Mutluluğunuz Mutluluğumuzdur


Dün sabah bloga bir süre yazı eklemeyeceğimi söylememe rağmen akşamına gittiğim düğün hakkında birkaç kelime etmezsem duramam:)

Evet, dün nişanlımla birlikte geçen seneki ev arkadaşımın düğününe katıldık. Arkadaşım; bir sene kahrımı çekmekle birlikte yaptığı yemeklerle karnımı doyurması ve benim gibi kayınpeder inadı çektiği için dertlerime ortak olmasıyla üzerimde hakkı büyük olan birisidir. Ben de âcizane bu hakkını bir nebze ödeyebilmek amacıyla düğününe gitmeye aylar öncesinden karar vermiştim. Sağ olsun kayınpederim de sorun çıkarmadı ve düğüne gittik.

Öncelikle biraz çevreden bahsedeyim. Yemyeşil fındık bahçeleri içinde küçük bir Karadeniz ilçesinin köyünden gelini aldık. Köyün daracık yollarını görünce neden böyle olduğunu sorduk. Köylülerin arazisini yola vermemek için inat ettiğini ama arkadaşımın babasının uzun uğraşları sonucu bu kadarcık da olsa yol yapılabildiğini öğrenince ne diyeceğimizi bilemedik. Bunlara vesile olduğu için arkadaşımın babası çevre halkı tarafından çok seviliyordu ve düğüne katılım bu nedenle bir hayli fazla oldu.

Düğün lise bahçesinde kır düğünü şeklinde yapıldı. Düğün esnasında kemençe eşliğinde yüzlerce kişinin horon teptiğini görünce; arazinin engebeli olması sebebiyle evler uzak olsa da insanların uzak olmadığını, birlik beraberliği kkaybetmediklerini, büyük şehirlerde burun buruna oldukları halde ayrı dünyalarda yaşayan insanlara inat yakınlıklarını koruduklarını fark ettim.

Çevre böyleydi ama arkadaşlarım ne durumdaydı? Şu kadar söyleyeyim; arkadaşımın ve hanımının yüzlerindeki neşe, heyecan ve sevinç görülmeye değerdi. Gerçi arkadaşım genelde güler yüzlüdür ancak hanımını gayet ciddi ve az gülen birisi olarak tanımıştım. (Sanırım bu hali asker emeklisi babasından kendisine geçti:) Ama dün gece ikisinin de yüzünde açan güller sanırım Isparta’nın gül bahçelerinde bile yoktur. Yanlış bilmiyorsam tam 5 yıldır bu günü bekliyorlardı ve muratlarına erdiler sonunda. Darısı başımıza ne diyelim:)

Ben normalde düğünlere gitmeyi hiç sevmeyen birisiyim. Lâkin abimin düğününden bu yana fark ettim ki; “damadın veya gelinin arkadaşları gelmiş” cümlesi duyulduğunda çiftlerdeki (dolayısıyla ailelerindeki) sevinç ve gururun gözlerine yansımasını görmek çok güzel oluyor. Bu sevinci yaşatabilmek amacıyla bekârlığın da verdiği kolaylık sayesinde arkadaşlarımın düğünlerine gidiyorum artık. Dün de bu amaçla düğüne gittim ve arkadaşlarımın mutluluklarına ortak oldum.

Son söz;

Sevgili arkadaşlarım sizleri yeniden tebrik ediyorum. Allah bir ömür ağzınızın tadını bozmasın. Sizlere hayırlı evlat ve hayırlı ömür nasip eylesin. Aynı şekilde biz de düğünümüze sizleri bekliyoruz ve diyoruz ki; MUTLULUĞUNUZ MUTLULUĞUMUZDUR.

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Bir süre müsaade istiyorum başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

2 yorum

  • cotanak28
    6 Temmuz 2013 de 21:15

    Hacim çok güzel olmuş yazı.çok teşekkürler.

  • çotanak 28
    9 Nisan 2015 de 00:25

    Valla tekrar okudum o günleri hatırladım sağolasın …

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.