Olur da bu kadar olur!


Merhaba sevgili okuyucularım,

Son yaşadığım bahtsız bedevi hikayemle karşınızdayım. Aslında daha önce başıma gelen bahtsızlıklardan bahsetmiş olsam hayretler içinde kalırdınız. Ancak bu seferkini yazmak istiyorum. Yazayım da anlayın başımda dolaşan kara bulutları:)

Geçtiğimiz Ekim ayında bir derginin (adını burada verip kötülemek istemiyorum çünkü gayet güzel bir dergi) fıkra yarışmasına katıldım. Edebiyata ilgi duyanlar bilir ki meşhur yazarlarımızın bir kısmı bu tarz yarışmalarda dereceye girerek adını duyurmuştur. Ucundan bucağından ben de yazarlığa adım atma hevesiyle başımdan geçen komik bir olayı fıkraya dönüştürdüm ve gönderdim.

Ufak aksiliklerle başladı olay. Çünkü yarışma sonucu, ilk belirtilen tarihten 1 ay sonra belli oldu. Dereceye giremedim ancak katılan herkese “jüri özel ödülü” diye bir ödül verileceği söylendi. “Adreslerinizi gönderin” denildi ve e-postayla adresimizi gönderdik. Ekim ayında yapılan yarışmanın ne idüğü bir türlü açıklanmayan “jüri özel ödülü” Şubat ayında elimize geçti. İki tane ajanda, iki sayı da dergi konulmuş.

Ancak asıl hikaye derginin Mart sayısını açıp bakmamla başladı. Dereceye giren fıkralar karikatürleştirilerek dergide yayınlanıyordu ve Mart sayısında ikinci olan fıkra karikatürleştirilmişti. Bu fıkra ise internette kolayca bulunabilecek bir fıkraydı. Sadece isimler değiştirilmişti. Ben de bu olayı twitter üzerinden eleştirel bir şekilde dergiye bildirdim.

“Sanırım bir hata olmuş, bir dahaki yarışmada bu tarz hatalara mahal vermeyiz” tarzı bir cevap beklerken “insanların hevesini kırdığım, sosyal medyada klavye yazarlığı yaptığım, insanları itham ettiğim, benim fıkramın benzerinin de internette olduğu, amacın sadece sosyal mesajı kuvvetli fıkra seçmek olduğu, kimsenin sıfırdan fıkra üretemeyeceği, ikinci olacak fıkrayı seçebilecek kadar idrak sahibi oldukları” şeklinde bir cevap gelince tersim döndü. Ben cevap yazdım, onlar cevap verdi falan diye uzayıp gidiyor olay.

Peki ne var bu olayda bu kadar?

1.si: Eğer bu yarışma orijinal fıkralar üretme yarışması değil de sağdan soldan toplama fıkra bulma yarışmasıysa bu neden belirtilmedi? “Toplama fıkralar kabul edilir” notu düşülebilirdi ki bu notu görsem asla katılmazdım.

2.si: Toplama fıkralar kabul ediliyorsa yarışma yapmanın anlamı ne? Açıp internetten de bulunabilirdi. Dergi ekibi uğraşmak istemediği için mi yarışma yaptı?

3.sü: Hatayı kabullenmek, kendilerinin de eksiklerinin olduğunu fark etmek varken karşındakini suçlar şekilde konuşunca insan temize mi çıkar?

4.sü: Twitter olmasa gönderilen e-postalara cevap bile verilmemesi durumunda siz olsanız ne yapardınız?

5.si: Amacım ödül almak filan değil. Tek bir e-posta atıp “dereceye giremediniz” denilse orada bitecekti herşey. Ama el emeği alın teri varken başka yerden alıntının kıymetli olması zoruma gitti.

Çok severek takip ettiğim bir derginin bu şekilde davranması acıttı içimi. Alıyordum okuyordum ve çevreme tavsiye ediyordum.

Son gelen e-posta ile ipleri tamamen koparma kararı aldım.

“Altı üstü bir yarışma, abartmayın” deniyordu.

Abartmadım… kabarttım!

Üniversite birinci sınıfta bize zorla Coğrafya kitabı aldırılmıştı. Çünkü kitabın kapağında dersimize giren hocamızın ismi vardı. Dersi geçmek istiyorsak bu kitabı almamız gerekiyormuş. Fiyatı da 2004 yılında 15 liraydı. Kapağını açtığımızda ise kitabın çoğu sayfasının fotokopi, haritalarının İngilizce olduğunu esefle gördüm. Kitap o zaman için pahalıydı ancak bu yetmezmiş gibi emek verilmemiş ve (günahlarını almayayım ama) büyük ihtimal yüksek lisans yapan öğrencilerin tezlerinin bir araya getirilmesinden oluşmuştu.

