Kader nedir?


Bana defalarca sorulmuş olan bu soruya kendi dilimce açıklık getirmek istiyorum. Öncelikle ilmihallerde kader nasıl tanımlanmış ona bir bakalım.

Kader, ezelden ebede kadar hayır ve şer (iyi-kötü) meydana gelecek bütün hâdiseler hakkında Cenâb-ı Hakk’ın kendi ilmî îcâbı bilip takdir buyurmasıdır. (bkz. Muhtasar İlmihal)

Özetle Cenab-ı Hakkın olacak her şeyi bilmesidir. Peki, ama madem Allah her şeyi biliyor, o zaman Dünya’daki imtihanın ne anlamı var? Birçok kişi bu nokta tıkanıp kalıyor. “Öyle ya madem bizim yapacağımız her şey belli, o zaman biz sadece yazılan senaryoyu oynayan oyuncu veya yazılanları yerine getiren robottan başka bir şey değiliz” diyor bazı kimseler. İşte bu noktada irade-i cüz’iyye (cüzî, küçük irade) devreye giriyor. Bu ise Rabbimizin bize verdiği küçük bir seçme hakkıdır. Yani otomobilin direksiyonudur bir nevi.

Şimdi baştan ele alalım; evet kader var ve bunu Rabbimiz alnımıza yazmış. Ama küçük de olsa bizim de irademiz (seçme hakkımız) var. İşte bizi diğer mahlûkattan ayıran nokta burası; aklımız ve aklımızla yaptığımız tercihlerimiz.

Birkaç örnekle yazımızı renklendirelim;

-Araba kullanan bir baba düşünün. Kucağında ise direksiyona sıkıca yapışmış yavrusu. Ama yavru 6-7 yaşlarında. Direksiyonun arabayı kontrol edebildiğinin farkında ve az da olsa oynatabiliyor. Ama arabanın yoldan çıkmaması için baba direksiyonu hiç bırakmıyor. Sadece yolun genişlediği ve kaza riskinin olmadığı zamanlarda elini gevşetiyor. Çocuk da bunu fırsat bilerek direksiyonu sağa sola çevirebiliyor. Sonuçta araba önceden yapılmış olan yol üzerinde devam ediyor ve varış noktası belli. Teşbihte hata olmasın, kader bence biraz buna benziyor.

-Sınava girmiş olan öğrenci sırasına oturup sınavın başlamasını bekler. Müsaade edilince de soruları çözmeye başlar. Bu sınavın sonucu az çok bellidir. Ya geçer ya kalır ya da olmaması gereken bir şey olmuştur sınav iptal olur. İşte Rabbimiz bu ihtimallerin tamamını bilir. Bu üç ihtimali ve sonrasında doğacak sonuçları, ayrıca bu sonuçlardan doğacak diğer sonuçları da bilir. Hepsi O’nun sonsuz ilminin sınırları içindedir. Çocuk bu noktada bir seçim yapar; soruları yapıp başarılı olur üniversiteye girer, başarılı olamaz bir sene daha hazırlanır veya sınav iptal olur.

Kısacası hayat boyu ne zaman ki yol ayrımı çıksa kul aklını kullanıp seçenekleri değerlendirir ve bir tanesini seçer. Bu noktada seçme hakkı elbette vardır. Bu seçimlerin sonucunda varacağı yer ise yine Rabbimizin sonsuz ilminin sınırlarına dahildir.

Ancak benim “asıl kader” dediğim bir konu var. Mesela; önünüze bir yol ayrımı çıkar. Ama siz daha seçenekleri bile değerlendiremeden hayat şartları, aile veya amirleriniz sizi seçeneklerden birini seçmeye zorlar. Asla istemediğiniz bir seçenek bile olsa o an karşı gelemezsiniz ve bunun sonucunda bir yerlere gelirsiniz. Nefret bile etseniz önüne geçemediğiniz o “asıl kader” sizi olmanız gereken noktaya bırakıvermiştir. O nokta öyle bir noktadır ki, eğer o an o noktada siz olmasanız Dünya altüst olabilir, hatta kıyamet bile kopabilir. Çünkü her şey ona göre planlanmış ve takdir edilmiştir. Buna en güzel örnek ise evleneceğimiz kişidir.

Peki kader değiştirilebilir mi? Peygamber Efendimiz (sav) duanın kaderi değiştirebileceğini ifade etmiştir. Ayrıca sadaka vermenin de ömrü uzatacağını buyurmuştur. Yine de Rabbimizin, bizim o an o duayı edeceğimizi veya o sadakayı vereceğimizi önceden bildiğini ve takdir ettiğini unutmamak gerek.

Dilim döndüğünce bu konuya açıklık getirmeye çalıştım.

İnşaallah faydalı bir yazı olmuştur:)

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Korku Filmi Neden İzlenir? başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

Kaktüs İnsanlar

Vedalar Üzerine

3 yorum

  • bilgfildiz
    14 Ekim 2012 de 20:46

    Şems-i Tebrizi’nin bu konudaki açıklaması da çok güzel :
    Kader hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten,”ne yapalım, kaderimiz böyle”deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin,ne de hayat karşısında çaresizsin.

  • Beraat
    16 Kasım 2012 de 18:43

    Kader: Allah’ın belirlemiş olduğu şeylerin gerçekleşmesidir. Cem abi’ninde örneğindeki gibi arabayı sürersiniz belli bir hedefe o hedef belirlidir,belirlenmiştir. Allah’ta böyle belirlemiştir. Nerede ne olacağını. Nefsinize yenilip hız yaparsanız kaza yapabilirsiniz. Bu bizim irademize kalmıştır. Kaza yapmadan önce dua ile yola çıkıp hayır dilerseniz o bambaşkadır. Burada önemli olan nefsimize uymamak, Allah’ın kitabından ve Resul’unun (a.s)’ın sünnetlerinden çıkmamaktır.

  • Hasan
    24 Nisan 2013 de 00:11

    Bu soru geçenlerde benimde çok kafama takılmıştı. Bilgili bir abiye sordum tüm islam alimleri akraba ziyareti ömrü uzatır veya su vermek gibi örnekler veriyor peki kader önceden belirtildiğse kader değişmiş olmuyor mu ? Dedim.

    O zamanda abi şu örneği vermişti.

    Bir filim sinemeya yeni çıktığını düşün. Ve senden önce arkadaşın filme gidiyor ve filmi iyice izliyor. Sonra sen filme gitmeden önce sana filmi anlatıyor. İşte çocuk 15 yaşında evden kaçacak ve 25’inde ölecek tarzında.Sende filme gittiğinde arkadaşın anlattığı olayları görürsün.Çünkü daha önceden o izlemiş ve her şeyi görmüştür dedi 🙂 Yani Allah daha önceden senin yol ayrımlarını da hangi yolu tercih edeceğini de biliyor dedi. Bu örneği anlarsan bu sorunu da çözersin demişti 🙂 İşte böyle abi bende bu örnekle anlamıştım 🙂 Bu arada yazı için teşekkürler… Anlamak isteyenler için iyi bir rehber olur İnşallah…

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.