Dilime Dolananlar-6


 

Yazı dizimize devam ediyoruz.

İzne gidince ara sıra televizyona bakma fırsatım oldu. Her zamanki boş programlar aynı şekilde duruyordu. Reklamlara göz atayım dedim, daha da boş şeyler gördüm.

Hatta o kadar saçma reklamlar gördüm ki midem bulandı. Adamlar baştan savma reklamlarla alakasız alakalar kurmayı çok iyi başarmış.

İşte bu saçma reklamlar yüzünden dilime dolanan birkaç kelimeyi sizin için araştırdım.

Evladiyelik

Evet evet ikea’nın o iğrenç ötesi reklamı yüzünden dilime takılan bu sözcük evlattan evlada eskimeden kalacak kadar dayanıklı şey anlamına gelen, uzun süreli kullanıma işaret eden, malın kaliteli olduğunu belirten bir sözcükmüş.

Sanırım bu kelimeyi bulmak ve berbat cingılla birleştirerek reklam yapmak için reklam şirketi çok uğraşmış. Bu reklamdan sonra ikea’dan daha bir soğudum. Bence ikea reklam şirketinin kafasının etini yemiş, reklam şirketi de intikamını bu şekilde almış:)

Bienal

İtalyanca veya İspanyolca kökenli bu kelimenin “her iki yılda bir” gibi bir anlamı varmış. İki yılda bir yapılan kültür ve sanat etkinliklerine bu isim verilmiş.

Bu kapsamda neler yapılıyor bilmiyorum ama hatırladığım kadarıyla İstanbul Bienal’inin reklamları yıllardır anlamsız ve saçma geldi bana.

Aspir

Bu kelime reklamda değil de bir tv kanalında kulağıma çarptı. Aspirin kelimesine benzerliği yüzünden dilime dolanınca araştırmaya karar verdim.

Aspir, genellikle 80-100 cm arasında boylanabilen, dikenli ve dikensiz formları olan; sarı, beyaz, krem, kırmızı ve turuncu gibi değişik renklerde çiçeklere sahip beyaz tohumlu bir bitkiymiş. Çiçekleri gıda ve kumaş boyası olarak, yağı yemeklik yağ olarak, küspesi de hayvan yemi olarak kullanılabilirmiş. Diğer adı “yalancı safran” olan bu bitkinin aspirinle bir yakınlığı yokmuş:)

 

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Acı çekmek güzeldir 2 başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

Kaktüs İnsanlar

Vedalar Üzerine

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.