Ayı ile Kelebek


Masal bu ya; bulutlar üzerinde kurulmuş olan kelebekler ülkesinde çıkan sert rüzgâr genç bir kelebeği bir anda tuttuğu gibi havaya kaldırmış, havada birkaç tur attırıp yeryüzüne doğru düşürmeye başlamış. Kelebek son bir gayretle direnmeye çalışmış rüzgâra ama bu ona pahalıya patlamış; kanadının biri yırtılmış. Sonra da döne döne çayırda tembel tembel yatmakta olan bir ayının önüne düşüvermiş.

İlk şaşkınlığını atlatan koca ayı gür sesiyle “merhaba” demiş kelebeğe. İşte her şeyin başlangıcı bu “merhaba” olmuş. O günden sonra minik kelebek ve koca ayı arkadaş olmuşlar.

Ayı ona yeryüzünde, ayılar ülkesinde yaşamanın zorluklarını, kelebek ise gökyüzünde, kelebekler ülkesinde yaşamanın güzelliklerini anlatmış durmadan. Sohbet ettikçe birbirlerine kanları kaynamış tabii ki.

Koca ayı kelebeği herkesten gizliyormuş. Çünkü kanadı kırık, narin bir kelebeğin ayılar ülkesinde hiç mi hiç şansı yokmuş. “Ya ezerler ya da üzerler” diye korkuyormuş. Bu nedenle onu tüyleri arasında saklıyormuş. Yumuşacık ve sıcacık tüyler arasında gizlenen kelebeğin de keyfi yerindeymiş doğrusu.

Zaman geçtikçe ayının korumacı, yol gösterici, sevecen tavırları kelebeği etkilemeye başlamış. Sürekli “seni seviyorum ayıcık” demeye başlamış. Ayı da kelebeği seviyormuş ama kelebeğin sevgisi gibi değilmiş onunki.

Her ayı gibi koca ayının ayılar ülkesinde bir sürü sorumluluğu varmış. Başlarda sorumluluklarını hızlıca yerine getirip kalan zamanını kelebeğe ayırıyormuş. Onun bir an önce iyileşmesi için elinden geleni yapıyormuş. Kelebek de bu çabaya karşılık verircesine kısa sürede iyileşmiş. Ama zamanla ayının iri cüssesine bu tempo ağır gelmeye, bedeni yorulmaya başladığından sorumluluklarını yerine getirememeye başlamış.

Koca ayının sürekli çayıra koşup saatlerce orada kendi kendine konuşması da kısa sürede dikkat çekmiş elbette. Zaman zaman diğer ayılar tarafından uyarı almış. Bu uyarılardan sonra ayıcık kelebeğe zaman ayıramamaya başlamış. Aklında ise koca ülkede bir başına olan kelebek varmış.

Olaylar böyle sürerken zaman da bir yandan ilerliyor, kış yaklaşıyormuş. Koca ayının kış uykusuna yatması, kelebeğin de bir an önce ülkesine dönmesi gerekiyormuş. Ara sıra koca ayı bu durumu genç kelebeğe anlatmaya çalışmış ama her defasında kelebeğin gözyaşları ve dudaklarından dökülen sevgi sözcükleri nedeniyle yarıda kalmış konuşmalar.

Aslında ayının en büyük sorunu unutkanlığıymış. Kış uykusundan sonra bir önceki yılla ilgili pek az şey hatırlıyormuş. Her geçen yıl unutkanlığı daha da artıyormuş. Aylar boyunca mağarasında uyuyacak olan ayı, bu esnada kelebeğin bir başına kalması bir yana uyandığında kelebeği hatırlamamaktan ve bu durumun kelebeği incitmesinden korkuyormuş aslında.

Kışın iyice yaklaştığı ve havaların soğuduğu bir gün kelebeği karşısına almış. Onu kırmamak için kelimeleri özenle seçerek konuşmuş. Hem isterse havaların güzelleştiği zamanlar yine yeryüzüne inip sohbet edebilirlermiş. Ama şimdi artık gitmesi gerekiyormuş kelebeğin. Şiddetli rüzgârlar yine kanadını kırabilir ve bu defa yanında ayı da olmayabilirmiş. Çok zor, çok hüzünlü bir vedadan sonra kelebek hiç konuşmadan gökyüzüne doğru yükselirken ayı da mağarasının yolunu tutmuş.

Sonra… Sonrasını kimse bilmiyor. Masalımız burada bitiyor. Kim bilir belki de ilkbaharda yepyeni başlangıçlar yapmıştır ikisi de… Belki de ayı sonraki ilkbaharda kelebeği hiç görmeyip üstüne basmış bile olabilir, kim bilir…

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Psikopat başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

Martı ile Buzdağı

Klavye Kabadayısı

Psikopat

4 yorum

  • Rüveyda
    4 Aralık 2016 de 15:39

    Yani her koşulda ayının hayatı normal ve düzeni bozulmadan devam ediyor. Olan kelebeğe mi oldu?

    • Aruchan
      Cem Baki
      4 Aralık 2016 de 16:00

      Kelebeğin ömrü kısa olurmuş zaten, belki de çok uzun sürmemiştir dostlukları:)

  • Rüveyda
    4 Aralık 2016 de 16:03

    Tamam kelebek ölmüşse bile Hayat yine ayıya güzel yani 🙂

  • Rabia
    4 Aralık 2016 de 22:54

    Onların dostluğu da bu şekilde özel kalacak sanırım… Aslında hepimiz gerçek hayatta bu masaldakine benzer şeyler yaşıyoruz sadece basit farklılıklarla… Kaleminize sağlık.

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.