğim bu derste insanın doğanın efendisi değil bir parçası olduğu öğretilebilir. Dağ tepe ismi ezberlemek yerine pikniğe gittiği bir dağda yaşayan canlılara zarar vermemeyi, ağaçları korumayı, çevreyi kirletmeden evine dönmeyi öğrenmek sizce de mantıklı değil mi?

Sağlık, temizlik ve ilk yardım

Ya tamam buna benzer dersler de var ama o kadar cılız kalıyor ki anlatılanlar. Yine bol bol örnek olaylar üzerinden yola çıkarak çevre sorunlarına çözüm bulma, acil durumlarda yapılacaklar, sağlığı koruma yolları falan öğretilmeli. Her yer hastalık kaynıyor, çevreyi her geçen gün yok ediyoruz, bunun yanında acil durumlarda nasıl ilk müdahale yapılıyor hepimiz görüyoruz. Bu dersin üzerinde fazlasıyla durulmalı.

Örf adet ve gelenek öğretimi

Tarih dersine alternatif mi olur yoksa onun yan kolu mu olur bilmem ama bir yandan geçmişimizi öğrenirken diğer yandan yok olan gelenek-göreneklerimiz de öğretilse fena mı olur? Savaş isimleri ezberlemektense o savaştan alınabilecek dersleri anlasak, örf ve adetlerimizin çıkış yerlerini öğrensek, geçmişimizi öcü olarak görmeyip ona sahip çıksak ne kaybederiz?

Bunlardan başka aklıma gelenler de var. Uzun uzun yazarak sıkmak yerine başlıklar halinde vereyim, altlarını siz zihninizden doldurursunuz;

Bütçeye uyum ve aile içi geçim

Teknoloji ve yararlı kullanımı

Bireysel üretkenliği keşfetme ve buluşçuluk

Günlük hayat matematiği

Toplum içinde yaşama bilgisi

Medya okuryazarlığı (bu ders de şu an var ama seçmeli ve verimsiz)

Değişik kültürler keşfetme

Gözlemsel astronomi

Pratik yemek yapma

Ticaretin temel kuralları        

Spor ve bedensel gelişim v.s.

Tek bir birey olarak benim aklıma bunlar geldiyse, yüzlerce insan kafa kafaya vererek daha ne dersler bulunur Allah bilir. Ben kısaca değindim ama dersleri ve kapsamlarını hazırlayan komisyon biraz kafa yorsa ders içerikleri mükemmel olabilir.

Yıllar boyu öğrenciler sanki fizik kimya profesörü olacakmış gibi zor sorularla cebelleşip mezun olunca asgari ücrete talim ettiklerinde haklı olarak isyan ediyorlar. O kadar ders neden öğrenildi? Şimdi ne işime yarayacak? Geçen yıllarımın hesabını kim verecek?

İşte ben bu gidişe dur demek istiyorum!

Bir öğretmen olarak diyorum ki; gereksiz dersler kalkıp yerine bilinçli vatandaş, sağlıklı birey yetiştiren dersler gelsin. Hem insanımız yaşamayı yani insanca yaşamayı bilsin hem de geçen yıllar, verilen emekler, harcanan paralar bir işe yarasın. Birey geliştirilmeli ki toplumlar da gelişsin ve kalkınsın.

Eğer şimdiki gibi kuru anlatımla geçiştirilmez ve bol bol uygulama yaptırılırsa güzel verim elde edilir. YGS veya KPSS gibi sınavlar da bu derslerden yapılırsa kimsenin hakkı yenmemiş olur. Öğrenciler de “öğretmenim bu dersi niye öğreniyoruz, gerçek hayatta ne işimize yarayacak” tarzı sızlanmalardan vazgeçip oturur ders çalışır.

Ekstra olarak dershane gibi kurumlara ihtiyaç kalmaz ve hayatın kendisi her alanıyla bir ders halini alır.

Yani gerçekten amaç donanımlı insan yetiştirmekse bu dediklerim kısa sürede yapılmalıdır.

Tabi maksat faydalı şeyler öğretmek değil de öğrencileri okullarda oyalamak, düşünen beyinleri uyuşturup düşünemez-üretemez hale getirmekse o başka!

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Toplumumuza yerleşmiş yanlış düşünceler başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

Kaktüs İnsanlar

Vedalar Üzerine

6 yorum

  • Halil İbrahim
    9 Ocak 2015 de 14:38

    Senin Bu Yazdıklarını CB Duymasın Seni direkt olarak darbeci ilan eder. Sen neler söylüyorsun Ya Hu! 🙂

  • Deniz
    9 Ocak 2015 de 17:31

    Müfredatı hazırlamak için her branştan bilir kişiye ihtiyacın olacak. Biyoloji de beni tek geç. Hazırım. 😉

  • Metin AKSU
    9 Ocak 2015 de 19:00

    Bu görüşe katılmıyorum. Ayrışma lisede yapılmalı. İlkokulda çocuğa tüm dersler, ağır olmayacak şekilde gösterilmeli ki, çocuk hangisine ilgi duyduğunu keşfedebilsin. Lise ve üniversitede o alana yönelebilsin. Yoksa işine yaramayacak diye vermezsek çocuk bilmediği derse nasıl ilgi duyabilir.

  • mustafa
    10 Ocak 2015 de 01:57

    Ben başbakan olsam seni hemen eğitim bakanı yapardım 🙂 şaka gibi ama gerçek 😉

  • Elanur
    29 Ağustos 2017 de 16:39

    Sonuna kadar haklısınız hocam bu sistem değişmeli

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.