Satılık Gülücükler


Neresinden başlayacağımı bilemediğim ama birçoğumuzun mustarip olduğu bir konuya değinmek istiyorum bugün. Sağlık sektöründe olup bitenler hepimizi istesek de istemesek de etkiliyor malumunuz. Sözlerime başlamadan şu konuyu da net bir şekilde belirteyim ki; kesinlikle sağlıkçılara gösterilen şiddeti de tasvip etmiyorum ve kınıyorum.

Allah’ımıza hamdolsun ki ülke olarak her konuda imkânlarımız artmış durumda. Artık isteyen özele de devlet hastanesine de elini kolunu allayarak gidebiliyor. Eskiden hastane ve ilaç kuyruklarında saatlerini harcayıp yine de düzgün tedavi olamayan ya da gerekli ilaçların tamamını alamayanlar bunun kıymetini daha iyi anlar. Devletimiz sağ olsun her ile devasa hastaneler yapıp içini donatıyor.

Farkında mısınız bilmem ama artık o devasa hastaneler bile yeterli olmuyor nedense. Eskiden herkes kocakarı ilacı denen formüllerle idare edip hastaneye gitmemeye çalışırken şimdi tam tersi, başı ağrıyan soluğu acil serviste alıyor. Acil serviste bir-iki gece sabahlamış birisi olarak şunu gördüm ki, ambulansla acil müdahale edilmesi gereken yaralı getirdiklerinde bile baş ağrısı için oraya gelmiş birisi  “biz daha önce geldik, sıra bizim” diyebiliyor.

Bu ve bunun gibi vurdumduymazlık, aymazlık halleri herkesi, en çok da sağlık çalışanlarını çıldırtmaya yetiyor. Hele internetten semptomlarına bakıp kendi kendine teşhis koymuş insanları iyi olduklarına ikna etme çabaları bile takdire şayan.

Yine de…

İmkânı iyi olan ya da “daha iyi hizmet” isteyen (silkeleneceğini bile bile) paraya kıyıp özel hastaneleri tercih ediyor.

Aslında “daha iyi hizmet” diye bahsettiğim şeylerin yüzde sekseni güler yüz ve insan yerine konulmaktan ibaret. Çünkü cihaz, rahatlık ve donanım olarak devlet hastaneleri de özelleri aratmıyor. Devlet hastanelerinin olumsuz yanı “devlete kapağı atmanın rehavetindeki” personele sahip olması kanımca. Tamam, bu durum okullarda da olumsuz bir özellik olarak kendini gösteriyor ama okul çağında çocuğu olmayan insanlar için bu durum o kadar da problem değil.  Hasta çağı diye belli bir çağ olmadığı için ömrümüzün son anına kadar ellerine baktığımız insanlar tarafından terslenmek, azarlanmak veya ilgi görmemek çoğumuzu devlet hastanelerinden soğutmuş durumda.

Başta da söylediğim gibi başı ağrıyanın hastaneye koştuğu bir dönemde salgın hastalıklar da başlayıverince yüzlerce hasta arasında beklememek için tıpış tıpış özel hastanelere koşuyoruz. Çünkü yaşadığımız zamanın en büyük ikilemi “zaman mı para mı” çıkmazı; ya ömrümüzün kıymetli saatlerini harcayıp sıra bekleyeceğiz ya da ömrümüzü vererek kazandığımız paraya kıyıp bir an önce iyileşmeye başlayacağız.

Bu kalabalıkta gerçekten hasta olanlar bir de asık surat, azarlanma veya en hafifi terslenme olan bir olumsuzluk karşısında çok yanlış bir davranış olan şiddete başvurabiliyor. Oysa özel hastanede bunu yaşayamazsınız çünkü oraya para verdiğiniz anda onların tüm gülücüklerini ve kibarlıklarını satın almış oluyorsunuz. Artık ne kadar hayvanca davranırsanız davranın size yumuşak sesle, güler yüzle hitap ederler. Gerçi oralarda da hasta değil müşteri yerine konulduğunuzu bilmek zorunuza gidiyor elbette.

Mesela bir yerlerde “acil şifalar dileriz” yerine “yine bekleriz” cümlesini görüyorsunuz ve anlıyorsunuz ki bir hastane süsü verilmiş bir ticarethanedesiniz, sahipleri de sağlığınızın değil cebinizdeki paranın peşinde.  Havayolu şirketlerinin uçağın mazot parasını çıkarıp bilet fiyatı vermeleri gibi ilk girişte uygun fiyata kayıt yaptırınca “iyi ya, çok da pahalı değil aslında” derken iğneden seruma, ultrasondan kan tahliline her kalemdeki hizmete ayrı ayrı para ödemeye başlayınca çaktırmadan soyulduğunuzu hissetmeye başlıyorsunuz. Gerçi birçoğumuz farkına varmıyor ama varanların da elinden bir şey gelmiyor çünkü “en azından yüzümüze gülüyorlar” diyerek züğürt tesellisi buluyorsunuz.

Velhasılı, hastalandığınızda ya devlet hastanesine gidip doktorundan hemşiresine herkes tarafından azarlanmayı göze alacaksınız ya da özel hastaneye gidip yüzünüze gülen birileri tarafından soyulacaksınız.

Ben mi?  Ben daha çok evde kendi çabamla iyileşmeyi deneyenlerdenim:) Ya siz?

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Sahi neydi aşk? başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

Sahi neydi aşk?

Dilime Dolananlar 10

5 yorum

  • Esranur
    28 Aralık 2017 de 15:18

    Ya ömrümüzün kıymetli saatlerini harcayıp sıra bekleyeceğiz ya da ömrümüzü harcayarak kazandığımız paraya kıyacağız çok güzel ifade tam noktayı koymuş maalesef doğru bir tespit , hangi kurum olursa olsun insana insan olduğu için değer veren insanlar gerek

  • merKür
    28 Aralık 2017 de 23:32

    Yorum : Doğru söze ne denir?
    Metnin konusu : Yaşasın koca karı ilaçları

    Çok doğru bir konu seçimi ve ele alış biçimi,tebrikler

  • İrem
    24 Mart 2018 de 18:14

    Aynen azarlanmaktan ziyade resmen hararetli, gergin anlatış şekilleri insanı rahatsız ediyor. Bir o kadar yüzlerine yansıyor ki uyardığın zaman da kavga etmeye müsait oluyorlar ve de karşısındaki insana insani yaklaşım göremiyorsun çok yazık gerçekten.

  • Hatice
    17 Nisan 2018 de 23:03

    Daha iyi hizmet güler yüz insanca davranılmak ve ilgi kesinlikle katılıyorum. Ve şunu eklemek istiyorum sahte de olsa hepimizin ilacı aslında ilgi şefkat ve güler yüz. Parası ile de olsa. Böylesi bir zamanda yaşıyoruz. (Zamanı suçlamak ta ne kadar doğru bilemedim ama)
    Her ikisini de kullanan birisi olarak ☺️ Bence zaman bütçe ve o günkü ruh haliniz olarak tercih edin.

    Tabi bide aile hekimlerimiz var lütfen es geçmeyelim..

    Güzel bi konu tebrikler..

  • Yasemin Üst
    26 Nisan 2018 de 13:32

    Zaman mı para mı… Evet, günümüzdeki durumu açıklayan daha doğru bir ifade olamaz.. Sadece sağlık değil, her konuda geldiğimiz nokta bu…

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong.
Instagram token error.