Biraz da nostalji 2


Bloğumun 2. yaşını kutlamasına sayılı günler kala başımı ellerimin arasına alıp düşünmeye karar verdim. İlk blog açtığımdan beri gerek blogda gerek gerçek hayatımda nelerin değiştiğini görmeye çalıştım. Sadece düşüncelerimi insanlara özgürce sunacağım ve düşüncelerimi kimlerin okuduğunu umursamadığım zamanlardan dünya genelinde 800.000’inci, ülkemizde ise 15.000’inci sıralara yükselmiş bir blog haline geldiğimiz bugünlere gelmek hem yorucu hem de eğlenceliydi.

Zaten 3. yılımıza yeni bir hostingle başlamayı planlıyorum. Türkiye lokasyonlu olursa hem sorunları çözmek kolay olacaktır hem de site hızı artacaktır.

Ancak bu iki yıllık süreçte dikkatimi en çok çeken şey; eski yazıların çok fazla okunmaması oldu. Resim ve videolara değil yazılara odaklanmam, hem işe yarar yazılar hem kişisel düşüncelerimi yazmam, hemen hemen her gün yazı yazmaya çalışmam gibi sebeplerden hangisi buna sebep oluyor bilemiyorum.

Tek bildiğim, son bir yıllık süreçte 30-40 defa okunan yazım da var 2000 defa okunan da. Özellikle şiirlerim kimsenin açıp bakmadığı sayfalar olarak başı çekiyor. Bu nedenle şiirlerim kategorisini kaldırmayı bile düşünüyorum.

Sol alta arşiv bölümü koydum. İki yıllık süreçte hangi ay ne kadar yazı yazdığım orada görünüyor. Bilinçli olarak o arşivi Türkçeleştirmedim. Bir gün bir Allah’ın kulu çıkıp da “o arşiv neden İngilizce?” diye sorana kadar da Türkçeleştirmeyeceğim.

Uzun lafın kısası; eski yazıların okunmamasından şikâyetçiyim. Çekinmeyin okuyun efendim. Okumaktan zarar gelmez. Bela okuyacağınıza blog okuyun:)

Ülkemizde blog kültürü daha tam gelişmiş değil. Bunu anlıyorum. Lakin 260 kadar yazı bulunan bir blog zamanı değerlendirmek için gayet güzel bir alternatif bence.

Ben bloğu iyi yerlere getirmek için geceli gündüzlü gayret ediyorum. Bundan emin olabilirsiniz. Ve en çok merak edilen soruya açık açık cevap vermek istiyorum. (Çünkü arkadaş çevrem çok merak ediyor):

-Blogdan bir kuruş bile kazancım yok. Aksine daha cepten yiyor. Siz blogda gezip yazıları okuyunca ben zengin olmayacağım. Ya da blog daha fazla duyulunca ben reklam almaya başlamayacağım. Gücüm yettiği sürece mesleğimden kazandığım alın terimle geçinmeye devam edeceğim Allah’ın izniyle. İmkânım elverdikçe de bloğum sade, temiz ve reklamsız kalacak.

Bu kadar serzeniş yeterli sanırım:)

Şimdi 2013 yılı Nisan ayında blogda hangi yazılar yayınlanmış bir bakalım:

5 Nisan: Bu aralar tuhafım

6 Nisan: Projelerim-3: Yeni Bir Oyun

15 Nisan: İlk Av

23 Nisan: Anonim Sörf Yapma Yöntemleri

24 Nisan: İman Tahtası

26 Nisan: Yazarlık Geçmişim

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Hakaret edebilmek özgürlük müdür? başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

Kaktüs İnsanlar

Vedalar Üzerine

3 yorum

  • Hilal Yavuz
    5 Eylül 2014 de 20:13

    Cidden O arşiv niye ingilizce ?

    • Ali Can
      2 Ekim 2014 de 13:59

      ben de merak ettim şimdi:)))

  • elanur
    12 Ekim 2017 de 17:35

    gayet güzel şeyler yapıyorsunuz hocam elimden geldiğince okumaya çalışıyorum emeğinize sağlık hız kesmeden devam 🙂

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.