Sedirlerin Üstünde


Bugün yine aynı saatte okula gittik. Eksik bir şeyi olanlar tamamladı, sınıfları düzeltip eşyalarımızı toparladık. Sonra karneleri dağıtıp öğrencileri evlerine gönderdik.

Tekrar aracımıza binip ilçeye döndük. Her sabahki gibi o sabah da kahvaltı yapamamıştık. Erken dönmemizi fırsat bilip kahvaltıya gitmeye karar verdik.

Önce bizim şarküteriye gidip peynir, zeytin, yumurta, salam, ballı cevizli tereyağı v.s. hazırlatıp poşete yerleştirdik. Tam çıkarken yalnız başına evinde kahvaltıya giden bir arkadaşımızı gördük ve onu da davet ettik. Evi yakın olduğu için ayakkabısını değiştirmeye gitti, biz de o esnada azıcık meyve aldık.

Dördüncü arkadaşımız bize sonradan katılacağı için üçümüz bindik servise. Gideceğimiz yerin göl kenarındaki bir otelin bahçesine kurulmuş, ağaçların gölgelediği sedirler olduğunu söyledi en büyüğümüz. O söyleyince bize itiraz hakkı kalmadı ve servisten ona göre indik:)

Gerçekten de ağaçların altına, yerden yaklaşık bir metre yükseklikte ahşap oturma yerleri yapılmış ve sedir haline getirilmiş. Yer sofrasına aldığımız malzemeleri çıkartıp çaylarımızı söyledik. İki üç metre ilerimizde dalga dalga köpüren gölün sesi, üstümüzde ağaçların gölgesi, ağaçlarda kuşların ve böceklerin melodileri eşliğinde çok harika bir kahvaltı yaptık. Daha önce de benzer bir kahvaltı yapmıştık ama o bunun yanında sönük kaldı:)

Kahvaltıdan sonra bana ağırlık çöktüğü için azıcık uzandım. Arkadaşlarım ise gölün sodalı suyuna ayaklarını sokmaya gittiler. Beni de eşyaların başına dikmiş oldular:)

Israrlı telefonlarımıza rağmen dördüncü arkadaşımızın okuldaki işi geç bittiği için kahvaltıya katılamadı. Ancak geç de olsa yanımıza gelmesi bizi sevindirdi. Dördümüz birlikte tekne turu yapmaya karar verdik ve tekne sahibiyle pazarlık yapıp anlaştık.

Ancak tekne sahibinin gecikmesi ve dördümüzü gezdirmeye söz verdiği halde teknesine bir sürü çocuk doldurarak gelmesi canımı çok sıktı. Bu nedenle tekne kıyıya yanaşırken ben tura çıkmaktan vaz geçtim ve müsaade isteyerek evime geldim.

Arkadaşlarımın anlattıklarına göre tekne turu da çok güzel olmuş. “Keşke sen de olsaydın” dediler ama nasip değilmiş bana:)

Bugünümüzü şu Arap Atasözü ne güzel özetliyor:

Sahra düşmanla beraber bir fincan kadar dar, iğne deliği dostlarla bir meydan kadar geniştir.

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Yıl Sonu Gösterisi başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

3 yorum

  • gülseha
    9 Haziran 2012 de 13:22

    tekne gezisini kaçırdım diye hayıflanma hocam diğer sefere beraber gideriz 🙂 tabi yolda tekrar caymazsan :). Selametle…

  • nisa
    11 Haziran 2012 de 20:22

    Gitmeden bi tekne turu sözü alalım o zaman senden:) Yada senin tabirinle gemi hatta titanikde diyebiliriz:)))

  • minece
    12 Haziran 2012 de 11:17

    Tatil öncesi son günlerinizi güzel değerlendirmişsiniz.Günlük tadında yazmış olduğun yorumun keyif verici idi.Çok beğendim kalemine sağlık.

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.