Mevsimler ve Ömür


 

Bilmem farkında mısınız?

Rabbimiz her sene gözlerimizin önünde doğayı öldürüp öldürüp dirilterek bizlere bir mesaj veriyor aslında.

İlkbaharın gelişiyle doğa yeni doğmuş bir bebek gibi gözlerini açar her yıl. Nasıl ki bir bebek doğunca çevresindeki insanlar mutlu oluyorsa bahar mevsimi de yüzlerde gülücük açtırır. Ve bebeğin evin içindeki cıvıltısı gibi baharda da kuşların ve böceklerin cıvıltısı kalpleri yumuşatır. Bebek büyüyüp çocuk ve genç haline geldikçe ağaçlarda oluşan minik meyvelerin olgunlaşması gibi aklı, fikri, duyguları da olgunlaşır.

Bu nedenle bahar mevsimini ben insan ömrünün bebeklik, çocukluk ve gençlik yıllarına benzetirim.

——

Havalar ısınıp mevsim yaza döndükçe sanki insan ömrünün yetişkinlik evresi başlıyor gözlerimizin önünde. Ağaçlar yeşil, meyveler olgun, hava yumuşak… Ve hayat o kadar tatlı ki kimsenin aklına kış ya da ölüm gelmiyor.

Ta ki yazın sonunda saça düşen ak misali yapraklara sarı renk düşünce yavaş yavaş anlıyoruz güneşin sürekli bizle kalmayacağını.

——

Sonbaharla birlikte sararan yapraklar birer ikişer toprağa düşmeye başlayınca nasıl ki kışı hissediyorsak ömrümüzün günleri de hızla düşüp yaşlandığımızda fark ediyoruz ölümün yaklaştığını. Bir taraftan kış için hazırlık koşuşturması, diğer taraftan ölümün soğuk yüzü gibi esen rüzgârlar… Ve gözlerimiz gökyüzünde… Ne zaman yağacağı belli olmayan karı bekler gibi bekliyoruz ölümü.

Acaba yaptığımız hazırlık yetecek mi? Ya kış şiddetli geçerse?

Bilemiyoruz. Sadece ümitliyiz. Herkesi görüp gözeten Rabbimize güveniyoruz yalnızca.

——

Ve aniden gelen ölüm gibi bastırıveriyor kış mevsimi.

Ölünün üstüne toprak atan mezarcılar gibi bulutlar lapa lapa yağdırırken karları, dört duvar arası evlerimize sıkışıp kalıyoruz.

Her yer soğuk, her yer kar… Ağaçlar ölmüş, toprak ölmüş, yeryüzü ölmüş.

Ama öyle bir ölüm ki bu, yepyeni doğumlara gebe. Ne zaman ki nisan yağmurları yağıp doğa canlanacak, o vakte kadar her şey kısılıp kalacak dört duvar arasına.

Kış usulca fısıldıyor kulağımıza; “bu ebedi bir ölüm değil.” Bir gün doğa gibi insanlar da ölecek. Ama geri dönüşü olan bir ölüm olacak bu.

Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde akıl ve vicdan sahipleri için elbette ibretler vardır. (ÂLİ İMRÂN – 190)

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Neden ben? başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

Kaktüs İnsanlar

Vedalar Üzerine

1 Yorum

  • deniz
    20 Kasım 2013 de 13:35

    Sonbahar ve Kış mevsimlerinde durulup, İllkbaharda tekrar dirilmek gibi…kaleme alınan yazınız dünyevi ve uhrevi olan her şeyin benzetmelerle asıl vurgusunu oluşturmam için yeterliydi..emeğinize sağlık.

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.