Dost kimdir? Nasıl olmalıdır?


Birçok defa duyduğunuz, okuduğunuz bu tarz yazılara bir tane de ben ekleyeyim dedim. Okumaktan bıkmazsanız size çok şey katacağıma eminim. Dost kavramı bana göre çok farklı bir yerdedir. Arkadaş desen değil, kardeş desen değil, sırdaş desen değil, sevgili desen hiç değil. Ama yerine göre bunların hepsinin yerine geçebilecek şiddette ve samimiyette birisidir. Dost; tepkimeye giren,

Mutluluk Meselesi


Mutluluk nedir? İnsan neyle ya da kimle mutlu olur? Neden ömür boyu mutluluğu arar durur? Mutlu olmak mı yoksa mutluluğu aramak mı daha güzel? Son günlerde bunun gibi çok fazla soru dolanıyor zihnimde. Cevabını bulamadığım ve bulamadıkça boğulduğum sorular. Mesela ne ki mutluluk? İyi hissetmek mi? Sürekli gülmek mi? Sevdiklerinle birlikte zaman geçirmek mi? Çok

Klavye Kabadayısı


Manav Harun otuzlu yaşlarının sonunda, sıradan bir ilçe esnafıydı. Akşama kadar eşi ve iki çocuğu için çabalar dururdu. Hafif kır saçları ve gür bıyığıyla dinç bir görüntüsü vardı. Zaman zaman akşam yemeğinden sonra kahvehaneye gider, çocukluk arkadaşlarıyla bir yandan okey oynarken diğer yandan her Türk vatandaşı gibi ülkeyi kurtarırdı. Kardeşi Musa ise abisinin zıttına kafası

Ayı ile Kelebek


Masal bu ya; bulutlar üzerinde kurulmuş olan kelebekler ülkesinde çıkan sert rüzgâr genç bir kelebeği bir anda tuttuğu gibi havaya kaldırmış, havada birkaç tur attırıp yeryüzüne doğru düşürmeye başlamış. Kelebek son bir gayretle direnmeye çalışmış rüzgâra ama bu ona pahalıya patlamış; kanadının biri yırtılmış. Sonra da döne döne çayırda tembel tembel yatmakta olan bir ayının

İkilemlerimin ikisi


Şu hayatta benim kadar ikilem yaşayan, benim kadar kararsız kalan başka birisi var mıdır acaba. Konu ne olursa olsun seçenekleri en fazla ikiye kadar düşürebiliyorum. Sonra başlıyorum kıvranmaya. Hani demişler ya “en kötü karar bile kararsızlıktan iyidir” diye, kesinlikle doğru. Neyse ki büyümemin (ve yaşlanmamın) verdiği olgunlukla yavaş yavaş bu kararsızlık dolu ikilemlerimden iki tanesini

Yoruluyorum!


Öyle böyle değil ama… 18 Eylül’de kardeşimi evlendirdiğimiz günden beri hayatım tavşan peşinde koşan tazı gibi soluk soluğa koşturmaca geçiyor. Ha, Evet; Merhaba yeniden! Uzun bir aradan sonra blog yazmaya geri döndüm. Hem okuyucularımla hasbihal edeyim hem de bloğu boş bırakmayayım diye kağıt kaleme (klavyeye) sarıldım. Yazın herhangi bir yere gidemediğimiz için komple sıkılmaca geçti.

Psikopat


Banyodan gelen seslere uyandı Asaf Efendi. Uyuyakaldığı çekyattan usulca başını kaldırıp dinledi sesleri. Evet evet, banyodan geliyordu ses. Yine havalandırma penceresinden kuş girdi galiba diye düşünerek ağır adımlarla banyoya yürüdü. Kapıyı açtığında şofbenin üzerine tünemiş olan minik bir serçe kapıya hücum ederek evin diğer odalarına kaçtı. Asaf Efendi sabırlı bir adamdı. Peşinden gitti. Oturma odasına

google+ ta takip et!

Twitter’da Takip Et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.