Bir “like” için neleri feda edersiniz?


Hadi bu soruyu kendimize soralım ve cevabı dürüstçe verelim.

Sanal, hiçbir maddi değeri olmayan ve çapı “felan bunu beğendi” cümlesinden öte geçmeyen “like” uğruna bugüne kadar neler feda edilmedi ki?

En gizli sırlar, en özel fotoğraflar, bebeklerin masumiyeti, kıyıda köşede kalmış anılar, yenilen yemekler, içilen içecekler, hatta sanal âlemde bulunmak istemediğini özellikle belirtmesine rağmen düşüncesini umursamadığımız dostlarımızın güven duygusu…

Bitti mi? Hayır!

Yukarıdakileri bile hazmedememişken son zamanlarda gördüğüm ve çileden çıktığım bir durum daha var: dini değerlerimizin like uğruna harcanması.

Her şeyler bitti şimdi sıra onlara geldi.

“Peygamberimizin su içtiği tası kaç kişi beğenir, paylaşır?”

“Kâbe’nin içini kaç kişi beğenecek bakalım?”

“Müslümansan bu şahadeti beğen ve paylaş”

“Üç salâvat okuyanlar zinciri bozmasın, beğenip paylaşsın” v.s

Memleketimizde ne kadar işsiz güçsüz insan varmış meğer. Köydeki Ahmet ağa bile almış eline bir akıllı telefon, bir şeyler paylaşıp kaç kişi beğendi diye takip eder olmuş.

Peki, ne işe yarıyor bu beğeniler?

İşin maddi boyutundan bakarsak, çok takip, çok beğeni dikkat çekmenizi sağlar. Belki birkaç firmadan reklam teklifi alırsınız. O da para kazandırabilir. Ancak kendinize dünya menfaati sağlamak için kullandığınız, üzerine bastığınız ezdiğiniz,, feda ettiğiniz kıymetli şeyler ne olacak?

Maddi bir getirisi olursa durum vahim dedik.

Peki ya bir de hiçbir getirisi olmazsa?

Sırf benliğinizde eksik kalan “beğenilme, takdir edilme, dikkat çekme” duygularınız tatmin olsun diye bunca şeyi harcayacak kadar benliği zayıf kimseler misiniz?

Eğer öyleyseniz bir “like” uğruna ne feda ediyorsanız sadece kendinizden edin. Birilerinin güvenini, dini hassasiyetini, masumiyetini kurban etmeye hakkınız yok.

Bir ayet, bir hadis, bir kıssa seni derinden etkilemiş olabilir. Bunu çevremdekiler de görsün okusun diyerek paylaşabilirsin. Ancak sırf beğeniye odaklanmış görseller hazırlayıp içine manevi değerlerimizi serpiştirerek defalarca paylaşmak, insanları adeta mecbur tutmak neyin kafası?

Hele şimdi akıllı telefonlar, tabletler ve diz üstü bilgisayarlar ayakaltında geziyor. (Düşünün artık, binlerce lira verdiğimiz cihazlara ne kadar kıymet verdiğimizi). İnsanlar yattığı yerden, ayaklarını uzattığı yerden bunları kullanıyor. İnsanlık hali, evde bunlar normal.

Ama düşünün, yorgun argın eve gelip uzanmışsınız. Göz atayım diye bir sosyal paylaşım sitesi açıyorsunuz. Her yer sırf beğeni alsın diye paylaşılmış Kuranı Kerim sayfaları, ayetler, dini resimlerle dolu. Toparlansan bir türlü, toparlanmasan bir türlü…

Eh be kardeşim, onları beğeni uğruna paylaşmak yerine açıp okusan, tefekkür etsen, aldığın ibreti bizimle paylaşsan, istifade ettirsen, bizi de yattığımız yerden günaha sokmasan olmaz mı?

Olmaz, o zaman kimse beğenmez. Dikkat çekmez! Beyimizin de doymaz egosu tatmin edilmiş olmaz.

Ama hatırlatırım, diğer tarafta “facebookta kaç kişiye salâvat çektirdin?” diye sual olunmayacak, “sen kendin kaç tane salâvat çektin?” diye sorulacak. (Kesin bilgi, yayalım 🙂

Lütfen Rabbimizin sadece insanlara bahşettiği ve kullanmamızı ısrarla istediği beynimizi suni uyuşturucuların pençesinden kurtarıp azıcık düşünelim. Azıcık akledelim, fikredelim. Azıcık ne yaptığımızın farkında olalım.

Ve lütfen, ucuz menfaatler için kıymetli şeylerimizi harcamayalım.

 

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Minecraft yasağı üzerine başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Etiketler:, ,
Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

Kaktüs İnsanlar

Vedalar Üzerine

7 yorum

  • Halil İbrahim
    31 Mart 2015 de 12:10

    Çok Haklısın fakat insanlar bir şeyler üretme yerine tüketmeyi tercih ettikleri için bununla tatmin oluyorlar yapacak bir şey yok…

  • aycan
    8 Nisan 2015 de 20:10

    egosuna sahip olamayanlar maalesef her türlü sömürüyü kendilerinde hak görüyorlar.
    Bu yazı da cuk olmuş 🙂

  • ekrem
    9 Nisan 2015 de 16:37

    memleketteki avare insanlar ne yapsın? Boş işlerle uğraşmak hoşlarına gidiyor

  • NİL
    20 Nisan 2015 de 20:34

    Bence çok güzel bir konuya değinmişsiniz.
    Özel alanıma yaklaşma denilirdi önceden şimdi en özel anlar çpk rahat bir şekilde paylaşılıyor.

  • yasmin
    22 Nisan 2015 de 23:16

    Ne hallere düştü özellikle de gençliğimiz. Sanal ortam, internet iyi kolaylığı var filan dedik, daha okula başlamadan çocukların ellerine verdik tabletleri, sonuç olarak sanala bağımlı, günlük hayattan kendini soyutlamış ve sanalda yaşayan bireyler yetiştirdik. Geleceği düşünemiyorum bile artık ne yazık ki.

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.