Bir de benden dinleyin


Günlerdir bloguma yazı yazamıyorum. Bunun nedeni de; ülkemizde meydana gelen olaylar karşısında yazmak istediğim diğer konuların gözümde değersiz kalışı.

Peki, günlerdir neler yaşandı? Kısaca bahsetmem gerekirse;

Gezi Parkı’ndaki ağaçları sökmek amacıyla gece yarısı dozerlerle parka girilmesi üzerine eylemciler yıkıma engel olup geceyi parkta geçirdi. Sabaha karşı da çadırlarda uyuyan eylemciler yataklarında baskına uğradı ve bazı çadırlar ateşe verildi. Polisin tepkisi çok sert olduğu için çok fazla tepki çekti. O andan itibaren de film koptu.

İnsanlar akın akın Taksim meydanına gitti. Taraftar grupları ve sanatçıların da destek vermesiyle eylem büyüdükçe büyüdü. Ben de eylemi takip ederim ümidiyle televizyonu ve haber sitelerini açtığımda şok oldum. Sanki hiçbir şey olmamış gibi davranıyordu hepsi. Medyanın duyarsız kalışı üzerine meydan twitter’a ve yabancı medya kuruluşlarına kaldı. Tabi onlar da kafasına göre yayın yaptı.

Özellikle cuma ve cumartesi gecesi twitter resmen yıkıldı. Denetim mekanizması olmadığı için her söylenen doğru kabul ediliyordu ve tepkiler çığ gibi büyüyordu. Eylemcilerin iletişim aracı olarak twitter’ı kullanması ve kimin ne olduğunun bilinmemesi işleri iyice çığırından çıkardı. Doğal olarak da bir sürü yalan haber dolandı ortalıkta. Hatta bir ara iş “darbe yapılsın, hükümet istifa, asker nerede” gibi söylemlere kadar vardı.

Sonrası malum; gazlı müdahaleler, provokasyonlar, tehditler… Günler geçtikçe ne eylemciler ne de polisler geri çekildi. Böyle davranarak bir sonuca varılamayacağı anlaşılınca yumuşatıcı konuşmalar başladı da ortalık sakinleşmeye başladı. Başbakanın da yurt dışına gitmesi ortamın yumuşamasında büyük rol oynadı.

Bugün eylem 10. gününde. Polisler ortalarda pek görünmese de tüm yurtta eylemler bitmiş değil.

Kişisel olarak beni çok fazla ilgilendirmese de bir vatandaş olarak ülkemin bu hali fazlasıyla ilgilendirdi ve binlerce kilometre öteden takip etmeye çalıştım. Ortam biraz sakinleştiği için ben de yazmaya başlayayım dedim.

Çok uzaklarda olsam da birçok şeyi gördüm ve kendimce yorumladım. Bana göre;

-Tepki verileceğini bile bile “emir verdik yapılacak” tarzında söylemler HATA

-Ağacı bahane ederek toplananların işi devrim yapmaya kadar götürmek istemesi HATA

-Toplananları küçümseyici, aşağılayıcı, kızdırıcı ya da yok sayıcı konuşmalar yapmak HATA

-Twitter’da “mesele ağaç değil, amaç farklı, hadi sende gel” ya da “istesek eylem yapanları bir kaşık suda boğarız” şeklinde tweetler atmak HATA

-Amerika’da patlama olduğunda ta oralardan canlı yayın yaparken ülkemizdeki olaylar karşısında üç maymunu oynamak HATA

-Olayların üzerinden siyaset yapmaya ya da olayları sahiplenmeye çalışmak HATA

-Gaz bombasını belli mesafeden belli açıyla atmak gerekirken insanları hedef alarak atış yapmak, yakaladığı insanları öldüresiye dövmek, biber gazını insanların direk yüzüne püskürtmek HATA

-En doğal hakkı olan protesto hakkını kullanırken gaza gelip kamu malına zarar vermek, zaten gergin olan sinirleri yıpratırcasına polisi tahrik etmek ve polise çivili top fırlatmak HATA

Kısacası eylemleri ne destekliyorum ne de karşı çıkıyorum. Bana göre herkesin haklı ve haksız olduğu yerler var. Son olarak diyorum ki; inşallah bu olaylardan iki taraf da ders çıkarır.

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Dilime dolananlar-2 başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

Kaktüs İnsanlar

Vedalar Üzerine

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.