Mutluluk Meselesi


Mutluluk nedir? İnsan neyle ya da kimle mutlu olur? Neden ömür boyu mutluluğu arar durur? Mutlu olmak mı yoksa mutluluğu aramak mı daha güzel?

Son günlerde bunun gibi çok fazla soru dolanıyor zihnimde. Cevabını bulamadığım ve bulamadıkça boğulduğum sorular.

Mesela ne ki mutluluk?

İyi hissetmek mi? Sürekli gülmek mi? Sevdiklerinle birlikte zaman geçirmek mi? Çok para kazanmak mı? Yaşadıklarından pişman olmamak mı? Kalpteki ferahlık mı? Vicdandaki rahatlık mı?

Kimler daha mutludur peki? Evliler mi bekârlar mı? Evliler içinde sevdiğiyle evlenenler mi yoksa en mantıklı seçeneği seçenler mi?

Sanırım kötü bir süper gücüm var; insanların iç âlemlerini çok kısa sürede çözebiliyorum. Biraz zaman geçirmem ve gözlemlemem yetiyor. Gülen yüzlerin ve parlak gözlerin arkasına gizlenmiş acıları, hapsedilmiş gerçek karakterleri görebiliyorum. Etrafına gülücük dağıtırken bir an göz göze geldiğimizde, göz bebeklerinin içinde mahpus olan ve “yardım et” diye bağıran gerçek kimlikler bana acı veriyor.

Birinin acı çektiğini fark etmek çok da zor değil aslında. Sadece biraz dikkat ve özen göstermek yetiyor. Bazen aklım almıyor. O kadar apaçık ortada ki, nasıl görmüyor çevresindekiler, nasıl nasıl nasıl? Belki de sadece bana bu kadar kolay geliyordur, başkaları göremiyordur benim gördüklerimi.

Ne kadar gizlemeye çalışırlarsa çalışsınlar, ne kadar inkâr ederlerse etsinler ben fark edebiliyorum ve mutsuz birini gördüğüm an içim sızlamaya başlıyor. Görmezden gelmeye çalışıyorum. Kafamı çeviriyorum. Zihnimi başka şeylerle meşgul etmeye çabalıyorum. Bu defa da vicdanım içten acıtıyor canımı. Değer vermediğim birisiyse bir nebze yok sayabiliyorum ama değer verdiğim birinin gözlerimin önünde mutsuz olduğunu bilmek çok canımı acıtıyor.

Doğru soruların yardımıyla azıcık deşmek haklı olduğumu ortaya çıkartıyor aslında. Ama bu defa da daha zor bir soru çıkıyor karşıma; ne yapabilirim? Haklı çıkmak da işe yaramıyor böyle durumlarda. Çünkü elimden bir şey gelmediğinde çok daha büyük bir sızlama oluyor vicdanımda.

Evlilikte mutluluk

Evlilik kaderin en fazla tecelli ettiği olay olarak çıkıyor karşımıza. Çünkü sahih bir Hadisi Şerif olan “Eğer İsrafil, Mikail, Cebrail ve Hamele-i Arş’ın aralarında ben de bulunsam ve sana dua etsem, gene senin için yazılan kadınla evlenirdin” (bk. Feyzu’l-Kadîr, 5/407; Kenzu’l-ummal, h. No: 501, 1581) hadisinde Peygamberimiz evlenilecek insanın değişmeyeceğini açık açık bildirmiş.

Havadan sudan sebeplerle boşanmaların arttığı, insanların defalarca evlenebildiği günümüzde evlilikte mutlu olmak büyük bir mucize sanırım. Doğru insanı bulmak, doğru insan olmak çok güç.

Sevdiğini alamıyorsan aldığını sevmeye çalışıyorsun. Bazen gençliğin verdiği acelecilik ve öfkeyle “tamam” deyiveriyorsun karşına ilk çıkana. Uyumlu musun değil misin düşünmeden kurduğun yuvada en hafif olarak psikolojik şiddet ve huzursuzluk çalıyor kapını.

