Klavye Kabadayısı


Manav Harun otuzlu yaşlarının sonunda, sıradan bir ilçe esnafıydı. Akşama kadar eşi ve iki çocuğu için çabalar dururdu. Hafif kır saçları ve gür bıyığıyla dinç bir görüntüsü vardı. Zaman zaman akşam yemeğinden sonra kahvehaneye gider, çocukluk arkadaşlarıyla bir yandan okey oynarken diğer yandan her Türk vatandaşı gibi ülkeyi kurtarırdı. Kardeşi Musa ise abisinin zıttına kafası

Ayı ile Kelebek


Masal bu ya; bulutlar üzerinde kurulmuş olan kelebekler ülkesinde çıkan sert rüzgâr genç bir kelebeği bir anda tuttuğu gibi havaya kaldırmış, havada birkaç tur attırıp yeryüzüne doğru düşürmeye başlamış. Kelebek son bir gayretle direnmeye çalışmış rüzgâra ama bu ona pahalıya patlamış; kanadının biri yırtılmış. Sonra da döne döne çayırda tembel tembel yatmakta olan bir ayının

İkilemlerimin ikisi


Şu hayatta benim kadar ikilem yaşayan, benim kadar kararsız kalan başka birisi var mıdır acaba. Konu ne olursa olsun seçenekleri en fazla ikiye kadar düşürebiliyorum. Sonra başlıyorum kıvranmaya. Hani demişler ya “en kötü karar bile kararsızlıktan iyidir” diye, kesinlikle doğru. Neyse ki büyümemin (ve yaşlanmamın) verdiği olgunlukla yavaş yavaş bu kararsızlık dolu ikilemlerimden iki tanesini

Yoruluyorum!


Öyle böyle değil ama… 18 Eylül’de kardeşimi evlendirdiğimiz günden beri hayatım tavşan peşinde koşan tazı gibi soluk soluğa koşturmaca geçiyor. Ha, Evet; Merhaba yeniden! Uzun bir aradan sonra blog yazmaya geri döndüm. Hem okuyucularımla hasbihal edeyim hem de bloğu boş bırakmayayım diye kağıt kaleme (klavyeye) sarıldım. Yazın herhangi bir yere gidemediğimiz için komple sıkılmaca geçti.

Psikopat


Banyodan gelen seslere uyandı Asaf Efendi. Uyuyakaldığı çekyattan usulca başını kaldırıp dinledi sesleri. Evet evet, banyodan geliyordu ses. Yine havalandırma penceresinden kuş girdi galiba diye düşünerek ağır adımlarla banyoya yürüdü. Kapıyı açtığında şofbenin üzerine tünemiş olan minik bir serçe kapıya hücum ederek evin diğer odalarına kaçtı. Asaf Efendi sabırlı bir adamdı. Peşinden gitti. Oturma odasına

Sarı karpuz yediniz mi hiç?


Yıllar yıllar önceydi. Hatta çocukluğumun en eski anılarından biridir. Tarlamızın içinde öğüt suyu belirmiş ve bu su sayesinde kavun karpuz ekmiştik. Meşe ağacının gölgesinde elimde küçük ama lezzetli bir karpuz yediğimi hatırlıyorum. Bu karpuzun rengi nasıldı bilin bakalım? Evet, bildiniz; sarı karpuz! Bu olay 25 yıl kadar önce olmuştu sanırım. O yıldan sonra sarı karpuzu

Araba sahipleri için en iyi Android uygulamaları


Elimden geldiği kadar faydalı yazılar yazmaya çalışıyorum. Daha önce öğretmenler için en faydalı Android uygulamalarını yazmıştım. Bu defa da yeni araba sahibi olmuş benim gibi acemi şoförler için faydalı Android uygulamaları ile karşınızdayım. Hepsini kendi telefonumda denediğim için gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim. İndirmek istediğiniz uygulamanın ismine tıklayın! Sahibinden Tanıtmama bile gerek yok. Kolayca aracınızı satabileceğiniz

1 3 4 5 6 7 48

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong.
Instagram token error.