Kolay Para


Burada yazacaklarım en başta kendime yaptığım eleştirilerdir. Uzun yazıyı görünce sıkılabilirsiniz. Başlığı görünce neyden bahsedeceğimi de anladınız zaten. Ama bunu nasıl yapacağımı merak ediyorsanız lütfen sonuna kadar okuyun:) Söz veriyorum sıkıcı bir yazı olmayacak!

Son zamanlarda dikkatimi çeken bir şey var; ülkemizde insanlar artık kolay yoldan para kazanmaya çalışıyor. Kimse alın terini sevmiyor, istemiyor. Piyangolar, lotolar, totolar, at yarışları, yarışmalar… Herkes bir şeye kafayı takmış, onunla köşeyi dönmeye çalışıyor.

Yılbaşı denen saçmalık yaklaşınca zengin, fakir herkesi bir telaş alır. Hemen bilet alınır. Hatta bilet alırken daha önce ikramiye çıkan bilet satıcılarından bilet almaya çalışılır. Dillerde hep aynı söz “ikramiye bana çıkarsa önce şöyle büyük bir hayır işleyeceğim”. Aklımız sıra Allah’tan torpil istiyoruz büyük ikramiye bize çıksın diye. Aslında o yapacağımız hayra Rabbimizin değil yine bizim ihtiyacımız olduğunu unutuveriyoruz.

Hazır yılbaşı çekilişinden bahsediyorken daha önce bir gazetede okuduğum bir haberi anlatmadan geçemeyeceğim. Haberi yapanlar şu ana kadar büyük ikramiye çıkmış 7 kişiyi arayıp bulmuşlar ve hikâyelerini yazmışlar (sanırım Posta gazetesindeydi, muhafazakâr gazetelerde değildi yani). Dikkatimi en çok çeken ise bu kişilerin neredeyse tamamı para çıkar çıkmaz hanımlarını boşayıp yeni hanım almışlar. Amaçları neydi acaba?

Hepsi de şu an önceki hallerinden daha sefil şekilde yaşamaya çalışıyorlarmış. Kimisine mafya musallat olmuş, kimisine hanımları yamuk yapmış, kimisi de kumar batağında kaybolmuş gitmiş. Atalarımız “hazıra dağlar dayanmaz” derken çok doğru söylemişler.

Ben bu haberi okuyunca hiç şaşırmadım. Ne bekliyordunuz ki? İnsanların çoluk çocuğunun rızkından keserek bilet aldığı bir piyangodan -yattığınız yerden- trilyonlar kazanıp sonra Türkiye’nin sayılı işadamları arasına gireceğinizi mi?

Neyse biz yazımıza devam edelim.

Nereye bakarsam bakayım dikkatimi bu kolay paracılık çekiyor. Kimisi bunu insanları dolandırarak yapıyor, kimisi sahtekârlık yaparak.

Sanal âleme bakıyorum; eleman üç beş kod öğrenip kendi adıyla site açıyor. Ama daha bir yazı bile eklemeden sitesini Google Adsense’e kaydediyor. Hata kaza birisi sitesine girecek ve o reklamlardan birisini görüp tıklayacak. Oradan 0,001 dolar kazanacak. Bırakın Allah aşkına. Bu kadar mı düştünüz?

Haberlere bakıyorum; her gün farklı farklı dolandırıcılık şekilleri çıkıyor ortaya. Kendini polis olarak tanıtan mı ararsın, evlenme vaadiyle para isteyen mi…

Gerçi bu loto-toto oynayanları bir yerde mazur görüyorum. Çünkü adamlar parayı tutturmak için gece gündüz maçları ve atları takip ediyorlar. Ders çalışır gibi onların üzerine yoğunlaşıyorlar. Bu kadar çalışsalar KPSS’yi kazanıp bir yerlere atanırlar ama lotodan kazanacakları kadar kolay ve çok para kazanamayacakları için doğal olarak onu yapmıyorlar:)

Yazıma bir kıssa ile devam edeyim:

Hz Ömer’in görevlendirdiği valilerden birisi mektup yazarak Halife’den maaşının arttırılmasını talep eder. Hz Ömer ise valiye o ay yarım maaş gönderir. Bir sonraki ay vali yazdığı mektupta maaşının ucu ucuna yettiğini söyler. Hz Ömer bu defa maaşı biraz daha azaltır. Vali üçüncü mektubunda hayretler içinde olduğunu çünkü maaşından bir miktar arttırdığını söyler ve hikmetini Hz Ömer’den sual eder. Hz Ömer ise cevabında; daha önce aldığı maaşın yaptığı işin karşılığı olmadığını yani hak etmediği maaşı aldığı için maaşının yetmediğini söyler. Yarıya indirdiğinde ise neredeyse emeğinin tam karşılığını aldığını ancak hala hak etmediği miktar olduğu için ucu ucuna yettiğini söyler. Sonuncuda ise artık verdiği emeğin tam karşılığını aldığını bu yüzden kazancından bir miktar arttığını söyleyerek bundan sonra maaşının bu olacağını bildirir valiye.

(Kıssayı uzun bir süre önce okuduğum için aklımda bu şekilde kalmış. Kişiler farklı olabilir ancak anlatılmak istenen bu şekildedir.)

Her fırsatta kendilerine zam yapıldığı halde hallerinden şikayet edip geçinemediğini söyleyenlerin yanında (açlık sınırı denilen rakamdan çok aşağıda olduğu halde) asgari ücret alanların her ay bir miktar para arttırabilmesinin “sırrı” bence bu olsa gerek.

Daha yazmak istediğim çok şey olsa da yazı fazla uzadı:) Okuyanları da sıkmamak adına toparlayayım artık.

Velhasıl-ı kelam, refah seviyemiz yükseldikçe alın terinin kıymetini bilmez olduk. “Salla başı al maaşı” sözü hayat düsturumuz oldu çıktı.

Haramı helali en çok bilmesi gerekenlerin bile “haram helal ver Allah’ım, garip kulun yer Allah’ım” sözleriyle önüne geleni mideye indirmeye başladı.

Ne diyeyim; Allah sonumuzu hayır etsin.

Son Söz: “Hiç kimse elinin emeğinden daha hayırlı bir şey yemiş değildir.” (Hadis-i Şerif, Buhari)

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Aforizma Kasmak başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

Kaktüs İnsanlar

Vedalar Üzerine

1 Yorum

  • Ali Üçpınar
    14 Ocak 2013 de 21:06

    Millet olarak bu anlatdığın duruma çok hızlı bir şekilde sürüklendik ve sürükleniyoruz böyle bilgilendirici yazılarla insanları uyardığın için seni tebrik ederim.

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.