Ne Kadar İğrençsiniz?


 

İnsan vücudu zaman zaman bazı davranışlarda bulunur. İstesek de istemesek de bu davranışları yaparız. Yapmak zorundayız. Yapmadığımız zaman rahatsız oluruz. Buna rağmen birçok kültürlerde normal karşılanan bu davranışlar bizim kültürümüzde “iğrenç” olarak nitelendirilir. Şimdi kısaca bu iğrenç davranışlara ve niçin yapılması gerektiği konusuna değinelim. Bana göre uluorta ve abartılı yapılmadığı sürece bu davranışlar iğrenç değildir. İğrenç diyenlere yazının sonunda aynı davranışlar hala iğrenç gelecek mi merak ediyorum:)

Geğirmek

Geğirme, midede biriken aşırı gazın yemek borusuna, oradan da ağız yoluyla dışarıya atılmasına denir. Hızlı yemek yemek, içecekleri kamış kullanarak içmek, sakız çiğnemek, şeker emmek, sigara içmek ve gevşek takma diş kullanmak hava yutmayı kolaylaştırır. Yutulan bu hava midede fazla miktarda gaz birikimine ve kronik geğirmeye neden olur. Ayrıca sıklıkla mide ülseri, midenin kardia bölümü bozuklukları veya safra yolları ve kesesi hastalıklarında ortaya çıkan bir belirtidir.

Gaz çıkarmak (yani Osurmak)

Bağırsaklardaki bakterilerin çeşitli gıdaları sindirirken yaptıkları kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşan gazların çeşitli şekillerde dışarı çıkmasıdır. Bağırsakta tam olarak emilemeyen karbonhidratların kalın bağırsakta bakteriler tarafından parçalanması sırasında gaz oluşur. Eğer bu gazlar münasip bir yerde çıkarılmazsa karın davul gibi şişer, yenilenler ağızdan geri gelir ve midede sürekli doluluk hissi oluşur.

Hapşırmak

Hava ile burnumuza giren mikroplar, tozlarla birlikte buradaki silya adı verilen tüycüklere takılır. Buradan kurtulanlara burnun içini döşeyen epitelden salgılanan antibakteriyel mukus salgısı tarafından âdeta parola sorulur. Bu noktanın geçilmesi tehlike arz ettiğinden, vücudun hapşırma dediğimiz alarmı devreye girer ve mikroplar bu yolla defedilir. Burundaki hususi sinir hücreleri eşik değerinin üzerinde uyarılınca sinyaller, beyne ulaştırılır ve hapşırma refleksi devreye girer. Ayrıca hapşırmayla birlikte kalbimiz durur ve birkaç milisaniye dinlenir. İşte bu nedenle hapşırmak büyük bir nimet kabul edilir ve hapşıran “elhamdülillah” der.

Sümkürmek

Burnumuzla günde binlerce kez nefes alırız. Aldığımız nefesle havadaki binlerce mikrobu, tozu, kiri de içimize çekeriz. İşte bu çektiklerimiz önce burnumuzdaki tüycüklerden sonra da mukus salgısından (yani sümükten) süzülür. Burnumuzda biriken bu artıkların zaman zaman temizlenmesine sümkürmek deriz. Sümkürmezsek ne olur peki? Çok basit; burnumuz kendisine ait görevi yerine getiremez.

Tükürmek

Dilimizin altındaki tükürük bezlerinden salgılanan tükürük hem ağzımızın içini ıslak tutar, hem özel yapısıyla sindirime yardımcı olur hem de ağzımızın kokmasını önler. Çoğunlukla tükrüğümüzü yutarız. Ağzımıza tuhaf bir tat geldiğinde ya da yabancı bir cisim girdiğinde bunu tükürerek dışarı atarız. Atmamız da gerekir zaten. Ama bizi diğer milletlerden ayıran iğrenç özellik olan sokağa tükürmek ve birisinin yüzüne tükürmek zaruri ihtiyaçlardan sayılmaz. Onlar, ne kadar iğrenç olabileceğimizin bir kanıtıdır.

Öksürmek

Öksürmek genelde, vücudun yabancı bir maddeye, kan toplanmasına, ciğerlerde ya da boğazda soğuk algınlığı, sigara veya alerji nedeniyle oluşan bu tahrişe karşı doğal bir tepkisidir. öksürük sayesinde yabancı maddelerin havayollarına girmesi önlenir ve bunların dışarı atılması sağlanır. Bunların yanında, soğuk algınlığı, zatürre, akciğer tüberkülozu, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), gırtlak ve akciğer kanseri, kalp yetmezliği gibi hastalıkların habercisi de olabilir.

Kusmak

Midenin içindekilerini, elde olmayarak ağız yolu ile dışarı atmaya kusmak, kusulan şeye de kusmuk denir. Kusmanın birçok nedeni vardır. Örneğin, zehirli, bozulmuş yiyecekler, içki, gastrit ve ülser gibi mide hastalıkları, bazı besinlere karşı hassasiyet, bazı ilaçlar, kanser, mide kanaması, mide fıtığı, sinirlenme, migren, araç tutması, zehirlenme, kansızlık, sarılık, tiroid hastalıkları, hamilelik ve çocuklarda kabakulak, bademcik veya bağırsak hastalıkları sırasında kusma görülür.

Esnemek

Niçin esnediğimiz hala bir muamma olsa da bilinen bir şey var ki gülmek ve esnemek bulaşıcıdır. Çoğunlukla uykunun habercisi olsa da ilk atlayışını yapacak paraşütçülerin de esnediği az bilinen bir gerçektir. Bulunulan ortamın ısınmasıyla birlikte uykunun gelmesi ve esnemenin başlaması bazı bilim adamlarına göre vücudun kendisini serinletme yöntemlerinden birisi. Bazı bilim adamlarına göre ise kandaki oksijen miktarının düşmesi nedeniyle ek oksijen alımı için yapılan bir davranıştır. Fransız doktor Olivie Walusinski’ye göre esneme kas gerginliğinin azalmasıyla başlayan bir reflekstir.

Peygamber Efendimiz ise esnemenin şeytandan olduğunu belirterek; “Esnemeye gelince, şüphesiz o, şeytandandır. Biriniz esnemek hâli geldiğinde gücü yettiği derecede onu gidermeye çalışsın! Çünkü biriniz esneyip (ha) diye ağzını ayırınca onun gafletine şeytan güler” buyurmuştur.

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Türk Yapımı Sosyal Ağlar – 7. Güncelleme başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

1 Yorum

  • miya
    17 Şubat 2014 de 22:42

    bence de ulu orta yapılmadığı sürece iğrenç değil.insan olmanın getirdiği birşey sonuçta:)

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.