Korku(tulu)yoruz


80’li yıllarda doğmuş olanlar çok enteresan zamanlardan geçerek bugünlere gelmiştir. Çocuklukları 1980 darbesinin baskıcı zamanlarına denk gelmiştir. Ergenlik çağları 90’lı yılların fail-i meçhulleri arasında yitip giderken 2000’li yılların teknoloji patlamasıyla kişilikleri darmadağın olmuş ve yeniden toparlanma sürecine girmiştir.

Gerçi ülkemiz kurulduğundan beri halkın yüzü ne zaman gülmüş ki? Baskılar, darbeler, göz korkutmalar, yıldırmalar, işkenceler, meçhul ölümler…

Yüz yıllardır devlet başkanlığı, padişahlık gibi tek kişinin yönetimi altındaki halk birden demokrasiyle tanışmış. Ama tanışmasının üzerinden geçen 90 yıla rağmen hala ne olduğunu çözememiştir.

Sürekli birileri çıkıp “siz bu işi bilmezsiniz ama biz biliriz, siz sadece bize oy verin gerisine karışmayın” şeklinde halkı uyutmuştur.

Neyse konuyu dağıtmayayım.

Daha çocukken “cin çarpar, Allah taş eder” şeklinde giriş yapılan korkutulma maceramız “dayağı yersin, okuldan atılırsın, disipline verilirsin” şeklinde geliştirilip “hapse girersin, görevden atılırsın, soruşturma açılır” şeklinde sonuca bağlanmıştır.

Bir zamanlar öğretmenlerimizden çok korkardık. Zamanla öğretmenler gözden düşürüldü. Kimse iplemez hale geldi.

Polislerden çok korkardık. Onlar da aynı akıbete uğradı.

Askerlerden ve komutanlardan çok korkardık onlar da yavaş yavaş aynı şeye uğruyor.

Elbette ki bu meslek sahiplerinden korkalım demiyorum. Ama korkuyla birlikte bu insanlara karşı olan sevgi ve saygımız da yok ediliyor ya, işte onu istemiyorum.

Eskiden korktuğumuz şeylerin yerini şimdi bambaşka şeyler aldı. Ama değişmeyen bir şey var: Hala korkuyoruz, korkutuluyoruz!

Keşke toplum olarak bütün korkularımızı bir kenara bırakıp “Allah’tan korkabilseydik.” İşte o zaman çok mesafe kaydedeceğimize inanıyorum.

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Tumblr ve Türkler başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

Kaktüs İnsanlar

Vedalar Üzerine

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.