Bunu ben yazmadım!


Doğru okudunuz, bu defaki yazıyı ben yazmadım. Yazanı da bilmiyorum. Ama keşke tanısaydım, keşke bu yazıyı blogum için yazsaydı ya da keşke yazıyı ben yazsaydım.

Neden ben yazmadım ki? Korktum mu? Çekindim mi? Aklıma gelmedi mi?

Duvar ustasının taşları yerli yerine koyup ortaya duvar çıkardığı gibi kelimelerle sanat yapmış bu şahsiyet, birçoğumuzun diyemediklerini demiş. O kadar çok beğendim ki bloguma koyma kararı aldım. Buyurun okuyun ve görüşlerinizi lütfen benimle paylaşın:

BİZ YOLUNUYORUZ, KİMLER KAZANIYOR…

Ben dürüst, hiç kanuni suç işlememiş, vergisini muntazam ödeyen,

trafik kuralları dahil her türlü kanun ve kurala uyan bir vatandaşım.

Bir şahsa hakaretim bile yoktur…

Ama başkaları tecavüz ediyor, alkollü araba kullanıp sakat bırakıyor, insan öldürüyor, hırsızlık yapıyor.v.s.

Ben onları vergimle hapishanede besliyorum ve çıktıklarında da mutlaka onlara iş veriyorum, ayrıca aramıza alıyorum ki tekrar tecavüz etsinler, sakat bıraksınlar, öldürsünler.

Ben de düşünüyorum, aklediyorum ve sistemde yanlışlar buluyorum.

Sivil Toplum Kuruluşlarıyla çalışıyorum, yazıyorum, oy veriyorum…

Ama başkaları bölüyor, dağa çıkıyor, bomba atıyor, ağlamayana meme yok diye kırıyor, döküyor ve öldürmeye devam ediyor…

Ben onların maaşını ödüyorum, liderlerini besliyorum ve kardeşlerimi öldürdüğü için affetmeye zorlanıyorum.

Ben tek çocuk sahibiyim. Doğuramadığım için değil. Sevgimi, ilgimi, bilgimi ve maddi gücümü en iyi şekilde bu insana yatırıp, onu onlarca insana bedel, akıllı, manevi değerler üretebilen ve yaşatabilen, kutsal sisteme saygılı bir insan yapmak istediğim için…

Ama başkaları 10’larca çocuk dünyaya getiriyor. Korunamadıkları için değil. Sayısal üstünlük sağlamak için. Sevmiyorlar, ilgilenmiyorlar.

O çocuk dağa çıkıyor, o çocuk kapkaç yapıyor, o çocuk tinerci oluyor, o çocuk okumadığı için özgür olamıyor ağasına maraba oluyor

Ya da bakamadıkları için dedesi yaşındaki birisine 13 yaşında satılıyor ve 14 yaşında o da doğurmaya başlıyor…

Sonra benden o insanlara merhamet duymamı ve benden alınan vergiler onları beslemeye yetmediği için ayrıca çocuklarını okutmamı istiyorlar.

Ben marabaların kızlarını okutayım ki ağaları kendi kızlarına kilolarca altın takılan 40 gün 40 gece düğünler yapabilsin.

Evlerini ısıtıyorlar benim vergilerimle ya da kim bilir o kömürleri satıp sigara parası yapıyorlar.

Oysa ben bu kış zamlı doğalgazı nasıl ödeyeceğimi düşünüyorum.

Onlar 10’ar 10’ar doğurduğu için işsiz kalıyorlar ve batıdaki fabrikaları doğuya taşımaya zorluyorlar. Öyle ya merhamet etmek lazım. Batıdakiler işsiz kalsa da olur, malum onların sesi çıkmaz.

Oysa toprak reformu, aşiretleri çözmek kimsenin işine gelmiyor. Çünkü oy için 10 000 insanı ikna etmek kolay değildir ama ağasını ikna etmek kolaydır.

Ben daha maaşımı almadan vergim kesiliyor…

Ama başkaları vergi ödemiyor ve sık sık affediliyor.

Benim maaşım belli.

Ama stadyumda sünnet düğünü yapanın geliri nasılsa belli değil.

Oysa biz evlendiğimizde düğün bile yapamadık.

Biz evlendiğimizde alacağımız mobilyalarla doğaya zarar vermişizdir endişesi ile nikaha gelen herkese şeker yerine yüzlerce ağaç fidanı dağıttık, doğadan aldığımızı doğaya geri verelim diye…

Ama başkaları ormanı yakıp yerine ev yaptılar, sattılar, kiraladılar, zengin oldular ve 2B ile affoldular.

Benim babam ev alabilmek için 12 sene aynı işçi parkası ve pençeli ayakkabısı ile gezdi.

Çok şükür şimdi evleri var…

Ama başkalarının babası devletin arazisi üzerine gecekondu yaptı, şimdi mütahite sattı ve bir sitede 60 dairesi var.

Ben dişimi fırçalarken suyu devamlı kapatıyorum. Meyve yıkadığım suyla balkonu yıkıyorum..v.s. Malum suyu israf etmeyeceğiz ya…

Ama başkaları golf sahaları yapıp çimleri için tonlarca su kullanıyor.

Ya da bir yerlerde kaçak kullanıp para vermiyorlar.

Ben bakanımızın da tavsiyesine uyarak saçımı havluyla kuruluyorum.

Ayrıca Maliye bakanımızın kızına katkısı olsun diye evlerimizi tasarruflu ampullerle donatıyoruz. A+ makinelerimiz var…

Ama başkaları kaçak elektrik kullanıyor ve faturalarını ben ödüyorum.

Ben sağlık sigortamı istemesem bile ödüyorum…

Ama başkaları yeşil kartla gidip benim paramla muayene oluyorlar.

Gerçekten ihtiyacı olana son kuruşuna kadar helal olsun. Ama bu ülkede kaç milyon yeşil kartlı var? Kaçı hak ediyor?

Ben sabrediyorum, bir yaratıcının var olduğuna, bunların bir imtihan olduğuna inanıyorum.

Ben doğru yol, iyi iş (salih amel) den hedef ne olursa hiç bir gerekçe ile (cihad, takiye..vs) her ne olursa olsun taviz vermiyorum.. .

Ama onlar takiye diyor, cihad diyor, bu daha iyi diyor, uyduruyor, dinimi bölüyor, kullanıyor.

Öyle uzun ki bu liste… biliyorum uzun yazıları okumayı sevmiyorsunuz.

Her türlü adaletsizliğe rağmen doğru bildiğim yoldan asla dönmeyeceğim…

Bir TC vatandaşı

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Macera Dolu Amerika başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

4 yorum

  • Halil İbrahim
    24 Mart 2015 de 13:12

    Harika bir yazı olmuş

  • Beraat
    27 Mart 2015 de 22:01

    Güzel olmuş haklı da.

  • Vedat
    13 Mayıs 2015 de 00:14

    Güzel bir yazı,yazarın eline,beynine sağlık.

  • Ali Osman
    13 Mayıs 2015 de 00:14

    Çok Doğru, çok güzel çok isabetli bir yazı yazanı tebrik ederim. Eline yüreğine sağlık.

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.