Başlıksız iç dökmeler silsilesi – 2


(sanırım 3.’sü de gelecek, gelmemesini dilemek anlamsız)

Kafam öyle dolu ki bir başlangıç cümlesine dahi tahammülüm yok. Evet evet tam olarak bir stackoverflow ‘la karşı karşıyayım sanırım. Bu bitmeyen yorgunluk daha da yoruyor beni. Artık bitsin bu bunalım bu belirsizlik derken daha çok çırpınıyorum. Çırpındıkça çamura saplanmış patinaj yapan teker gibi daha da saplanıyorum. Üstüm başım batmış meğerse.

Düşünüyorum. Düşünmek istemediğimi fark ediyorum. Beynimden dilime, dudaklarıma akan harflerin, kelimelerin, cümlelerin ardı arkası kesilmiyor. Konuşuyorum, konuşuyorum ve konuşuyorum. Sonra bir bakıyorum aslında hiç konuşmamışım. Her şey içimde olmuş ve bitmiş. Bir bakıyorum yine kendimleyim. Bir bakıyorum onca konuşmayı içimde yaşamış ve bitirmişim. Sonra susuyorum. Konuştuğumu sanıp sustuğum gibi değil. Sahiden susuyorum. Her şeyi bir çırpıda anlattığım için bu kez bir başkasına anlatmak anlamsız geliyor. Zaten yorgunum. Bir kez daha anlatmaya derman bulamıyorum.

Hep öylece durmak istiyorum. Kitaplarıma gömülmek mesela. En güzel müzikler eşliğinde okumak istiyorum. Vakitten vakte yerimden kalkıp duadan huzura varmak. Yine böyle kendi kendime konuştuğumu fark edip klavyeye sarılıyorum.

Sonuç mu? Bu. Sadece bu.

Hala yorgunum. Hala yazmam gereken kodlar var. Hala hazırlanmam gereken bir kpss, hala bunların hiç birini aslında yapmak istemeyen bir ben var.

Kulağımda fizy uğraştırmasın diye açtığım soundcloud’da karşıma ilk çıkan linke tıkladığım bir adamın sesi. Hiç de fena değilmiş aslına bakarsanız. James Blunt’ımsı bir şey. Rabbim cuma hürmetine huzur versin inşaAllah hepimize. Bu güzel günün hürmetine zalimlerin zulmüne maruz kalan kardeşlerimize ettiğimiz dualarımızı kabul etsin inşaAllah. (Amin)

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki KARABATAK başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

Bunu ben yazmadım 2

Bunu ben yazmadım!

Macera Dolu Amerika

1 Yorum

  • Reyhan
    4 Mayıs 2014 de 02:11

    Şimdi ben olaya biraz psikolojik olarak yaklaşacağım,tam adını hatırlayamasam da şöyle bir şey var; mesela geçen yıllarda 21 Nisan’da birini kaybettin,o hafta çok kötü geçti,bitmek bilmedi,acılı geçtiyse,o etkiyi beden unutmuyor ve aynı periyotta tekrar insana yaşatıyor..Hiç bir olmasa bile.
    Özellikle hiçbir şey yokken ortada,aşırı bunalma,sıkılma gibi şeyler yaşıyor ve bir türlü atlatamıyorsan bu şekilde geçmişine bakabilirsin.Belki ruhen sen kendini unutmuş,anlatmış sayıyorsundur da,bedenin ve ruhunun derinlikleri öyle değildir…
    En azından ben öyle yapıyorum.İşe de yarıyor mu?-Yarıyor,en azından “neden böyleyim?” diye kafayı yemiyorum 🙂 Ha kast ettiğim şu değil :”ha geçen yıl bu zamanlar çok kötüydü,şimdi de öyle olacak kesin vs ” gibi düşüncelerle var olan normal zamanını depresif geçirmen değil asla 🙂 Sadece bazen bilmek daha iyi gelir,ilerisinde aynısı olmasın diye o zaman dilimlerini tedavi edebilirsin..Tabii ki bolcana da dua 🙂 Allah gönül ferahlığı versin,yardımcın olsun…

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.