Kaybolan Değerlerimiz-1


Ben köy çocuğuyum. Bunu hiçbir zaman reddetmedim ve bu sebeple beni küçümsemeye çalışanlara her zaman gereken cevabı verdim. Çocukken köyümde gördüğüm, yaşadığım bazı güzellikler zamanla maalesef kayboldu gitti. Ben de bu güzellikler zihinlerimizden de silinip gitmesin, ileride evlatlarımız da bunları öğrensin diye kayıt altına alma gereği duydum. Ne demiş atalarımız; âlem unutur kalem unutmaz.

Hayır Aşı: Eğer ailenin başından ufak bir kaza bela geçerse ona şükür olsun diye (veya Allah daha büyüklerinden korusun diye) hayır aşı yapılırdı. Genel olarak da tavuklu pilav yapılır ve çevrede ne kadar çocuk varsa eve çağırılarak onlara yedirilirdi.

Katmer Dağıtmak: Arefe günleri evde yufka açılır ve sonuna doğru katmer yapılırdı. Bu katmerlerin bir kısmı küçük bir tepsi içinde evin çocuğuna verilir ve mahallede dağıttırılırdı.

Ağız Dağıtmak: Doğum yapan inekten sağılan ilk süte ağız denilir. Bu süt özel bir şekilde pişirildikten sonra tabaklarda soğutulur ve mahalledeki evlere dağıtılırdı. Üzerine toz şeker ekip yemeye doyulmazdı.

Eve Gelin Davet Etmek: Düğünden birkaç gün önce gelin yöresel kıyafetler giyer ve başta “kardeşliği” olmak üzere birkaç arkadaşıyla köy içinde dolaşırlardı. İsteyenler de yemek yaparak bu dolaşanları eve davet ederdi.

Çamaşır Günleri: Eskiden çamaşır makinesi mi vardı. Annelerimiz yaz demez kış demez çeşme başlarına veya dere kenarına kazan vurur çamaşır yıkarlardı.

Oturmaya Gitmek: Kış günlerinin vazgeçilmez aktivitesiydi. Her fırsatta komşuya gidilir ve birlikte oturup muhabbetler edilirdi. Tabi ki çay meyve çerez eşliğinde…

Keşkek Dövmek: Yaz sonuna doğru harmanlar kaldırılır ve keşkek için ayrılan buğdaylar güzelce yıkanırdı. Sonra da her mahallede bulunan dibeklerde tahta tokmaklarla dövülmeye başlanırdı. O esnada oradan geçenler de çağırılarak biraz dövdürülürdü.

Bulgur (ya da pekmez) Kaynatmak: Kış hazırlıkları arasında olan bu etkinlik de sonbaharda yapılırdı. Müsait bir köşeye vurulan kazanlarda kaynatılan bulgur ve pekmez gelip geçen insanlara da ikram edilirdi.

Değirmene Gitmek: Yine kış hazırlığı olarak değirmenlere gidilirdi. Un için ayrılan buğday burada un yaptırılırdı. Ama bu değirmenler önceleri su değirmeniydi. Daha sonra elektrikli değirmenler çıktı.

Mısır Soymak: Olgunlaşan mısırlar tırpanla biçilip traktörle getirilir ve evin uygun bir yerine konulurdu. Mahalleden tanıdıklar da çağırılır hep birlikte mısırlar koçanından ayrılırdı. Kalabalık olunca da çay, kavun, muhabbet gırla giderdi.

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Türk Yapımı Sosyal Ağlar – 7. Güncelleme başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

2 yorum

  • İrfan Erdemli
    23 Mayıs 2013 de 16:46

    Hayır Aşı: Hey gidi günler hey, Hayır Aşı yemek için kaşığını evinden geitmek zorunda olduğun günler. Yitip giden değerlerimizden birisidir Hayır Aşı, ne diyelim güzelliklerimiz bir bir elimizden giderken sanal bile olsa kayıt altına lmak çok güzel tebrik ediyorum…

  • Elanur
    27 Ağustos 2017 de 13:14

    Ya ben bunların hiçbirini bilmiyordum ne güzelmiş aslında

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.