Gece üzerine düşünceler


NOT: Mümkünse yazdıklarımı gece okuyun. Çünkü gündüz okursanız etkisinin büyük bir kısmını kaybetmesinden korkuyorum.

Çocukluğumdan beri yaptığım bir davranış vardır: gece yarısı ya pencereyi açarım ya da balkona çıkarım geceyi dinlemek için. Geceyi gündüzden daha çok sevişimin nedeni sanırım bu sessiz sohbetlerimiz.

Gece üzerine yazılanlara göz atınca gördüm ki herkes geceye farklı ama hep “karamsar” anlamlar yüklemiş. Hâlbuki ben hangi ruh halinde olursam olayım suçu geceye atmam. Sadece çıkar göremediğim karanlığın içinde huzur ararım. Geceyi dinledikten sonra pencereyi kapatırken de kendimi geceye borçlu hissederim.

Gece karanlıktır. Ama zifiri karanlığı “gece” yapan şey gizlediği sükûnet ve verdiği huzurdur. Karanlık hep olumsuzluk hep korku barındırır kalbinde. Ama gece öyle mi ya?

İster yazın herkes uyurken cırcır böceklerinin sesini dinleyin, ister kışın karın yağışını… Görmediğiniz karanlığın içinde ne olduğunu bilmeseniz de korkmazsınız. Korkmamalısınız.

Gece örtüdür. Mevlamız “gece örtüdür” buyurur. İyiyi de kötüyü de, duayı da bedduayı da, hasreti de kavuşmayı da örtüverir.  Uyumayıp geceyi dinlediğim zamanlar ise kendimi hep örtünün altında uyumamak için annesine direnen huysuz bebekler gibi hissederim.

Gece güzeldir. Güneş tarafından kovulana kadar tüm güzelliğiyle uyanık kalanları bekler. Hatta gök gürültülü geceler bile güzeldir. Şimşekler ara ara aydınlatırken ortalığı, her şimşek çakışında gökyüzüne gülümseyen ve neden böyle yaptığını soran annesine “melekler fotoğrafımızı çekiyor, hadi sen de gülümse” diyen çocuğun masumiyetiyle bakın gökyüzüne.

Gece sakindir. Bulutlu gündüzler gibi karartmaz içinizi. Sisli dağlar gibi boğmaz yüreğinizi. Birçok insan bütün kötülüklerin gece ortaya çıktığını zannetse de gece kötü değildir. Dingin bir sakinlikle kendisini dinlemenizi bekler. Gündüzün karmaşası, gündüzün gürültüsü yerini gecenin sessizliğine bırakmıştır çoktan.

Bırakın artık geceden korkmayı.

Bırakın artık karanlığa küfretmeyi.

Bırakın artık yatağınıza kıvrılıp umutsuzca ağlamayı.

Bırakın artık saatlerce tembel tembel uyumayı.

Silkinip kalkın.

Açın pencereyi ve geceyi dinleyin.

Eminim size anlatacağı çok şey vardır.

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Gericilik nedir? Ne değildir? başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

Kaktüs İnsanlar

Vedalar Üzerine

2 yorum

  • Besparasiz
    30 Nisan 2014 de 09:15

    Ben yazinizi yeni gordugum icin gunduz okumak zorunda kaldim 🙂
    Gece manevi acidan onemli biz inananlar icin.En riyasiz ibadetlerimizi gece yapariz ve bunun tadi baskadir gececiler icin..
    Bunun haricinde gece karamsar degildir ,karamsar olan icimiz,dusuncelerimizdir..
    Allah herkese yasadigi anin kiymetini bilmeyi nasip eylesin insAllah..

  • Hilal Yavuz
    5 Eylül 2014 de 17:10

    Gece cama ya da balkona çıkıp geceye sarılmak en büyük hobim diyebilirim. Gözlerimi kapatıp sessizlik içindeki sesleri dinlemek, hele bir de usulca bir rüzgar eserde yanağımdan ziyade ruhumu okşarsa… değmeyin keyfime… Gece güzeldir kıymetini bilene… 🙂

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.