Phubber’mışız da haberimiz yokmuş!


“Siz phubber mısınız?” diye sorsam birçoğunuz “ne diyor la bu?” der içinden. Ama ben size söyleyeyim %99 ihtimal siz de bir phubber’sınız.

Şöyle ki; phubbing kelimesi phone (telefon) ve snubbing (hor görmek, umursamamak) kelimelerinin karıştırılmasıyla oluşturulup 2013 yılında piyasaya çıkarılmış bir kelime. Türkçe anlamı “telefonla meşgul olup karşındakini umursamamak” şeklinde açıklanabilir. Amerikalılar gibi kelimeleri birbirine katıp kısaca söylememiz gerekirse “t-iklememek” denebilir buna 🙂 (Bu kelime tutarsa benim türettiğimi söylemeyin kimseye!)

Örneklendirmek gerekirse, arkadaşlık ortamlarında, misafirlikte hatta toplantılarda birisi konuşurken diğerlerinin onu dinliyormuş gibi yaparak elindeki telefonla ilgilenmesine hepimiz şahit olmuşuzdur.

Böyle durumlarda konuşan kişiyi aslında takmayıp “anlat anlat, dinliyorum ben seni” tarzı imaj oluşturmaya çalışırız. Ancak bir insanın, elinde meşgul olduğu şeyi bırakıp zihnini konuşulan şeye odaklaması yaklaşık bir dakika sürmektedir. Dolayısıyla elimizde telefon varken dinlememiz mümkün değil.

İşte bu olaya elin gâvuru bir isim takayım demiş ve phubber (fubır) kelimesini uygun görmüş.

Kendimiz konuşurken karşımızdaki böyle yaptığında gıcık oluruz ama sıkıldığımızda elimiz otomatik olarak telefona gider. Öyleyse hepimiz farkında olmadan phubber olup çıkmışız. Avrupa’da en çok telefonla konuşan ve günde ortalama 300 defa telefonuna göz atan bir millet olarak namımız almış yürümüşken bir de bu kategoride ödül alırsak şaşırmam doğrusu.

İyi hoş da bunu engellemenin ya da azaltmanın çaresi yok mu?

Bu kelimeyi literatüre kazandıran Amerikalılar bir de bunu azaltma yöntemi bulmuşlar ki on numara: Bir lokantaya grup olarak gidildiğinde telefonları çıkarıp masaya koyuyorlar, yemek esnasında elini telefona ilk atan hesabı ödüyor.

Nasıl? Zekice değil mi? 🙂

Çinliler ise olaya farklı bir boyuttan yaklaşıp sokakta yürürken kafasını telefondan kaldırmayanlar için özel yaya yolu yapmış. Acelesi olanlar yan taraftan hızlıca yürürken telefonla ilgilenenler kendi şeritlerinden usul usul ilerliyor.

Biz Türkler henüz phubber’lığı engellemek ya da azaltmak için bir yöntem geliştirmemişiz. “İster dinlesin ister dinlemesin, ben söyleyeceklerimi söylesem yeter” mantığıyla hoşgörüyormuş gibi yapıyoruz.

Ya da -benim şimdiki yaptığım gibi- sözü fazla uzatmayabiliriz. Böylece karşımızdakinin sıkılmasına ve telefonuna el atmasına müsaade etmemiş oluruz 🙂

Saygılarımla…

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Aradığınız ama bulamadığınız çizgi film bu mu? başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

Kaktüs İnsanlar

Vedalar Üzerine

7 yorum

  • Ekrem
    1 Aralık 2015 de 08:07

    Arada sırada phubber sayılırım 🙂

    • Aruchan
      Cem Baki
      1 Aralık 2015 de 17:27

      ben bunu maalesef çok sık yapıyorum 🙁 çünkü çok çabuk sıkılabilen bir yapım var

  • sultanbeyli kurye
    5 Aralık 2015 de 10:42

    Bazen iki cep telefonum da susmak bilmiyor çok garip keşke telefon ile hiç alakam olmasa derim..

  • Hasan
    5 Aralık 2015 de 18:56

    Haha güzel olaymış. Bende derste hocalara karşı böyleyim sanırım. Hep bundan kaybediyorum heep.

  • Habibe
    22 Ağustos 2017 de 17:47

    Evet doğru bir hastalık adeta

  • Elanur
    27 Ağustos 2017 de 23:14

    Hastalık gibi ya ama bence biz de bi çözüm arasak iyi olur

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.