İlk Av


Ayağının birisi kırılan av topallayarak önünden kaçarken avcının tek yapabildiği şey onu izlemekti.

Yaşadığı şok yüzünden kıpırdamadan izliyordu sadece.

Biraz önce önünde duran üç avı gözüne kestirip silahını ateşlemiş, ikisi kaçarken üçüncünün ayağı kırılmıştı. Av yine de pes etmeyerek kaçmayı başardı.

Avcı az sonra kendine geldiğinde avının peşinden koşmak yerine arkadaşlarının yanına giderek “vurdum” demeyi tercih etti.

Arkadaşları yaralı avı kovalarken o içindeki titreme yüzünden ne yapacağını bilemez bir halde onları izliyordu.

Elinde kendi yapımı silahıyla günlerce çeşitli avları kovalamış, kovalamış, kovalamıştı.

Birkaç dakika öce ise tam birini vurdum derken av gözlerinin önünde kaybolup gitmişti.

Profesyonel bir avcı değildi aslında. Çok kovalamıştı ama ilk defa vurmuştu.

Ve bu ilk defa bir canlının canını yakmanın verdiği korku-heyecan-üzüntü-pişmanlık karışımı bir duygu dalgası elini ayağını kilitlemişti.

Karar verdi, avcılığı bırakacaktı. “Ne şimdi, ne de bundan sonra bir canlının canını bir daha yakmayacağım” dedi kendi kendine.

*                    *                  *

Arkadaşları taşların arasında kaybolan ayağı kırık serçeyi bulmaya çalışırken elindeki sapanıyla kuşu yaralayan küçük çocuk ise hala olayın etkisinde onlara bakıyordu.

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Dedemin Dayağı başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

Son Mektup

Dilenci

Martı ile Buzdağı

4 yorum

  • Edanur Arslan (@edanursln)
    15 Nisan 2013 de 22:32

    bi daha yapmaz artık 🙂

  • bilgfildiz
    16 Nisan 2013 de 21:39

    bu aralar vampire diaries izlediğimden olsa gerek, fazla mı acıklı geldi sanki ne ..

  • çotanak 28
    16 Nisan 2013 de 22:17

    Senin çocukluktaki feşerliklerden biri olmasın bu :)))

  • osman-3
    27 Şubat 2015 de 10:01

    “”Ayağının birisi kırılan av topallayarak önünden kaçarken avcının tek yapabildiği şey onu izlemekti.””
    Daha çok küçükken babam öküzlerle çift sürüyordu. Köyde yaşamamız nedeniyle öğrenmem gerektiği düşüncesiyle babam koca öküz ve sabanı bana verdi haydı dedi 🙂
    Sonuç öküzler önde ben sabandan tutmuş bir şekilde öküzleri zabdetmeye çalışıyorum. Bir yandanda o korku ve heyecanla “hooo öküz baba dur” diyorum.
    Benzer bir durum da avcının başına gelmiş diye düşünüyorum

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.