Eminim hiç böyle düşünmemişsinizdir!


Düşünmek insanoğluna verilmiş en büyük nimet. Ama biz bunu ne kadar kullanıyoruz?

Haydi, buyurun birlikte düşünelim:)

Blogumu ilk açtığım zamanlarda domates diye bir yazı yazmıştım. Domates üzerinden bir takım insan davranışlarına değindiğim bu yazıma bilin bakalım ne tepki aldım?

“Ha ha ha, domatesi kişiselleştirmiş, ben de gidip salatalıkla kabağı insan gibi konuşturacağım.”

Bu tepki o zamanlar çok gücüme gitmişti ama artık isteyen istediği yazımı ti’ye alabilir, dalga geçebilir. Dört yıllık süreçte çok büyük değişimler geçirdim. En önemlisi; ayaklarımı kırsalar bile hala uçmamı sağlayacak olan ruhumun kanatları çıktı.

Neyse konumuzu dağıtmadan asıl anlatmak istediğime geçelim. Ya da vazgeçtim, önce siz aşağıdaki iki reklamı izleyin.

Twix 1. reklamı

Twix 2. reklamı

Muhtemelen şimdiye dek onlarca defa izlediğiniz bu reklamları neden izlettiğimi merak ediyorsunuz. Bu reklamlar bence değişik çağrışımlar yapıyor:

1-Kavganın sebebi

Yıllar önce twix’in mucitleri kavga ederek ayrılırlar” diye başlayan reklamda bir şey dikkatinizi çekti mi? Neyi paylaşamadığını anlayamadığımız mucitler twix’i sağ ve sol olarak ikiye ayırdılar. Tıpkı yıllar önce ülkemizi, özellikle gençlerimizi sağ ve sol diye ayıranlar gibi… Paylaşamadıkları neydi hala öğrenemedik. Sonuçta olan, twix gibi ikiye ayrılan gençliğimize oldu.

2-Kavga edenler

Kavga edenlere dikkat ettiniz mi peki? Belki dönem olarak öyle giyiniyorlardı deyip önemsemediniz. Ama ben kılık kıyafet olarak siyasileri andırdığını söylesem kafanızda ışık yanar mı?

3-Kavganın uzaması

İkinci reklamla birlikte anladık ki kavga bitmemiş hatta uzun yıllar sürmüş. Herkes kendi fabrikasını kurup kendi twix’ini üretmiş. Tek farkla; birisi sağ twix, diğeri sol twix’i üretmiş. İyi de kime göre ya da neye göre sağ ve sol olarak ayrıldılar?

4-Kavganın sonrası

Yine ikinci reklamda sağ twix fabrikasını gezmiş bir çocuk (nedense sadece bir çocuk var) sol twix’in de aynı şekilde yapıldığını görünce şaşırıyor. Diğer büyükler geçmişi ve kavgayı bildikleri için onun gibi sorular sorup konuşmuyorlar. Çocuk da her şeyi merak eden bir çocuğun saflığıyla konuşmaya devam edince fabrika müdürü ağzını bantlıyor.

5-Verilen Mesaj

Reklamların sonunda ise “ikisini de dene, tarafını seç” deniyor. İyi de iki taraf da aynıysa neden taraf seçelim? İlla bir tarafa ait olmak mı gerekiyor? Ve neden ikisini de deneyeceğiz? Nasıl olsa aynı.

Hala ne demek istediğimi çözemeyenler için özet geçeyim:

Yıllar önce bilinmeyen bir sebepten ötürü mucitler (yani siyasiler) bir kavga başlatıp twix’i (yani ülkemizi, halkımızı, gençlerimizi) sağ ve sol olarak ikiye ayırıyorlar. Sonrasında herkes kendi twix’ini üretmeye (yani kendi kesimini canlı tutmaya) devam ediyor. Aradan epey zaman geçince bir çocuk (yani sonraki nesil) iki fabrikayı da geziyor (yani iki tarafın da ne yapmak istediğini öğreniyor) ve iki twix’in de aynı yapıldığını fark ediyor (yani herkesin aslında kardeş olduğunu, ülkede yaşayanların kan ve can bağına sahip olduğunu anlıyor). Ancak bunu dile getirdiğinde ağzı bantlanıyor (yani susturuluyor). İşin daha ilginci, ikinci reklam sol twix’in fabrikasında geçiyor ve çocuğun ağzını bantlayan görevli “sağ twix’te de böyle bant var mı?” diye sorunca çocuk “hayır” anlamında kafa sallıyor. Nedense sol taraf susturmayı tercih ediyor:) Markayı bilenler neden böyle güldüğümü anlamıştır.

