İçimde Kalanlar


İnsanoğlu kaderine müdahale edebilir. Bunu Peygamberimiz yüz yıllar önce bildirmiş bize. Çünkü insana cüzi de olsa bir irade verilmiş. Ama ne yaparsa yapsın bazı şeyleri değiştiremez.

Bunu ben teşbihte hata olmazsa şuna benzetiyorum; babasının kucağında arabanın direksiyonuna sıkıca yapışmış bir çocuk. Arabanın varacağı hedef ve varacağı zaman kesinlikle belli. Çocuk direksiyonu tutuyor, riskli olmayan yerlerde istediği gibi çeviriyor. Ancak ayağı ne gaza ne frene yetişiyor. Riskli olan yerlerde ise çocuk ne kadar uğraşırsa uğraşsın baba direksiyon hâkimiyetini çocuğa bırakmıyor.

Hayatımız sabit hızla akıp gidiyor. Onu ne yavaşlatabiliyoruz ne hızlandırabiliyoruz.  Zaman zaman tercihler yaparak müdahale ediyoruz ama çoğunlukla otomatik pilotta yaşıyoruz hayatı. Tercih yaptığımız zamanların bazısında seçeneklerden birisini seçmeyi çok istesek de çeşitli sebeplerle diğer seçeneklerden birini seçiveriyoruz. Sanırım istemediğimiz o seçeneği bize seçtiren kuvvete “kader” deniyor.

Nedense yazıma böyle bir giriş yapmak istedim. Aslında amacım sadece içimde kalan şeyleri yazmaktı. Gerçi hepsi içimde kalsa da hiç birine keşke demiyorum. Çünkü; 1- Peygamber EfendimizAllah’a dayanıp işe giriş ve acze düşme! İş neticelenince, “Keşke şöyle yapsaydım” deme, “Allahü teâlâ böyle takdir etmiş” de, keşke demek, şeytanın işine yol açar” buyurmuş. 2- Bunlardan bazılarını hala gerçekleştirme şansım var.

İşte o içimde kalanlar;

1-      Ortaokul son sınıfta “Erzurum Toprak Laborantlığı” bölümünü kazanmıştım. Babam o zamanlar Doğu tehlikeli olduğu için göndermedi.

2-      Lise 1 bittikten sonra sayısal-sözel-eşit ağırlık-dil bölümlerini tercih ediyorduk. O zamanlar daha sonra bölüm değiştirme yoktu ve bütün güzel meslekler sayısal bölümden tercih ediliyordu. Bu nedenle sayısal bölümden nefret ettiğim halde sayısal bölümü seçtim. Eşit ağırlık veya dil bölümü istiyordum.

3-      Üniversite tercihleri yaparken karakterime fazla uymadığı halde puanım yetmediği için sınıf öğretmenliği bölümünü seçtim.

4-      Üniversiteyi bitirdiğim sene KPSS’ye girsem aklımda kalan bilgilerle bile güzel bir yere atanabilirdim. Sınava girmemeyi seçtim.

5-      Bir ara Bosna-Hersek’e gitmeyi çok istemiştim. Bizim gibi Müslüman olan ve sırp zulmüne maruz kalan bu ülkeye gitmeyi, hele de oradaki çocuklara dinini öğretecek birisi olarak gitmeyi çok aşırı istedim ama çeşitli sebeplerle gidemedim.

6-      Lise yıllarımdan beri karakalem araba çizimleri yaparım. Bir ara bunu bilgisayar ortamında çizmeyi kafaya koydum ve bunun için zar zor bilgisayar aldım. Ancak usta birilerinden yardım almadan bu işi yapamayacağımı anladım ve vaz geçtim. Büyük bir araba tasarımcısı olma hayalim böylece rafa kalkmış oldu.

7-      Çukurova’da tarla satın alıp meyve işine girmeyi düşündüm ama tarla fiyatlarını duyunca vaz geçtim.

8-      İnternet ortamında yöresel ürünler satmayı düşündüm. Benden önce birilerinin bunu hayata geçirdiğini gördüm, vaz geçtim.

9-      Yıllar önce teyzem olacak kadının karşısına çıkıp “neden” diye sormak istedim. Cesaret edemedim.

10-   Yine yıllar önce, yıllarımdan bir kaçını çalan insanları bulup öldürmekle tehdit ederek “en azından bir sebep gösterin, saçma da olsa bir sebep” diyecektim. O sebebin aslında Mevla’mız olduğunu anladım, vaz geçtim.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Başka olursa ekleme yaparım.

Benden âcizane bir tavsiye; tercih yaparken etrafınızdakilerin ne dediğini değil yüreğinizin ne dediğini dikkate alın. Sonra benim gibi bazı şeyler “içinizde kalabilir.”

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Türk’ün Teravihle İmtihanı başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

Kaktüs İnsanlar

Vedalar Üzerine

4 yorum

  • vişnap
    27 Temmuz 2012 de 21:39

    azmin isteğin hiç bitmesin .devam yola

  • nisa
    28 Temmuz 2012 de 02:07

    Yazılarını okuyorum ancak sessiz kalarak yani uzun zamandır yorum yapmadan çarçabuk okuyup geçiyorum ancak bu yazına bir şeyler yazmak istedim. Aslında hemen hemen hepimizin yaşadığı şeyleri yazmışsın. Hangimizin içinde bir şeyler kalmamıştır ki.Bir şeyi çok isteriz deli gibi isteriz ya hiç olmaz ya da gerçekleşince aslında o kadar istediğimize değecek kadar olmadığını anlarız. Yani gerçekleştirmek istediğimiz şeylerin gerçekten bizi mutlu ve memnun edeceğini asla bilemiyoruz.O yüzden isteklerimizin başına ya da sonuna mutlaka hayırlısı sözünü ilave etmeliyiz. Sonunda kaderimiz neyse onu yaşıyoruz. Bunu ne kadar bilsek de bazen şöyle ya da böyle olsaydı daha iyi olurdu demekten kendimizi alamıyoruz. Birazda siyasi bir yorum getireyim Türkiye de yaşayıp da içinde bir şeyler kalmayan ya da hayalleri hüsran olan neredeyse yok gibidir. Çok sevdiğim mesleğim bile bir takım politikalar yüzünde kabusa dönüşmeye başladı. Yine de yeni neslin bizim yaşadıklarımızı yaşamasını istemem. Kararlarından emin, pişmanlık yaşamayan, hayallerini gerçekleştirebilen, daha mutlu ve umutlu bir gençlik görmek istiyorum. Allah korktuklarından emin umduklarına nail eylesin kardeşim.

  • nursen
    28 Temmuz 2012 de 08:30

    9. maddenin ayrıntılarını merak ettim……

  • yesilesarplikiz
    8 Ağustos 2012 de 07:11

    “Keşke şöyle yapsaydım” deme, “Allahü teâlâ böyle takdir etmiş” de, keşke demek, şeytanın işine yol açar” buyurmuş.

    Ne güzel söylemiş Peygamber Efendimiz. Her zaman bu doğrultu da yaşayabilsek hüzün nedir bilmezdi yüreğimiz.

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.