Ciddiyet


“Hayatta en nefret ettiğin kavram nedir?” diye sorsalar sanırım ciddiyet derim. Bunun en baş sebebi de maalesef anne tarafından akrabalarımdır. Daha küçücük bir çocukken şu sözleri duysanız siz ne yapardınız?

-Abisi gibi akıllı, uslu değil.

-Abisi daha olgun.

-Abisini biz daha çok seviyoruz.

-Abisi daha ciddi.

Bu cümleleri duya duya o kadar nefret ettim ki ciddiyetten! Yıllarım akrabalarıma inat daha neşeli, daha eğlenceli, daha az ağır başlı, daha çocuksu davranmakla geçti. Sırf onlara inadıma şımardım, onlara inadıma yerimde oturmadım. Bu defa da şu cümleyi duymaya başladım: Göğe merdiven dayıyor! (Yani o kadar hareketli ve şımarık ki yeryüzü yetmiyor, dar geliyor.)

Allah’ıma binlerce şükürler olsun onların bu sözleri bende abime karşı değil abimin ciddi duruşuna karşı bir tepki oluşturmuş.

Belki de bu yüzden tam olgunlaşmadım ben. Olgunlaşmamak için inat ettim. Annemin 16-17 yaşıma kadar beni kastederek “onun daha aklı ermiyor” demesi belki bu yüzden bu kadar sene tekrar edildi.

Hâlbuki ey akrabalarım, benim abimden farklı bir birey olduğumu, ondan çok farklı bir karakterim olduğunu, siz sevmeseniz de böyle davranacağımı en baştan fark etseydiniz keşke. Sizin beni sevmenize ihtiyacım olmadığını, ailem tarafından zaten fazlasıyla sevildiğimi bilseydiniz. Size inat davranayım derken davranışlarımın zamanla karakterime etki yapacağını nereden bilecektim ben?

Ciddiyet, resmiyet, olgunluk, aklı başında davranmak, takım elbise giymek, olgun insanlarla dolaşmak, kurallara uymak, uyumlu olmak, saatlerce gülmeden durmak, resmi kurumlarda zaman geçirmek… Hepsinden ama hepsinden nefret ediyorum şu anda.

Elbette ben de yerine ve zamanına göre davranmasını biliyorum. Ancak bitki köklerinin zamanla kayaları yardığı gibi ben de ciddiyet isteyen her şeye, her işe zamanla eğlence katıyorum. Bulunduğum ortam bana göre değilse ilk fırsatta onu kendime göre düzenlemeye çalışıyorum. Ciddi toplantılarda bile espri ve gülme fırsatlarını hiç kaçırmıyorum:)

Küçüklüğümden beri giyim kuşam kurallarından ve şekilcilikten de hoşlanmadım. Bunu söyledim diye tuhaf giyim adetlerim olduğunu sanmayın. Ancak takım elbisenin ağırlığı ve sıkıcılığı her zaman ruhumu ezdi mesela. İşim biter bitmez çıkarıp attım üstümden. Kravat taktığım zaman boğazımda bir çift el beni boğmaya çalışıyor gibi hissettim.

Gelin görün ki hayat beni “en sevmediğim kıyafeti bir ömür giydirecek” bir mesleği seçemeye itti. Mesleğimi zamanla sevdim ve birçok kişiden daha iyi yapabilir haldeyim. Yine de serbest kıyafetle görev yapmayı çok isterdim.

Son söz olarak Paulo Freire’nin şu sözü çok hoşuma gitti: Ciddiyet, zihin eksikliklerini örtmek için icat edilmiş bir tavırdır.

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Click! başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

Kaktüs İnsanlar

Vedalar Üzerine

2 yorum

  • nisa
    17 Haziran 2012 de 21:08

    Her insanın çocukluk yıllarında yaşadığı küçük ya da büyük travması hatta travmaları olmuştur. Zengin-fakir olsun, küçük yerde ya da büyük şehirde yaşamış olsun. Şımartılmış ya da ilgisiz bırakılmış olsun mutlaka hemen hemen her çocuğun travması vardır. Bu durum gayet olağan bence. Sana bu kadarla geçmiş olsun diyorum.

  • sanem
    22 Haziran 2012 de 17:43

    Nisa arkadaşımızın yorumuna katılıyorum.Güzel yazmış.Hepimizin çocukluk yıllarında olmuştur bu durumlar.Bence de olağan.Mühim olan senin gibi bu durumdan kendini mümkün olan en iyi şekilde çekip çıkartmak.İş ve eğlenceyi iyi dengelemişsin.Allah her zaman yüzünü güldürsün.

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.