Kaybolan Değerlerimiz-2


İmeciye Gitmek: Yaz işlerini bir an önce bitirmek için köyden imeci toplanırdı. Ertesi gün sabah erken saatte bu imeciler çağıranın evinde toplanır ve traktörle tarlaya gidilirdi. Akşama kadar da bir yandan iş yapılır bir yandan da muhabbet edilirdi. Böylece bu zor işler eğlenceli hale getirilirdi. Daha sonra da çağırılan kişilere gidip onlar için çalışılarak bu borçlar ödenirdi.

Köy Odaları: İlk zamanlar ulaşım at, eşekle yapıldığı için köye gelen misafirler bu köy odalarında konaklarmış. İmkanı olanlar da yemek hazırlayıp bu misafirlere ikram edermiş.

Benim hatırladığım ise bu köy odalarında bayram günleri namazdan sonra mahallenin erkekleri toplanır ve bayramlaşılırdı. Sonra da evlerde yapılan yemekler burada hep birlikte yenilirdi. Yemek sonrası muhabbet edilip yavaş yavaş dağılınırdı.

Köy odaları bunların haricinde gençlerin ara sıra toplanmasına ve eğlenmelerine de ev sahipliği yapardı.

Bostan Beklemek: Evden uzak tarlalara ağaç dallarından sağlam bir çardak kurulur ve hayvanlar bostana zarar vermesin diye geceleri orada beklenirdi. Ben çok çok az hatırlayabiliyorum bu olayı.

Bakkallar: Köy hayatının olmazsa olmaz öğelerindendir. Sebze meyve dâhil birçok şeyin satıldığı bu bakkallar özellikle çocukların ayağını hiç kesmediği bir yerdir. Elimize geçen bütün harçlıkları zaman geçirmeden gider bakkal amcalara verirdik:)

Köyler Arası Futbol Maçları: Köyün iyi futbol oynayan kişilerinden oluşan takımlar değişik zamanlarda köyler arası maçlar yaparlardı. Bu da genelde bayramların 2. 3. Ve 4. günleri olurdu. Bazen de turnuva yapıp kazananlara ufak kupalar verilirdi.

Yağmur Duası İçin Dolaşmak: Eğer köyde yağmur duasına çıkılacaksa öncesinde (veya sonrasında) yaşlılardan birisinin önderliğinde köy çocukları toplanır, bir tane hamur teknesini başlarının üzerinde tutarak ev ev dolaşırlar. Dolaşırken de hep bir ağızdan “Teknede hamur, Tarlada çamur, Ver Allah’ım ver, Sulu sulu yağmur” diye bağırırlar. Evlerin bazısından bu tekne üzerine su dökülür, teknenin altında olmayan çocuklar ıslanır. Bazı evlerden de bulgur, keşkek verilir. Bunlar daha sonra pişirilerek dolaşan çocuklara yedirilirdi.

Angaryaya Gitmek: Köyün menfaatine olan bir iş olduğunda cami hoparlöründen angarya ilanı verilirdi. Her evden en az bir kişi kazma kürekle söylenen yere gider ve o gün köy için çalışırdı. Fazla sevilmeyen bir uygulama olsa da köy menfaatine olduğu için çoğu kişi katılırdı.

Köy Sığırı: Önceleri köyümüzde çok fazla büyük baş hayvan vardı. Bazı kişiler birlik olup belli bir ücret karşılığında bu hayvanları dağda otlatırdı. Akşam olunca her evin ineği kendiliğinden evin önüne gelip ev sahibine seslenirdi. Şimdilerde herkes kendi hayvanlarını kendisi otlatıyor.

Dağdan Bir Şeyler Toplamak: Bazı ürünler köyümüzün çevresinde kendiliğinden yetişir. Biz de zamanı gelince bunları toplarız. Mesela; mantar, kuşburnu, muşmula, kızılcık, dağ eriği, erik, ahlat, alıç… Bu ürünlerin büyük kısmı kurutularak kışın tüketilirdi.

Bunların haricinde yağmurlu zamanlarda salyangoz toplayıp satanlar da vardı. Yurt dışına ihraç edildiğini duyardık ama gerçek olup olmadığını bilemiyorum.

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Dilime Dolananlar-1 başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

Kaktüs İnsanlar

Vedalar Üzerine

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.