O zaman anlamıştım alın terinin değersiz olduğunu. Bu yüzden bu blogu kurma kararı almıştım ve içine alıntı olduğunu belirmeden tek bir yazı koymadım.

Eğer bu yarışmada “dereceye girememiş olduğum” en başta belirtilseydi bu kadar peşine düşmezdim. Kimler dereceye girmiş diye araştırmazdım. Veya (sanmıyorum ama) alıntı fıkraların kabul edildiğini bilsem belki ben de isimleri değiştirilmiş bir fıkrayla şansımı denerdim.

Üzüldüm…

Hevesim kırıldı…

Artık herhangi bir yarışmaya katılmama kararı aldım. Bütün yazılarımı blog üzerinden yayınlayacağım. Başka yerlere yazı da yazmam büyük ihtimal.

Dergi mi?

Dergi en az bir tane “bilinçli” okuyucu kaybetti.

Saygılarımla…

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Sıfır Çekenler 1 başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Etiketler:, ,
Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

Kaktüs İnsanlar

Vedalar Üzerine

8 yorum

  • Besparasiz Blog
    14 Mart 2015 de 09:28

    Bence böyle durumlarda kesinlikle isim verilmeli..Neden ismi gizliyorsunuz ki ? Yaptıkları şeyin bir bedeli olmalı..Bizimde klavyemiz iyi ve artık klavyesi iyi olan kendini savunabiliyor malesef.Tweetter da olmasa kimse karşısındakini önemsemeyecek..

    • Aruchan
      Cem Baki
      16 Mart 2015 de 22:39

      Belirttiğim gibi, derginin adına leke sürmemek adına isim vermedim

  • Yeşeren Yaprak
    15 Mart 2015 de 23:29

    Şu ana kadar hiç bir yarışmaya katılmadım. Bu tür yazıları okuyunca da, katılmayı hiç düşünmüyorum 🙂

  • buziy buyiz
    16 Mart 2015 de 11:43

    ilginç sanırım dergi ya reklama ihtiyacı var yada o aykı baskı koyacak birşey bulamadı yada satışları çok kötü katılım olmasını istedi

  • Mustafa
    16 Mart 2015 de 22:19

    Kardeşim öncelikle medeni cesaretinizden dolayı sizi tebrik etmek isterim…Hem bir fıkra ürettiğiniz hem bunu kendi başınızdan geçen bir olaydan esinlenerek yapmanız, hem çarpıklığa dikkat çekmeniz, hemde adaletsizliğe göğüs gerip hakkınızı yada diğer sizin gibi emek verenlerin de haklarını savunduğunuz için aslında bu gibi olaylar ve sizlerin bunu samimi duygularla dile getirip duygu yüklü yazılarla ifade etmeniz gerçekten ayrıca teşekküre şayan bir durum. Bu ve bunun gibi yazılar bizleri bir çok yönden de bilinçlendiriyor ama bir tanesini söylemek gerekirse oda bana göre şudur insanın sevdası körü körüne olmamalı…Ancak siz değerli kardeşime şunu söylemeden de edemeyeceğim Lütfen meydanı bu insanlara bırakmayın. Allah’a emanet olun ve Rab başarılarınızı arttırsın 🙂

    • Aruchan
      Cem Baki
      16 Mart 2015 de 22:42

      Güzel yorumun için teşekkür ederim abi. Elimden geldiğince yazmaya devam edeceğim. Takipte kal:)

  • Büşra
    22 Mart 2015 de 13:55

    Bende resim yarışmalarina cok katilmistim cok da yetenekliyimdir ama her seferinde kazanan benden daha iyi cizmedigi halde kazandikca pes ettim arkadaşlarm bile şaşıriyorlardi ”-Ne yine mi kazanamadin üstelik o güzel resme rağmen mi ? ” lafını duymamak icin biraktm ve fikrada yeni fikirler uretilmeli ne demek herkes uretemez o zaman katilmasin yarismaya bence bu yaşanan olay dergide yayinlanan fikradan bile daha komiktir eminim neyse geçmiş olsun diyelim :))

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.