Dilime Dolananlar-7


 

Gileburu

Gilaburu çalı şeklinde bodur bir ağaçtır. Genellikle İç Anadolu’da yetişir. Kırmızı salkım şeklinde yuvarlak meyvelidir. İlk toplandığında acı bir tadı vardır. Su içinde salamura yapılır. Yaklaşık bir ay sonra bu acılığını kaybeder. Yüksek miktarda C vitamini ve anti-oksidan maddeler içerir. Kabukları kaynatılan gileburu, astım, romatizma, yüksek tansiyon, sara nöbetleri (epilepsi), kabakulak, doğum sonrası spazmlar, uyku bozukluğu gibi birçok hastalığın tedavisinde kullanılabilmektedir. Gileburu suyu, ayrıca safra kesesi hastalıkları ile bazı karaciğer hastalıklarına da iyi gelmektedir.

Elmayva

Sivas’ın Gemerek ilçesinde elma fidesine ayva aşılayarak üretilmiş olan çift cinsiyetli bir meyvedir. Tadı ve görüntüsü elma ile ayvaya benzemektedir.

Kamkat

Beşparasız Blog sayesinde tanıdığım bu meyve şekli limona, rengi portakala benzeyen ve kabuğuyla yenilen tek narenciyedir. Kamkat, çiğ olarak tüketilebildiği gibi, reçel, marmelat, meyve suyu, şekerleme, kek, pasta yapımında da kullanılır. Süs bitkisi gibi saksıda da yetiştirilebilen kamkatın 20 gramı günlük C vitamini ihtiyacını karşılayabilmektedir.

Kumato

Rengi kahverengi olan ve lezzet olarak domatese fark atan kumato “Akdeniz domatesi” olarak bilinir. İlk olarak İspanya’da üretilen kumato ülkemizde sadece Antalya’da yetiştirilmektedir. Tam bir kanser düşmanı olup büyük marketlerde kilosu 4-5 liradan satılmaktadır.

Yok ebesinin hörekesi!

Ebe doğum yaptıran kadınlara denir. Ama bizim yörede anneanne-babaanne yerine kısaca ebe deriz yaşlılara. Höreke (ya da öreke) ise yün eğirmede kullanılan bir alettir. “Yok ebesinin hörekesi” cümlesi ise küfredilemeyen bir ortamda bulunan birisinin yanlışlıkla küfredecekken son anda vazgeçerek söylediği tahmin edilen, en masum ifadeyle “yok daha neler, öyle şey mi olur” anlamında bir deyimdir.

 

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Geçmişle bugünü ayıran fark başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

Kaktüs İnsanlar

Vedalar Üzerine

1 Yorum

  • Reyhan
    4 Kasım 2013 de 18:53

    Teşekkür ederim bilgilendirme için 🙂 En azından artık cümle içinde kullacak bir deyimim daha oldu 🙂

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.