Nerelerdeydim?


Öncelikle uzun bir aradan sonra bloğa dönmenin haklı heyecanını yaşıyorum. 2012 yılında başladığım blog maceram altıncı yılında da devam ediyor, edecek inşallah. Geçtiğimiz Aralık ayından beri yeni yazı koymamış/koyamamış olduğumdan kısa bir özet geçmek istiyorum.

-Mevla izin verdi, bizi kabul etti ve sömestr tatilinde ailecek umreye gitmek nasip oldu. Evet, küçük beyi de bırakma şansımız olmadığı için yanımızda götürdük. Zorlanacağımız yönünde korkularımız vardı ama elhamdülillah ki neredeyse hiç zorlanmadık. Bunda Allah’ımızın verdiği kolaylık ve umre arkadaşlarımızın yardımları etkili oldu tabi ki. şu kadar söyleyeyim; bizimkinden bir yaş büyük çocuğuyla giden bir arkadaşımız bile yorulduğumuzda kendi çocuğunu bırakıp bizimkini kucakladı.

“Küçük çocukla umre zor oluyor mu?” şeklinde sorular aklınıza gelmiştir. Bununla ilgili de bir yazı yazmayı düşünüyorum. Takipte kalın!

Kitap yazıyorum. Hatta umreden önce başladığım kitabım şu aralar seksenli sayfalarda ve devam ediyor. Şunu anladım ki kitap yazmak, okumaktan bin kat daha zormuş. Bloga yazı koymama en büyük engel de aslında kitabım oldu çünkü ne zaman bilgisayar başına geçsem kitap üzerine yoğunlaştım.

Kitabım bir roman; yakın tarihimiz ve yaşanan olayların köylüler üzerine olumlu/olumsuz etkileri hakkında. Çok ayrıntı verip sürprizini kaçırmak istemiyorum. İnşallah yüz elli sayfa falan olunca biteceğini öngörüyorum. Bittiğinde zaten buradan da duyuracağımı düşünüyorum. Size düşen de alıp okumak, okutmak.

Kitap okuyorum. Bulduğum her fırsatta biriken kitapları eritmeye çalışıyorum. Kolay kolay yeni kitap almıyorum. Oğlum elimde kitap gördüğünde istiyor ve okutmuyor. Bu nedenle onun uyuduğu zamanlarda ve okulda boş kaldıkça okumaya gayret ettim.

Çocuk büyütüyorum. Ne zaman doğdu, ne zaman büyüdü bilmiyorum ama küçük bey artık etrafındaki dünyanın farkında. Annesi ne kadar çabalarsa çabalasın rol modeli olan babayı arıyor ve onunla oyunlar oynamak için çıldırıyor. Ben de okul dışında bulduğum zamanın büyük kısmını ona ayırıyorum.

Tayinim çıktı. Bu daha yeni bir gelişme aslında. İnternetsiz, akıllı tahtasız, yolu yokuş ve uzak, birleştirilmiş sınıflı bir köy okulunda müdür yetkili öğretmen olarak kendi aracımla yaz-kış çile çekerken kısmen daha yakın, interneti ve akıllı tahtası olan, müstakil müdürlüğü olan, öğretmenlerin servisle gidip geldiği bir okula tayinim çıktı. İnşallah hayırlısı olur.

Üçüncü kez amca oldum. Abimin ve kardeşimin birer çocuğu varken bugün aramıza katılan Mina Hanım sayesinde bir kez daha amca oldum. Allah hayırlı ömür versin, abimi ve yengemi de buradan tebrik ediyorum. Ne diyelim, darısı başımızaJ

Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Artık geri döndüm ve mutluyum. Eski yazıları mutlaka okuyun ve yeni yazılar için her gün en az bir kere bakın diyorum, iyi bayramlar diliyorum.

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Bir garip tanışma hikâyesi başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

1 Yorum

  • Hatice
    13 Haziran 2018 de 17:44

    Hoş geldiniz. Bekliyorduk.

Yorum Bırakabilirsiniz

Son Yorumlar

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong.
Instagram token error.