Öğrenci Mektupları


Öğretmenliğe ilk başladığım günden beri hem kendi sınıfımdaki hem de başka sınıflardaki öğrencilerden çok sayıda mektup aldım. Ne yazmıyordu ki bu mektuplarda; çok sevdiğini söyleyen mi ararsın, bizi bırakıp gitme diyeni mi…

İkili diyaloğa girmekten çekinen öğrencilerin içinden geçenleri bana ulaştırma yolu olarak küçük kâğıtlara yazdıkları mektupları tercih etmeleri beni mutlu ediyor. Çünkü bu kâğıtlar çekingen ve utangaç öğrencilerin kendini ifade etme yöntemidir bana göre. “Öğretmenim ben de yaşıyorum, beni de fark edin” demek isterler çoğu zaman.

Ama bazen de içeriği farklı mektuplar alabilirsiniz. İşte bu yazımda öğrencisinden “içeriği farklı” mektup alan öğretmenin nasıl davranması gerektiği konusuna değinmek istiyorum. Çünkü ilk defa mektup aldığımda ben çok paniklemiş ve nasıl davranacağımı bilememiştim.

-Öncelikle mektubun içeriğine dikkat etmeniz gerekiyor. Örneğin; bir öğrenci size olan sevgisini dile getiriyorsa çok da önemsemeyin. Ancak bir öğrenci “sizi çok beğendiğini ve sizinle çıkmak istediğini” söylüyorsa bu mektubu dikkate almanız gerekir.

-İkinci olarak size mektup yazan öğrencinin yaş gurubunu göz önüne alın. 6-11 yaş grubundaki ilkokul öğrencisinden aldığınız mektup buram buram süt, buram buram masumiyet kokar. 12 ve üzeri yaş grubundan aldığınız mektuptan ise ergenliğe adım atmış bir öğrencinin kimlik arayışı sezilir.

Bunları göz önüne aldığınızda, aldığınız mektubu “riskli” olarak görüyorsanız aşağıdaki yolları izleyebilirsiniz:

1-Görmezden gelmek

Olumsuz bir davranışı söndürmenin en iyi yoludur. Size mektup yazan öğrenci büyük ihtimalle sizin ona ilgi göstermenizden (bir merhaba deyişiniz veya hatırını soruşunuzdan) cesaret almıştır. Bu nedenle siz ona ilgi göstermez ve görmezden gelirseniz “yaptığın yanlış bir şeydi, artık seninle ilgilenmiyorum” mesajını iletmiş olursunuz. Bu da öğrenciyi düşünmeye ve hatasını anlamaya götürecektir.

2-Öğrenci ile konuşmak

Eğer aklı başında bir öğrenci olduğunu düşünüyorsanız öğrencinizi karşınıza alıp yaptığının neden yanlış olduğunu kısaca anlatmak da etkili olabilir. Ancak bunu yaparken (her ihtimale karşı) baş başa kalmamaya dikkat edin.

3-Rehberlik servisinden yardım almak

İlk iki maddeyi yaptığınız halde hala bu mektuplardan alıyorsanız okulunuzdaki rehberlik servisinin (ya da rehber öğretmenin) bilgisine müracaat edin. Onlar nasıl davranmanız gerektiği konusunda yardımcı olacaklardır.

4-Okul idaresiyle görüşmek

Küçük yerlerdeki okullarda iş buraya kadar pek uzamaz. Çünkü genelde bu tarz yerlerde öğrenciler ailelerinden göremedikleri ilgi ve sevgiyi öğretmenlerinden görürler ve bu yüzden onlara ilgi duyarlar. Ancak büyük şehirlerdeki okullarda iş buraya kadar hatta daha da öteye uzayabilir. Bu durumda okul idaresini gelişmelerden haberdar etmek akıllıca olacaktır.

Eğer bu sıralamaya dikkat ederseniz olay büyümeden tatlıya bağlanacaktır. Ancak en son yapmanız gereken şeyi en başta yaparsanız küçücük bir durum başınıza bela olabilir. Profesyonelliği elden bırakmayın.

UNUTMAYIN!

Tüm bu süreçte asla öğrencinizi azarlamamalısınız ve ona kızmamalısınız. Lakin ümit verici davranışlardan da kaçınmalısınız. Onların bir çocuk olduğunu akıldan çıkarmadan hareket etmek en doğrusu olacaktır.

Zaten gençken hangimiz öğretmenlerimize ilgi duymadık ki:)

Not: Ne olur ne olmaz diyerek öğrencinizin yazdığı mektupları her şey bitene kadar muhafaza etmeniz sizin yararınıza olacaktır.

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Oyuncaklar başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

2 yorum

  • Reyhan
    13 Mayıs 2013 de 18:57

    Bir öğretmen adayı olarak diyeyim,çok beğendiğim ve tamamen katıldığım bir düşüncedir 🙂 Tecrübesizlikte üstesinden gelmesi biraz zor olsa da,öğretmenin karakteri de çok önemli burada.12 yaşlara kadar normal diyelim ama bunun bir de 12-17 yaş arası var,daha tehlikeli :/

  • deniz
    7 Şubat 2014 de 02:44

    Bu yazıyı alıp bizim okulun öğretmenler odasındaki panoya asmak lazım. Hatta daha sert bir dil kullanalım. 12.sınıflarla mesajlaşan yeni öğretmenlere(!) dikte etmekte fayda var.

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.