Dedemin Dayağı


Henüz küçüktüm. Sanırım ilkokula gidiyordum. Rahmetli dedeme yardım etmem için yazları dedemle inek otlatmaya gönderiyordu annemler.
Komşu köy sınırına kadar yaklaşmıştık o gün.
O köyden bir hacı amcanın kavaklığının kenarındaki yeşil alanda otlatıyorduk inekleri. Ben de elime tahra (ağaç budamaya yarayan demirden keskin bir alet) alıp o kavaklığa girdim. Amacım kendime bir tane değnek kesmekti. Ama kavaklığın içine girince ne olduysa bana, önüme gelen ince kavakları vurdukça devirmeye başladım.
Devire devire tam kavaklıktan çıkmak üzereydim ki bacaklarıma yediğim sopanın acısıyla sendeledim. Arkama döndüğümde kavaklığın sahibi yaşlı amcayı gördüm. Hemen toparlanıp koşarak dedemin yanına geldim. Daha ben olayı anlatamadan adam yetişti ve dedem ne olduğunu sordu.
Meğer adam beni izlemiş. Eğer tek bir tane kesip çıksam bir şey demeyecekmiş. Ama ben deli gibi bütün ince kavaklara savaş açınca müdahale gereği duymuş.
Bunu öğrenince rahmetli dedem meşe ağacından yaptığı bastonuyla bana öyle bir vurdu ki neye uğradığımı şaşırdım. Ne diyeceğimi ne yapacağımı bilemedim. Ama ağlayarak köye doğru koşmaya başladım.
Biraz ilerleyince aklım başıma geldi. Köye gidemezdim. Gitsem aileme ne diyecektim? Mecburen akşama kadar bekleyecektim ve dedemle birlikte dönecektim. Uzaktan uzağa dedemi gözetleyerek bekledim saatlerce.
Akşam olunca dedem inekleri son kez çeşmeden sular ve köye doğru sürerdi. Bunu gördükten sonra önden önden hızlı adımlarla köye yürümeye başladım. Eve önce vardım ve annemlere “dedem önden eve git dedi bana” diyerek bir odaya gidip yatağa girdim.
Sanki ben gerçeği anlatmayınca ailem hiç öğrenmeyecekti. Az sonra dedem rahmetli geldi ve doğal olarak olanları anlattı. Babam kızacak oldu ama dedem “o zaten sopasını yedi” diyerek dokundurmadı.
Ertesi günden itibaren zaten her şey normale döndü.
Yaklaşık 17 sene önce yaşanan bu olay zihnimden asla çıkmadı. Çünkü rahmetli dedemden yediğim ilk ve tek dayak oydu.
Kendi ismini taşıdığım için beni çok severdi ama yaptığım şey hatalı olunca göz yummamıştı.
Ben küçükken öyle haşarı bir çocuk değildim. Yaptığım ufak tefek yaramazlıklar da tam zamanında yapılan uyarılarla düzeltilmişti.
Dedem rahmetli olalı 4.5 sene oldu. Bizim okuyup “adam” olmamızı çok istiyordu. En sık duyduğum cümlesi “sizin adam olduğunuzu ölmeden görebilecek miyim acaba?” idi. Nitekim üniversitemin son sınıfının son sınavlarının olduğu hafta vefat etmişti.
Annem ölümünün yaklaştığını anladığında beni arayıp “izin al gel” demişti. Allah’tan yakın ilde okuyordum ve izin alıp gelebildim. Kardeşlerim içinde onu son canlı gören benim. Rabbim son Yasin’ini okumayı da bana nasip eyledi.
Ama sınavlarım olduğunu duyunca bana dönüp “ben iyiyim, senin sınavın varmış, git oğlum, sınavların bitince gelirsin” demişti. Ben de “ben gelene kadar bir yere gitmeyeceğine söz ver giderim” demiştim.
Ama ben daha okuduğum ile varmadan rahmet-i Rahman’a kavuşmuş. Okulu 3 senede bitirme imkanım varken bitirmediğime ya da en azından son sınavlara girmeyerek defnetmeye gitmediğime hala köpekler gibi pişmanım.
Belki de yüreğim dayanmaz diyerek Rabbim böyle ayarlamıştı.
Ah be dedeciğim, keşke şimdi hayatta olup görseydin bu halimi. Ve her hata yaptığımda yine meşe bastonunla dövseydin beni.
Keşke şimdiki gözyaşlarım senin yokluğunla değil de attığın sopanın acısıyla olsaydı yine.
Başkaları yerine sen acıtsaydın canımı keşke.
Belki o zaman senin istediğin gibi “adam” olabilirdim.
Rabbim seni ve ninemi Cennet bahçelerine nasip eylesin. Amin!

