Kaktüs İnsanlar


Tuhaf, garabet bir bitki: kaktüs…

Çöllerin vazgeçilmeziyken yavrularını evlerimize süs bitkisi olarak sokmayı başarmış istilacı, dikenli, haşin varlık… Bazı çöl hayvanları da olmasa yüzüne kimsenin bakacağı yok.

Dışı dikenlerle kaplı, içi ise sulu olan bu yaratık güçlü kökleriyle topraktaki nemi çekip hapseder hatta dikenleriyle havadaki nemi bile su olarak depolar.

Yıllardır kendisinden dikenleri yüzünden nefret ediyordum. Çünkü dikenleri cidden can acıtıyor. Hatta bazı türlerinin dikenleri zehirli. “Diken can acıtır, can acıtan her şey kötüdür, öyleyse kaktüs de kötüdür” önermesi yüzünden kanım ısınmadı kendisine.

Sonra bir gün instagramda bir paylaşım beni allak bullak etti. Kaktüsleri niçin sevmemiz gerektiğinden bahseden birkaç satır bir yazı…

Şöyle diyordu: “Kaktüs seven insan iyidir azizim. O kaktüsü dikenleriyle sevmişse, insanı da kusurlarıyla sever. Kaktüsün dışı nasıl dikenliyse, içi bir o kadar saf sudur. Ve ben dışımda ne kadar kusur varsa içimde bir o kadar saf su biriktirdim.”

Nasıl yani? Kaktüs de sevilebilir bir bitki miymiş yani? Dikenlerine rağmen hem de?

Sonra “neden olmasın?” dedi bir ses. “Hem içi su doluymuş baksana” dedi diğeri. Sonra virüs gibi yavaş yavaş beynime yayılmaya başladı bu fikir; kaktüs de sevilebilir!

Zihnimin ücra köşelerinden bilge bir ses söze karıştı: “Ne kadar da bazı insanlara benziyor şu kaktüs. Sırf dikenleri var diye önyargıyla yaklaşılıyor, kimse içini merak bile etmiyor. İçi yumuşacık ve suluymuş kime ne? Dışı dikenliyse kötüdür. Ama kim bilir, belki de o içini korumak içindir o dikenler. Kolayca ulaşamasınlar o bölgeye, parçalansın, yırtılsın hak etmeyenlerin ağızları, elleri hatta dilleri. Sadece gerçekten bilmek isteyenler ulaşsın içine, dikenlerine rağmen…”

Çok haklıydı.

Sonra kaktüs insanlar kimler olabilir diye düşündüm. Dikenlerle kaplı insanlar nasıl olurdu ki?

Sonra buldum: kanayan tüm yaralarında diken biten ve zamanla kaktüs insana dönüşen insancıklardı bunlar. Bu insanlar bir zamanlar yumuşacık yürekleriyle dünyaya salıverildiklerinde herkesi kendileri gibi belleyip güvenmeyi seçmişlerdi. O ilk darbeyi vuran zalimler yüzünden ilk yarayı aldıklarında günlerce yaralarına bakıp bakıp ağladılar. Daha sonra o yarayı saracağını söyleyip bambaşka yaralar açan yeni insanlar tanıdıkça anladılar ki yaralarını kimseye göstermemeliler. Hatta öylesine gizlemeliler ki yanlarına bile yaklaşamamalı kötüler.

Böylece yaralarından sızan kanla besledikleri dikenler kaplayıverdi her yanlarını. Altlarındaki hala kanayan yaraya inat bu dikenler öylesine sert ve zehirliydi ki karşıdan bakınca kimseler sevmez oldu bu “kaktüs insanları”. Bırakın sarılmaya cesaret edecek bir babayiğidi, görmek ve konuşmak isteyecek bir arkadaş bile bulamadılar. Öylesine gıcık, öylesine çekilmez, öylesine ters insanlar oldular ki düşman başına.

Ama içleri… İçleri hala saf, hala temiz, hala berrak sular barındırıyor.

Bu yüzden bir kaktüs insanı yalnızca diğer bir kaktüs insan anlayabilir ve sadece aynı türden birisi sarılabilir bunlara. Çünkü sadece birbirlerini gördüklerinde “deli deliyi görünce çomağını saklar” hesabı gizleyiverir dikenlerini. Ne mutlu o kaktüs insanlara ve ne yazık onları bu hale getirenlere!

Sahi sizin de çevrenizde hiç var mı kaktüs insan?

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Vedalar Üzerine başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

1 Yorum

  • Ayşe Canan
    5 Kasım 2017 de 19:35

    Hic kimse kimsenin hayatına boşuna girmemiştir. …yasanan güzel şeylerin hatirina yakmamalı daha fazla can.. sevmekten vazgeçmemeli…iyi ki tanimisim seni. .sen benim zenginligimsin diyebilmeli

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.