İlk Secde


İlkler unutulmaz derler. Gerçekten de doğruymuş. Hele çocukluğunuzda olursa hiç çıkmıyor aklınızdan.

Bir gün annem, abimle beni yanına çağırdı. “O kadar camiye gidiyorsunuz. Niye namaz kılmıyorsunuz? Gidin abdest alıp gelin” dedi. Yaşlarımız yedi veya sekizdi olsa gerek.

Annem biraz eli maşalıdır. Babam İstanbul’a çalışmaya gidince üç erkek çocukla baş edebilmiş bir kadın. Çok kızarsa soba demirinin karşıdan göstermesi yeterlidir.

Çocuklarını okutmaya çok hevesliydi. Kendi babası ilkokula bile göndermemiş. Neymiş efendim, kız çocukları okur muymuş, diğer çocuklara kim bakacakmış, okursa erkeklere mektup yazarmış, falan da filan…

Babamla evlendikten sonra mahalledeki birkaç bayanla “Ali Okulu’na” gidebilmiş 40 gün kadar. Heceleyerek okuyabiliyor.

“Bana beş kuruşluk kalem defteri çok gördüler. Ben çocuklarımın her istediğini almaya çalıştım” diye övünür zaman zaman.

Tıpış tıpış gidip abdest alıp geldik. Sömestr tatili ve yaz tatillerinde sürekli camiye gider, dinimiz için gerekli bilgileri öğrenmeye çalışırdık. Abdest ve namazı da öğrenmiştik.

Annem elleriyle dokuduğu “namazlâyı” serdi. Seccade yerine namazlâ derdik köy yerinde. Ya öğle ya da ikindi vaktiydi. İki kardeş başımızda beyaz terlik yani namaz takkesiyle yan yana durduk. Nedense çok utanıyorduk. İlk defa namaz kılacağımız için mi hata yapma korkusundan mı yoksa iki kardeş aynı seccadede ilk defa secdeye gideceğimiz için mi bilmiyorum ama acayip utanıyorduk.

Annem elinde soba demiri, namaz bitene kadar başımızda bekledi. Kıkırdamamak için kendimizi zor tutuyorduk. Rükû ve secdelerde okuyacağımız duaları dışından söylediğini, bizim de içimizden tekrar ettiğimizi hatırlıyorum. Sanırım yapacağımız hareketleri biliyorduk ama dualarını daha öğrenmemiştik.

Namazdan sonra tesbih çekmemizi ve dua etmemizi istedi.

Tesbih kolaydı da duada ne diyecektik ki?

Annem imdadımıza yetişti; önce ana babamıza sonra bütün Müslümanlara huzur, mutluluk istemeliymişiz.

Yarı kızarmış yarı sevinçli bir şekilde elimizi yüzümüze sürüp kalktık.

Tam usulca sıvışacaktık ki annemizin “bundan sonra ya namazlarınızı kılarsınız ya da soba demiriyle ben kıldırırım” uyarısı arkamızdan jet hızıyla yetişti.

O da ilk ve son uyarısı oldu zaten:)

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Kan Lekesi başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Etiketler:, ,
Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

Son Mektup

Dilenci

Martı ile Buzdağı

10 yorum

  • Halil İbrahim
    9 Aralık 2014 de 15:10

    Bizim Oraların En geçerli yaptırım şeklidir. Allah kabul etsin, yanlış bile olsa niyet hayır olunca akıbette hayır oluyor.

  • Yeşeren Yaprak
    9 Aralık 2014 de 16:15

    Bravo. Annenizi tebrik ettim. Darısı kılmayanların başına inşallah 🙂

  • Nihal baysal kocer
    12 Aralık 2014 de 22:15

    Ne güzel bir anı

  • Uzaktan Kumandalı Kapı
    19 Aralık 2014 de 01:25

    Emeğinize teşekkürler. Sizi takip etmeye devam edicem.

  • Beraat
    26 Ocak 2015 de 17:25

    🙂 Memlekete böyle analar lazım maşallah 🙂 Şu tehdit yöntemi çok hoşuma gitti: Çok kızarsa soba demirinin karşıdan göstermesi yeterlidir. 🙂

  • Ali
    12 Şubat 2015 de 19:45

    Hocam bize böyle güzel makaleler sunduğunuz için teşükkür ediyorum.

  • sülocan
    22 Şubat 2015 de 21:23

    🙂
    İlkler unutulmaz diye boş yere söylememişler

  • 34numara
    25 Şubat 2015 de 10:11

    Allah İnsanı doğru yoldan ayırmasın. Ne mutluki sana Annen-Baban sana dini vazifelerini yerine getirmen için sana rehber olmuşlar. İlşallah bizde çocuklarımıza ön ayak olup dinimizi en layık şekilde öğretmeyi nasip etsin

  • okuruz_01
    27 Şubat 2015 de 09:27

    Çok beğendim.O kadar yaşanmışlıktan sonra huzurun namazda olduğunu öğrenenlerdenim. Bir anne babanın evladına bırakabileceği en büyük miras iman bence şahsınızda saygılarımızı iletirseniz sevinirim.

  • yuxel
    22 Ekim 2015 de 09:50

    Bu güzel ve bilinçli yazı için teşekkürler. hassasiyetini tebrik ediyorum

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.