Hayvanat Bahçesindeki Deve


Genç deve annesine sormuş:

 “Anne neden bizim ayaklarımız bu kadar büyük?”

 Anne cevap vermiş:

 “Çölde kuma batmamak için. “

 Genç deve tekrar sormuş:

 “Peki, kirpiklerimiz niye bu kadar gür?”

 Anne tekrar cevap vermiş:

 “Çölde kum fırtınalarında gözümüze kum kaçmasın diye.”

 Merakı yatışmamış olan genç deve bir soru daha sormuş:

 “Bizim niye hörgüçlerimiz var?”

 Anne deve sabırla yanıtlamış:

  “Çölde çok uzun süre susuz idare edebilmek için, suyu hörgüçlerimizde depolarız.”

 Sonunda dayanamayan genç deve sormuş:

 “Peki, anne biz hayvanat bahçesinde ne yapıyoruz?”

Bu fıkrayı defalarca duymuş olsam da en çok A. Şerif İZGÖREN’in “Avucumdaki Kelebek” isimli videosunda dinlediğimde etkilendim. Gerçekten ülkemiz hayvanat bahçesindeki develerle dolu:)

Deve kelimesi hakaret olarak dilimizde kökleşmiş olsa da aslında develer çok hassas ve mübarek hayvanlardır. Rabbimiz bu hayvanı özellikle çölde yaşamak için eşsiz özelliklerle donatmıştır. Günlerce susuz kalabilmesi, toprağa bastığında gömülmeyen ayakları, çöl fırtınalarında gözünü koruyan üç kat kirpikle kapalı göz kapaklarıyla eşi benzeri yoktur.

Eğer bu kadar eşsiz bir hayvanı siz tutup da hayvanat bahçesine koyarsanız ondan hiçbir verim elde edemezsiniz. Sahip olduğu özellikler de hiçbir işe yaramadığı gibi zamanla körelebilir bile.

Hakikaten ülkemizde öyle bir sistem var ki deveyle aslanı, şahinle kaplumbağayı aynı hayvanat bahçesinde toplamaktan başka bir işe yaramıyor. Kendi doğal ortamında harika işler başarabilecek kişilere zorla başka işler yaptırılıyor. Peki verim elde edilebiliyor mu? Bence en fazla %20.

Müzisyen olmak isterken şirket müdürü, bilgisayar mühendisi olmak isterken öğretmen, dansçı olmak isterken doktor, öğretmen olmak isterken fabrika işçisi olmuş yüzlerce insan var çevremizde.

Daha da acı olanı; istemeden yaptığın bir meslekte çalışıyorsan etrafındaki insanlar sürekli kaderine razı olman gerektiğini, haline şükretmeni, şikayetçi olmamanı telkin edip dururlar. Bu telkinler insanı rahatlatmak yerine içindeki hüznü daha da derinleştirir ama kimsenin haberi olmaz.

Ey benim Allah’ım, halimden şikayet için yazmadım bu yazımı. Galiba ben de bir çok insan gibi İrade-i Cüziye (cüzi irade)’mi yanlış kullanmışım ve yaptığım tercihler beni buralara sürüklemiş. Tek dileğim; önüme bundan sonra seçme şansı çıkarsa onu en iyi şekilde kullanmamı sağla. Yeni bir hatalı tercih yaptırma. Amin!

Avucumdaki Kelebek videosunu merak edenler için:

http://www.youtube.com/watch?v=T72jUl-FXkM

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Domates başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

Kaktüs İnsanlar

Vedalar Üzerine

5 yorum

  • nursen
    1 Haziran 2012 de 21:38

    bir anne olarak bu kaygıları ben de yaşıyorum içimde sıksık ve oğullarımdan peki bizim hayvanat bahçesinde ne işimiz var sorusunuda duymam an meslesi gibi geliyor bana inşallah duymam.

  • rindii
    1 Haziran 2012 de 19:41

    amin.. inşl.

  • nisa
    2 Haziran 2012 de 18:02

    İnsanın doğru tercih yaptığını bilmesi, hissetmesi ve mutlu olması inanılmaz güzel bir duygu. Zaten dünyanın en mutlu insanı bence doğru iş ve doğru eşi bulanıdır. Bundan gayrısından korkma. Rabbim herkese bu iki doğru tercihi nasip etsin:)

  • mine
    2 Haziran 2012 de 19:27

    Bu konuda bir çok kişiyle olduğu gibi seninle de hemfikiriz. Aksini düşünen kişiler çıkar mı bilemiyorum ama ben tespitlerini çok yerinde buldum.Hayatımız büyük küçük yaptığımız tercihlerle doludur.Malesef ki bazan yanlış kararlar verebiliyoruz.İnsanların mutluluğu onların en sevdiklerinde gizlidir.Sevdiğimiz şehirde yaşamak,sevdiğimiz kişiyle birlikte olmak,sevdiğimiz işi yapmak bizlere mutluluk verir.Bunların aksi durumunda ise mutsuz,huzursuz oluruz ki ,bu çevremizdekileride mutsuz etmemize neden olur.Yanlış vermiş olduğumuz anlık kararlarımız yüzünden, bütün bir hayatımız kararabilir malesef.Hikayedeki yavru deve gibi kendimizi sorgular dururuz.Allah hepimizi yanlış kararlardan korusun.Çok önemli bir konuya değinerek ,seçimlerimizin hayatta mutlu olabilmemiz için büyük bir önem taşıdığını bizlere bir kez daha hatırlatmış oldun.Kalemine ve yüreğine sağlık kardeşim.

  • Halil İbrahim
    3 Nisan 2015 de 09:02

    Çok Doğru Maalesef bu kaçınılmaz bir gerçek bu durum biraz bizim milletimize mahsus bir şey. Eğitim sistemimiz ve rehberlik sistemimizin olmamasından kaynaklanan bir durum. İşin içine birazda kadercilik girince yaşanan bu sıkıntılar kaçınılmaz oluyor. Güzel bir yazıydı kalemine kuvvet…

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.