Ben bende değilim meçhullerdeyim


Soma felaketinden beri elime kalem alasım gelmiyor. Aslında içimde biriken çok şey var. Ama ne düşünsem boş ve anlamsız geliyor. Biz kez daha anladım ki ölüm bizi adım adım takip ediyor. Ve bir kez daha anladım ki insan hayatı çok ucuz.

Ben zihnen hala Soma’dayım. Göz göre göre –resmi rakamlara göre- 301 can gitti. Kiminin oğlu, kiminin babası, kiminin kardeşi… Tarım ve hayvancılıkla uğraşanların ürettiklerini değersizleştirip o insanları devlete bağımlı hale getirenler, tütün para etmiyor diye z bir ücretle madene inenlerin halinden anlamaz elbette.

Bence “ölüm madencilerin kaderinde vardır” söylemi de tamamen yanlış. Çünkü takdir tedbiri elden bırakmayı gerektirmez. Özellikle belirtmeliyim ki orada şehit olanlar madenci de değildir. Aç kalmamak için madende çalışmaya mecbur edilmiş modern kölelerdir.

30 Mart’tan önce iktidarı kaybetme korkusuyla sesi kısılana kadar nutuk atanlar aynı kararlılığı maden kazasında niçin gösterememiştir? Yine milletvekili maaşlarının görüşülmesinde tam kadro hazır bulunan milletin vekilleri maden yasasının görüşülmesinde niye kayıpları oynamıştır? Peki ya ekranın karşısına geçip ukala ukala konuşan maden sahipleri günlerce ortalıkta dolaşıp ciğerleri kanatırken ve yakalanma emrini duyunca sırra kadem basarken güvenlik güçlerinin, hakimlerin, savcıların aklı nerededir?

“Deprem olsa başbakandan biliyorlar” diyerek savunmaya geçenler, 2. Halife Hz. Ömer’in “Fırat kenarında bir kuzuyu kurt kapsa, Allah bunun hesabını benden sorar” sözünü kulak ardı edip sonra da başbakanı kendi kafalarından halife ilan etmeye kalkarken neyin kafasını yaşamaktadırlar?

Nitekim Ege Denizi’nde meydana gelen deprem İstanbul’u da titretme gafletinde bulunarak gündemin değişmesine neden olmuş ve Soma’yı birçok kişiye unutturmayı başarmıştır. Bir çoğumuz için “ölen öldü, kalan sağlar bizimdir” mantığıyla hayat normale döndü artık.

Peki ya madenci aileleri? İstanbul’da hissedilen deprem onlara kadar etkisini göstermiş midir acaba? Henüz 3 hafta önce ailelerini yerle bir eden depremin yaraları sarılmamışken can ve mal kaybına neden olmamış bir sallantının onları unutturması acıtmamış mıdır yüreklerini?

Tekrar söylüyorum; ben zihnen hala Soma’dayım. Sanırım madenci aileleri için henüz bir şey yapamamış olmam yüzünden bu haldeyim ama hala benim takvimim 13 Mayıs’ı gösteriyor.

Soma kazasından bir hafta sonra gazetede okuduğum bir söz beni derinden etkiledi: “Olumlu düşünen insanlar ölümü salt bir kayıp olarak kabul yerine bir uyarı olarak algılayıp sosyal ilişkilerini ve iş hayatlarını yeniden düzenlerler.”

Sanırım bu bana bir işaretti. Ya da ben bu sözü üzerime fazlasıyla alındım. Bilemiyorum. Ancak hayatımı büyük oranda gözden geçirip yeniden düzenlememi sağladığı kesin. Mesela; internete ve oyunlara ayırdığım zamanı iyice azalttım. Saatlerimi verdiğim bloğa da sınırlı zaman ayırmaya karar verdim.

Artık varsa yoksa ailem…

Ne demiş şair: Pişman olursun fayda vermez. İş işten geçer zaman geri gelmez. Sakın kırma kimsenin kalbini. Kırılan kalpler kolay düzelmez!

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Bir durun, bir durulun artık başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

Kaktüs İnsanlar

Vedalar Üzerine

3 yorum

  • ~mnelam
    30 Mayıs 2014 de 10:59

    Bazen bir soluklanma gerekir, birilerinin esintileri başka birilerinin nefesini açar…

    Hayırlı olsun.

  • Selahattin Barışkan
    1 Haziran 2014 de 01:29

    Ömürleri boyunca iki satır yazı yazamayan ve sadece yazılması gerekeni emreden insanların yönettiği yani yönetemediği iktidarı, muhalefeti, sokak da ki vatandaşı ile ne kadar duyarsızlaştığımızın bir kanıtıdır SOMA. İzmir’de yaşıyorum. İşe olaydan sadece bir gün sonra daha 24 saat geçmeden öğle vakti 2 de, servise binmek için durağa indiğimde kahvede oturan vatandaşlar okey bilmem kaçıncı eline dönüyordu. İşte dedim sırf bu yüzden bu ölümler yaşanıyor. İzmir gibi Soma ya komşu ve bir çoğunun akrabası yada tanıdığı olma ihtimali olan bir kentte. İnsanlar okey oynuyor. Bu kadar duyarsızlaşmış olmamız bize daha çok felaket yaşatır.
    Bu arada yazını bir solukta okudum. Duyarlılığın için teşekkürler….

  • Hanım Kız
    1 Ekim 2014 de 02:16

    Hayatta her olay bizlere bir ders mahiyetinde değil midir? Tabi ki üzüleceğiz ama üzüldüğümüz olaylardan ders çıkarabilirsek işte o zaman sağlam bir adım atarız geleceğe…

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.