Müşteri misiniz tüketici mi?


Benim gibi yaşı yirmi beşin üzerinde olanlar hatırlayacaktır. Eskiden esnaflar kapılarına “cumaya gittim gelicem, lavaboya gittim 5 dakkaya dönerim, cenaze nedeniyle kapalıyız” gibi tabelalar asardı. Siz de o esnaftan alışveriş yapan biriyseniz acil bir durum olmadıkça kapıda beklerdiniz. Hem esnaflar işlerine, hem müşteriler esnafına sadıktı. Üç-beş kuruş aranmaz, gerekirse hesaba yazılırdı. Ve tabi ki altınıza bir tabure, elinize de mevsimine göre içecek vermek esnaflığın gereklerindendi.

Sizin adınız müşteriydi ve “müşteri velinimetti” bir zamanlar. Velinimet ise sözlükte “etkisi yaşadıkça sürecek bir iyilik ve bağışta bulunan kimse” olarak geçiyor. Ne kadar güzel değil mi?

Sonra büyük alışveriş merkezleri çıktı piyasaya. Toptan alıp uygun fiyata vermesiyle müşterileri bir bir çalmaya başladı. İnsanlar geçinebilmek için daha uygun olan bu merkezlere rağbet edince esnaflar da aramızdan kaybolmaya başladı. Kalanlarsa maalesef işin çakallığına başvurup Çin malı ürünleri tutturabildiği fiyata satarak esnaflığın onuruna leke sürer oldu.

Peki, rağbet ettiğimiz alıveriş merkezleri ne yapıyor? Her köşeye güvenlik görevlisi, kapıya alarm, tavana kamera, etrafa “24 saat güvenlik kameralarıyla korunmaktayız” tarzı tehditvari tabelalar koyarak, adımızı da müşteriden tüketiciye indirgeyerek adeta hırsız muamelesi yapıyor. Güler yüzü, ikramı, tabureyi geçtim; en azından kasada “peşin mi kredi kartı mı” diye sorup “peşin” dediğinizde yüzünüze mal görmüş mağrabi gibi bakmayan kasiyer koysalar ona bile razıyım.

Mahalle esnafıyla yaptığınız o tatlı pazarlığın tadı eminim hala damağınızdadır.

-Kaç lira Ahmet abi?

-45 lira ama sana 40’a olur.

-Çok abi ya biraz daha indirim yap.

-Hadi 35 olsun, başkasına söyleme ha.

-Abi 30’dan yukarı vermem. Başka param yok.

-İyi bakalım bu seferlik de kazanmayıverelim. Babana çok selam söyle.

-Aleyküm selam. Hayırlı işler abi.

Bu şiirsel pazarlığın yerini yazım hileleri, “etiket hatalı olmuş” bahaneleri, “bu mal bu reyona ait değil” yalanları almış durumda. Be hey mendeburlar, etikete dürüstçe 40 lira yazmak dururken 39.90 yazarak sanki 30 liraya veriyormuş edasıyla 3’ten sonraki rakamları küçük yazma cüretini gösterdiniz diyelim, niye oradan kalan 10 kuruşumuzu asla geri vermiyorsunuz? Nasıl olsa tenezzül etmezler diyorsunuz ama kendiniz ona tenezzül ediyorsunuz farkında değilsiniz.

Yok arkadaş, ben adımın müşteri olmasından yanayım. Tüketici denildiği zaman aklıma “işine yarasın yaramasın her şeyi alan, aldıklarını daima kredi kartından çeken, ödeme zamanı gelince buhrana giren tüketim canavarı” geliyor aklıma. Müşteri kelimesi ise daha dostça daha samimi bence.

Ne diyebilirim ki… Ben eskiyi şimdiden özlemeye başladım.

Bu kadar çakallık midemi bulandırıyor açıkçası. Helal olan bir lira haram olan bin liradan daha tatlı değil mi sizce de?

“Çakalların kol gezdiği bir toplumda aslan yürekli yiğitler barınamaz!”

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Erginden Ergene Hayat Dersleri başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

Kaktüs İnsanlar

Vedalar Üzerine

3 yorum

  • Besparasiz
    14 Ekim 2014 de 11:22

    Kuçük bir şehirden ,büyük bir şehire gelmiş birisi olarak bahsettiğiniz o müşteri diyaloglarını çok yaşadım.Fakat büyük şehire gelince çok bocaladım.Malını satana kadar sahtekarlıkta sınır tanımayan,asla pazarlık etmeyen ,memnun kalmadığınız ürünü geri iade etmek için size 40 dereden su getirten ,tok satıcı ,turist odaklı esnaflarla karşılaşınca yönümü direk alışveriş merkezlerine çevirdim.Buda o tür esnaflara tepkimden dolayı.Önce esnaf güven vermeli satıcıya,ben zaten güvenmeye dünden hazırım !!! Eminim birçok kişi benimle aynı fikirdedir.

  • bosshakan
    15 Ekim 2014 de 08:25

    Geçenlerde ben de böyle bir konuya kızmıştım ama sadece tweet atmakla geçiştirmiştim sen yazmışsın uzun uzun, burgerking’de yemeği alıp kasaya yakın bir yere oturdum, ön tarafta ki kasa görevlileri arkaya “12li soğan halkası” var diye bağırdıkça arkada büyük ihtimal müdür tarafından “bravo kasaaa” diye bir ses geliyordu sürekli… Vay arkadaş dedim adamlar için biz ya da bize sundukları hizmetin aslında hiç önemi yok, sadece kazanmak daha çok kazanmak var akıllarında! Senin de dediğin gibi kardeşim müşteri (velinimet) değiliz artık tüketiciyiz tüketelim istiyor dünya…

  • Elanur
    3 Eylül 2017 de 00:51

    Yine çok güzel bi konuya değinmişsiniz hocam ellerinize sağlık

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.