İçindeki gerçek sen isyan ederken bu duruma, sen kabulleniyorsun bu hayatı. “Ben seçtim ben çekmeliyim bu çileyi” deyip susuyorsun. Gömüyorsun bütün hayallerini yüreğinin en derinlerine. Pişmanlık ve vicdan azabı dağlarken yüreğini, sahte gülücüklerle geçiştiriyorsun günleri.

Yüreğinin benimsemediği insanla “el âlem ne der” ya da “çocuğumuz ne olur” düşüncesiyle yıllarını tüketirken mutluluğun zerresi uğramıyor gönül hanene.

Evlilikte mutluluğa değişik bir bakış açısı katmaya çalıştım. Her evlilik böyle olmuyor elbette. Çocukluk aşkıyla evlenenlerden ilk görüşte âşık olanlara, görücü usulü evlenenlerden internetten tanışanlara kadar türlü türlü evlilik görmek mümkün. Bunlar içinde en mutlu ve en uyumlu kimlerdir bilmiyorum ama yapılan araştırmalara göre bekârlar evlilerden daha mutsuz.

Peki, evli ve mutsuz olanlar ne yapmalı? Daha kendi büyümeden, daha kendi aklını başına toplayamadan, daha kendi benliğini keşfedemeden yuva kuranlar? Çocuğuna aldığı oyuncağı çocuğundan önce oynayanlar, ailesinin sözünden ve dizinin dibinden çıkamayanlar? Kendi sorumluluğunu alamayan, “aile” deyince eşi ve çocuğunu değil hala anne babasını aklına getirenler?

Eşinin gözlerindeki mutsuzluğu göremeyen, görse de umursamayan, iki kelimeyi bir araya getirip eşinin gönlünü alamayan, onu hayata küstüren, katlanan değil katlanılanlar ne yapmalı?

Ben bu soruların cevaplarını bulamıyorum. Bulamadıkça boğuluyorum.

Sanırım yapılabilecek tek şey mücadeleyi bırakmamak. Yorulmak, kırılmak, yıkılmak pes ettirmemeli. Tekrar tekrar doğrulup mutluluğun peşinden koşmalı insan. Geçmişin acılarına takılıp kalmak çözüm değil.

Yumurta örneğinde olduğu gibi; eğer kabuk dışarıdan birinin müdahalesiyle kırılırsa yaşam ya sona erer ya da gelişmemiş bir civciv ortaya çıkar. Kabuk içeridekinin gayreti ve çabasıyla kırılırsa gerçek mutluluk ortaya çıkar.

Bu yüzdendir ki ilk yumrukta devrilmemeli. İlk düştüğü yerde kalmamalı. Hayatın akıp gittiğini görmeli ve suya kapılmış saman çöpü olmayı bırakmalı. Mücadele etmeli, müdahale etmeli, burdayım, varım, yaşıyorum demeli. Hayal kurmalı. Hayallerini kovalamalı.

Çünkü mutlu olmak herkesin hakkı!

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki İkilemlerimin ikisi başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

5 yorum

  • cuma64
    31 Aralık 2016 de 21:12

    Muhteşem, Harika, Kalemine Yüreğine sağlık. Gönül teline dokunan yürek sesi çok teşekkürler devamını bekleriz.

    • Aruchan
      Cem Baki
      2 Ocak 2017 de 22:11

      Elimizden geldiğince dilimiz döndüğünce devam inşallah

  • Habibe
    22 Ağustos 2017 de 17:32

    Emeğine sağlık muhteşem bir yazı…

  • Elanur
    27 Ağustos 2017 de 14:05

    Içimi acittiniz yine hocam yüreğinize sağlık.. .

  • _esramuallime_(esra oktar)
    8 Ekim 2017 de 21:16

    Daha iki gün falan oldu yazılarınızı okumaya başlayalı erken mi karar veriyorum bilmiyorum ama en iyi yazınız bu olmalı bence tebrikler…

Yorum Bırakabilirsiniz

Son Yorumlar

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.