Siz yanlış biliyorsunuz!


Şunlardan birer tanesini seçin desem;

Zenginlik mi fakirlik mi?

Şöhret mi sıradanlık mı?

Mutluluk mu acı çekmek mi?

Sıcak mı soğuk mu?

İstisnaları saymazsak büyük çoğunluk ilk sıradakileri seçmiştir. Çünkü her insan bunlara sahip olmak ister.

Mi acaba?

Bence siz yanlış biliyorsunuz.

Kimya dersi görenler hatırlayacaktır; NŞA yani “normal şartlar altında” diye bir kavram vardır. Bu normal şartlar “0 derece sıcaklık ve 1 atmosfer basıncına” denk gelir. Ben de yazımda buna benzer NBİ kavramını kullanmak istiyorum. Bu da “Normal Bir İnsan” demek olup “herhangi bir zihinsel, fiziksel ve psikolojik rahatsızlığı olmayıp IQ seviyesi 91-110 arası olan insan” anlamında kullanılacaktır.

NBİ kendisine yukarıdaki seçenekleri sunulduğunda zenginlik, şöhret, mutluluk ve sıcak kelimelerini seçip bunları istediğini söyler. Ancak bilinçaltı tam tersini gizlemektedir.

Etrafımıza ya da kendimize bir göz atalım. Eğer fakirsek zengin olmayı düşleriz. Ömrümüz boyunca “ah bir piyangodan para çıksa” diye pembe hayaller kurmaya bayılırız. Hata kaza birisine piyangodan para çıksa bir anda feleği şaşar. Çoğu zaman saçma sapan yerlerde bu parayı çarçur edip kısa sürede eski halinden beter olur.

Aileden ya da sonradan zengin olanlar ise her türlü dünya zevkini tattıktan sonra bir türlü huzuru bulamaz. Fakir ailenin evindeki huzuru arar yıllarca. Bu arayış ya altın vuruş yapıp ölmekle ya da doğru yolu bulmakla sonuçlanır. Derler ya “arayan ya Mevlasını ya belasını bulur”.

Aslında; insan zengin olmayı istediğini söyler ama para kazanmak için çabalamayı sever.

Şöhret ve sıradanlık da buna benziyor. Sıradan insanlar meşhur olsam, bütün dünya beni tanısa, takdir edilsem diye düşünür. Meşhurlar ise akşam olup da evde bir başına kaldığında “keşke kimse beni tanımasaydı, bir gram huzurum yok” diye ağlar.

“Mutluluk ve acı çekmeyi nasıl açıklayacaksın bakalım” dediğinizi duyar gibiyim. Şöyle ki; insan hep bir şeylerin peşinde koşar. Onu elde etse mutlu olacağını sanır. Ergenlikte bir kızın, sonrasında bir mesleğin, evlenince de ev-araba ikilisinin… Hepsine sahip olsa bu defa emekliliği bekler. Düne kadar KPSS’yi geçmek çok önemli bir olayken KPSS açıklanınca bunun yerini atanma isteği alır. Atansa mesleği sıkıcı gelmeye başlar.  Daha önce kovaladığı şey eline geçince gözü onu görmez olur. Mutluluk istediğini söyleyen herkes aslında mutluluk için acı ve çile çekmek istediğini dile getiriyordur. Tabi bu çilenin sonunda mutluluğu az da olsa elde etmelidir. Yoksa büyük bir umutsuzluğa düşerek kafayı yiyebilir.

Sıcak ve soğuk tercihleri kişiden kişiye değişse de sıcağı sevenler çoğunluktadır. Ancak sıcak bir oda bir süre sonra çekilmez olur, kapı pencere açarsın. Yaz gelse kışı özleyip klimadan medet umarsın. Araba sıcak olsa “pençe açın da soğuk gelsin, piştik burada” diye mızmızlanırsın. Hamama girsen nefes alamayıp dışarı atarsın kendini derin bir nefes alabilmek için. Soğuk insanı diri tutar, canlandırır. Sıcak ise mayıştırır, uykunu getirir. Bu nedenle uzun süre saklanmak istenen şeyler soğuğa emanet edilir.

Yakında Murphy Kanunlarına benzer bir Cem Baki Kanunları yazıp tescilletsem iyi olacak. Çünkü insanlar kendisini bile tanıyamıyor. En basitinden acı duygusunda bile herkes çuvallıyor. “Acı mı, aman bizden uzak olsun” deriz ama acı bibere bayılırız. Hâkezâ, bize acı çektirenlerin peşinde deli divane oluruz.

Kısacası siz yanlış biliyorsunuz. Kendinizi bile yanlış tanıyorsunuz. Önce ne istediğinize tam karar verin. Sonra düşün peşine.

Unutmayın ki dört şey geri gelmez; söylenen söz, atılan ok, geçen zaman, kaçırılan fırsat.

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Ülkemizin sırtındaki kambur başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

Kaktüs İnsanlar

Vedalar Üzerine

2 yorum

  • Halil İbrahim
    19 Kasım 2014 de 11:49

    Hani derler ya deveyi hendekten atlatan bir tutam otmuş. İnsanoğlu elinde olanla yetinmeyip sürekli elinin ulaşamadığı şeyler için çaba sarf eder ama mutlu olamadan/olmadan ölür gider. Mutluluğun resmini belki Abidin DiNO çizmiş olabilir ama mutlu olmak elinde olanla yetinmektir gerisi boş emel ve huzursuzluk…

  • Elanur
    1 Eylül 2017 de 23:25

    Ellerinize sağlık hocam ufkumuz genişledi yine

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.