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

Son Mektup

Dilenci

Martı ile Buzdağı

19 yorum

  • bilgfildiz
    16 Kasım 2012 de 14:50

    büyüklerle yaşanan anılar rahmetli olunca mı daha kıymetli oluyor bilinmez lakin hayatımızdaki yerlerinin doldurulamaz olduğunu çok net biliyorum. ne yazık ki .. yoklukları bayramların anlamsızlığı gibi bende ..

  • Beraat
    16 Kasım 2012 de 18:13

    Güzel bir yazı,dedenizin mekanı Cennet olsun İnşallah. 🙂

  • sanem
    30 Aralık 2012 de 18:11

    Amin.Allah dedenize gani gani rahmet eylesin.Nurlar içinde uyusun.Ne mutlu sizin gibi bir torunu var..Allah size ailenizle birlikte sağlıklı,mutlu,huzurlu nice yıllar nasip eylesin Sn.Dedegi abicim.Çok güzel yazınız.

  • sanem
    30 Aralık 2012 de 18:46

    Aaaa yanlış yazmışım kusura bakmayın.Cem çok güzel yazmışsın..Allah dedene gani gani rahmet eylesin..Nurlar içinde yatsın..ne mutlu senin gibi bir torunu olduğu için..şimdiden yeni yılınız kutlu olsun.Ailecek sağlıklı,afiyet,mutlu,huzurlu nice nice yıllar geçirmenizi diliyorum.

  • Özkan
    30 Aralık 2012 de 18:12

    Şu cümleyi okumaya başlayınca önce gözlerim doldu sonrada ağlamaya başladım “sizin adam olduğunuzu ölmeden görebilecek miyim acaba?” Banada derdi hep rahmetli dedem , büyüyünce şoförüm olacaksın derdi , beni gezdireceksin derdi. Mekanları cennet olsun inşallah …

  • Beraat
    5 Haziran 2013 de 11:16

    Bende dedemi 1 hafta önce kaybettim Allah mekanını cennet eylesin büyüklerimizin değerlerini bilmemiz gerekiyor..

  • Reyhan
    10 Kasım 2013 de 17:03

    Karayemiş sopası da iyidir.Hani evlat kıymetlindir ama torun daha kıymetlidir ya,ondan ötürü böyle seviyorlardı heralde.Ve bu sevgiden ötürü de bizde unutulmayacak anılar bıraktılar.Hayat dersleri..Allah rahmet etsin,hepsinin yeri cennet olsun..

  • Hanım Kız
    1 Ekim 2014 de 20:25

    Allah rahmet eylesin… Mekanı cennet olsun…

  • mustafa
    2 Ocak 2015 de 01:17

    Allah rahmet etsin mekanı cennet olsun evet bu yazıyla tekrar tazelendi acılarım ama dedem ve babam 🙁 ağlattın beni kardeşim ağlattın…

  • vişnap
    6 Ocak 2015 de 00:27

    Rabbim mekanlarını cennet eylesin.Dedenin de adı Cem’mi? güzel bir paylaşım olmuş yüreğine sağlık.

  • Metin AKSU
    10 Ocak 2015 de 01:08

    Dedenin adı Cem’mi. Yeme bizi. :))

  • süleyman
    20 Şubat 2015 de 14:52

    Ne yazıkki bana dayak atacak kadar yakın bir dedem olmadı,

  • animagift
    14 Mart 2015 de 04:48

    Yıllar geçtikçe, kaybettiklerimizin değerini iyice anlamamızı sağlıyor. Dedelerimizle, babane ve ananelerimizle doya doya vakit geçiren neslin son temsilcileriyiz belki de… İnşallah hala büyükleri hayatta olanlar kıymetini bilirler ve dolu dolu vakit geçirirler.

  • bakimli_02
    14 Mart 2015 de 13:23

    Benim bir tane dedem vardı ancak o da uzaktaydı. Dede, nene bilmeden büyüdüm. Şimdi kızımda aynı kaderi yaşıyor ne yazık ki. İki dedesi nenesi de hayatta ama bizden uzaktalar.

  • Çağrı Mustafa ALKAN
    2 Nisan 2015 de 10:52

    Ah keşke geçmişe dönüp içimizde ukte kalanları nihayete erdirebilsek. Allah mekanını Cennet eylesin.

  • Kiralık Trencher
    24 Kasım 2016 de 00:16

    Dedenin eline sağlık. Az bile yemişsin dayağı.

  • elanur
    18 Ağustos 2017 de 15:53

    allah rahmet eylesİn mekanı cennet olsun. Ben dedemi kanserden kaybettım e haliyle de ben onu kel dedem diye severdim.

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.