Bedelli askerlik üzerine düşüncelerim


Çıkacak, çıkmayacak derken iki gün önce aniden açıklanıverdi. Daha önce 30.000 lira olarak belirlenen rakam insanlara çok gelince başvuru az olmuştu. Devlet beklenen parayı kazanamayınca bari sürümden kazanayım deyip ücrette indirime gitti.

Gördüğüm kadarıyla toplumumuz yeniden ikiye bölünmüş durumda. Ve tabi ki ben ters taraftayım.

Aslında beni ilgilendiren bir durum yok. Çünkü askerlik sorunum yok.

Ama baktım ki herkes kısır bir çekişmenin içerisinde. Benim neyim eksik deyip atladım tartışmanın göbeğine.

Bedelli çıkınca iyi mi oldu kötü mü oldu?

Bence kötü oldu.

Nedeni ise bizzat devletin halkını zengin-fakir olarak bölmesi.

İki gündür askerliğini bedelli yapacak olanlar bir yandan göbek atarken diğer yandan da askerliğini uzun dönem yapanlar tarafından adeta “vatan haini” ilan edilmenin acısıyla çok sert söylemlerde bulunuyor.

Askerlik benim gözümde hem iyi hem kötü. Kötü diyorum çünkü insanın ömründen ömür gidiyor. İşini, eşini bırakıp “vatani görev” avuntusuyla şafak saymak insana gerçekten çok zor geliyor. Ama bir de işin arka yüzü var ki, pis kapitalist düzen tarafından zengin-fakir ayrımı yapılmış olan ülkemizde insanları aynı seviyeye çekip söz dinlemeyi, zorluk çekmeyi, sabrı öğreten; delikanlıyı adam eden bir sistem. Bu yönü nedeniyle de iyi görüyorum.

Asker-millet kavramından uzaklaşmamız gerektiğini, duygusal yapımızı bir an önce bırakıp profesyonel gözle olaya yaklaşmamız gerektiğini söyleyen bedelliciler, üçüncü dünya ülkeleri gibi davrandığımızdan şikâyet ediyorlar.

Bu noktaya da değinmek istiyorum.

Eğer asker-millet kavramından uzaklaşacaksak devlet, bedelli askerlik yerine profesyonel orduya geçmeli ve vatanın bütün evlatları üzerinden aynı anda bu kutsal görevi affetmelidir. Madem profesyonel gözle bakmamızı istiyorsunuz, bu fikre destek verin, kimse bedelli askerliğe başvurmasın, ya herkesten düşsün ya da herkes askerlik yapsın.

Kolaysa bu fikrime sahip çıkın.

Ve milleti duygusal davranmakla suçlayarak “üçüncü dünya devleti gibi davranıyorsunuz” diye aşağılamadan önce bir kere daha düşünün. İçte ve dışta bu kadar çabaya rağmen çözülmeden bir vatan üstünde yaşıyorsak bunun sebebi o şikâyet ettiğiniz duygusallığımız ve duygusal bağımızdır. Zaman zaman kötü sonuçlar doğursa da bizi birbirimize bağlayan güç şimdilik odur.

Daha düne kadar “milletvekillerinin çocukları askerlik yapmıyor, şehitler hep fakir evlerinden çıkıyor” diye ortalığı ayağa kaldırırken bir anda gelen hakla ayrıcalığa mı kavuşmuş oldunuz? Yaşı tutmayan ya da parası olmayan insanlar sizden daha az mı insan yani?

Gel gelelim devletin bedelli askerliği ebesinin hayrına getirmediğini hepimiz biliyoruz. Burada bir taşla iki kuş vurulacak. Hem çözüm süreci adı altında zorunlu askerliğe gitmek istemeyenleri kurtarmış olacaklar hem de hazineye para akıtacaklar.

İşin bu yönünü düşününce benim neden diğer tarafta olduğumu anlamışsınızdır.

Beni kızdıran diğer konu ise hem halkı duygusallıkla suçlayacaksın, hem çeşitli meslek gruplarından ordu oluşmaz diyeceksin, hem de savaş durumunda herkesin üstüne düşeni yapacağını iddia edeceksin.

Onu bi geç kardeşim!

Duygusallığımızı bir kenara bırakırsak vicdanımızı kaybetmeye başlarız. Sonra çözülüp bireyselleşiriz. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın düşüncesiyle savaş evimize dayanmadıkça görmezden geliriz. Bunun neticesinde üstümüze düşeni yapmayız, vatan matan da savunmayız. Hem ömründe eline silah almamış, emir almayı öğrenmemiş insanlar gönüllü bile olsalar nasıl vatanı için savaşacak?

Hülasa: Aslında ben de zorunlu askerliğin kaldırılmasından yanayım. Bu işin de askerlik vazifesi zorunlu yapılırken nasıl ki bir anda herkese mecburiyet verildiyse aynı şekilde herkesten aynı anda düşmesi şeklinde yapılmasını istiyorum. Böylece kimse itiraz etmeyecek, imtiyazdan şundan bundan bahsetmeyecektir.

Kızdığım nokta, bedellicilerin askerlik yapmayacak olması değil, kendilerini haklı ve imtiyazlı gösterme çabalarıdır.

Unutmayın ki daha iki gün önce verilmiş olan bu hakkın aniden geri alınma ihtimali de vardır. Üstünde gezdiğiniz bulutlara güvenerek fazla sert basmayın, sizi taşımayabilirler. Sonra üzülürsünüz!

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Siz yanlış biliyorsunuz! başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Etiketler:
Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

Kaktüs İnsanlar

Vedalar Üzerine

2 yorum

  • Halil İbrahim
    4 Aralık 2014 de 10:12

    Büyük! Ustanın “Yeni Türkiye”sinde Zengin olanlar basar parayı askerlik yapmaz benim garip Anadolu gençlerim gider paşa, paşa askerliğini yapar. Birde bu Yeşil Kapitalist Sömürgenleri savunur. Bu tartışmalar Tamamen gündem saptırmak ve milletin gözünü başka yerlere çekmek için yapılıyor. Maksat Hırsızlıkların yolsuzlukların üstü kapansın. Yoksa 1 Kadehe 1000 lira ödenen kAçAksaray gündemden düşmez din(i)dar CB mız sinirlenmek zorunda kalır.

    “Ak diyorlar bu Kapkara yüzlere
    Ak‘tan sitem, bin teesüf bizlere”

  • Besparasiz
    8 Aralık 2014 de 23:05

    Askerlik konusunda bende karşı çıkanlardanım.Hükümetin paralı askerliğe geçiş planlarının olduğunu biiyoruz,bunuda o dönemden önce vurgun olarak düşünebiliriz.Diğer türlü para bile vermeyecek bu insanlar en azından devletin kasası dolsun .Neresinden tutsan dökülüyor bu konu.
    Bu arada sizi mimledim,zahmet edip cevaplarsanız mutlu olurum 🙂

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.