Bu Ne Lan!


Normal şartlar altında (NŞA) beni derinden sarsmadığı sürece izlediğim filmler ya da okuduğum kitaplar hakkında bloğumda yazı yazmıyorum. Bunu yapan binlerce blogcu var zaten:)

Ama gelin görün ki bugün Açlık Oyunları (Hunger Games) filmini izleme gafletinde bulundum. Aylar önce izlemeyi düşünüyordum ama zamanım olmamıştı. Keşke yine zamanım olmasaydı.

Ben fantastik film tarzını çok sevenlerdenim aslında. Yüzüklerin Efendisi serisi, Underworld serisi, Van Helsing bu türde en çok beğendiğim filmlerdir. Ama Açlık Oyunları filmi beni bu türden soğuttu malesef.

Ben hayatımda bu film kadar saçma, berbat, iğrenç, senaryosu kopuk ve gereksiz film izlediğimi hatırlamıyorum. Filmin ne başı var ne sonu. Ortadan başlayıp ortada bırakıvermişler.

Film bittiğinde ağzımdan tek çıkan cümle; “bu ne lan!” oldu.

Çocuk yaşta insanların seçilip ölümüne dövüştürülmesi ve bunun diğer insanlar tarafından izlenmesi temasına dayanan bir senaryo nasıl bir hastalıklı beyinden fırladı acaba.

Filmdeki esas kızın “kaşarlığı” da göz doldurdu maşallah!

Nefret ettiğim bu film hakkında çok fazla bir şey yazma gereği duymuyorum. Son olarak en saçma sahnelerinden birini anlatıp yazımı bitiriyorum:

Esas kızımız hayatta kalabilmek için ormanın ortasındaki alanlığa bırakılan malzemelerden almak zorundadır. Ağaçların arasında durur ve uygun anı kollamaya başlar. Etrafta hiç kimse yoktur. Tam çıkacakken bir tane sarışın kız diğer taraftan koşarak gelir ve malzeme çantalarından birini kaparak kaçar. Hiç kimse de onu görmez, peşine düşmez ya da karşısına çıkmaz. Ama ne zamanki bizim kız ağaçların arasından çıksa en kötü gençler hemen onu görüp peşine düşer ya da karşısına çıkar.

Ve bu sahne filmde iki defa tekrarlanır. İzleyiciyle dalga geçer gibi…

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Tuvalet Edebiyatı başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

Kaktüs İnsanlar

Vedalar Üzerine

2 yorum

  • sanem
    15 Eylül 2012 de 23:42

    İnsanın sevmediği filmleri de yazması gerek.iyi yapmışsın.İzlememiştim.İzlemeyeceğim:)

  • Üniversitede Hayat
    18 Eylül 2012 de 15:19

    Bende bu film ve kitabı var. Önce kitabı okuyup sonra filmi izleyecektim. Tedirgin ettin şimdi..
    Filmi beğenmemişsin. Ama neyini beğenmediğini yazmamissin.
    Bir kaç kişiden duydum açlık oyunlarını kimseyede yorumunu sormamıştim.
    Biraz soğuttun, Ama yinede okuma zevkine güvendiğim biri var ona danışmam lazım.tanımadığım için güvenemiyorum. K bakma cem. Farklı bakış açısı olmuş.

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.