Reklam kasıtlı mı yapıldı, sübliminal mesaj mı taşıyor, reklam cambazlığı mı yoksa tamamen benim hüsnükuruntum mu bilmiyorum. Ama ben bu reklamdan bunu çıkardım arkadaş:)

Bunları okuduktan sonra reklamları bir kez daha izlemenizi rica ediyorum.

Belki de siz daha fazla ayrıntı yakalarsınız. Ya da “ya işin gücün yok mu hoca” diye söylene söylene gidersiniz.

Ama lütfen düşünceleriniz yazın; haklı mıyım yoksa haklı mıyım:)

 

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Blog yazarı ile köşe yazarı başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

Kaktüs İnsanlar

Vedalar Üzerine

7 yorum

  • Murat Aktaş
    8 Mayıs 2015 de 08:29

    Güzel bir yazı… Önce domates mevzuuna değinmek istiyorum. İnsanımız yeni ve farklı fikirlere pek açık değildir; belki de pek çok konuda geri kalmışlığımızı bununla açıklayabiliriz. Neyse… Bu kişisel bir blog ve bu geminin kaptanı sizsiniz ister batırır ister, ister limana ulaştırırsınız Yolcular sizinle gelip gelmemekte özgür olmalarına karşın gemiyi ne yapacağınız konusuna karışamazlar… Yıllar önce 2008’de Markafoni’nin kurucusu Sina Afra’da yeni bir e-ticaret modeli geliştirip Türkiye’nin ilk özel alışveriş sitesini açtığında aynı tepkileri almıştı. Gemisini yolcuların isteğine göre sürseydi ne olurdu acaba?

    Fazla uzatmadan Twix meselesine döneyim… Ben de geçen yıl ‘Satın Aldığımız Ürünleri Biz mi Seçiyoruz, Yoksa Bizim İçin Seçilen Ürünleri mi Satın Alıyoruz? başlığıyla bu konuya değinen bir yazı yazmıştım zamanınız varsa okumanızı tavsiye ederim.

    Reklamlarda algı operasyonları yapıldığını neredeyse bilmeyen yok. Twix de aynı modeli uyguluyor. Ancak bu reklam hiçbir zaman benim o ürünü merak edip satın almama neden olmadı. “E ikisi de aynıysa merak edecek bir şey de yok!” dedim. Aslında reklamın çok derin mesajları da var ancak bir yorumda bahsedilemeyecek kadar uzun… “İnsanları bir tarafa yönlendirirseniz onları kullanabilirsiniz.” Son olarak da ülkemiz hakkındaki en doğru tespitleri yapmış aydınımız Cemil Meriç’in de söylediği gibi:

    “Bu memlekette sağcı solcu yoktur, ilerici gerici yoktur. Bu memlekette namuslular ve namussuzlar vardır.”

    Güzel ve anlamlı yazı için teşekkürler. Geminin dümenini kimseye kaptırmayın 🙂

  • Dilek Eren
    8 Mayıs 2015 de 08:50

    Çok ilginç bir tespit. Bazen ekrana boş boş bakıyoruz. Bundan sonra her reklamı şüpheyle izleyeceğim 🙂

  • Sakin Blog
    16 Mayıs 2015 de 12:12

    Bence güzel bir yazı.

  • Beraat
    17 Mayıs 2015 de 20:27

    Haklı mıyım yoksa haklı mıyım? diye soruşundan haklı olduğun ortada bize birşey kalmamış sanki :))

  • Yeşeren Yaprak
    22 Mayıs 2015 de 06:45

    Gerçekten de bu reklamı böyle bir şekilde düşünmemiştim. Söyleyebileceğim tek kelime “vay be”

  • Metin AKSU
    15 Haziran 2015 de 10:16

    İşin gücün yok mu hoca. 😀

  • Elanur
    28 Ağustos 2017 de 00:00

    Hocam var ya şu gözlem gücünüz beni benden alıyor ve evet kesinlikle haklısınız

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.