Ücret


Minik Betül o gün de abisiyle caminin kapısına kadar geldi. İçeriye girmesine imam müsaade etmediği için kapıdan gözü yaşlı geri döndü. Eve gidince her günkü gibi babaannesinin kucağına attı kendini. Babaannesi ne olduğunu anlamıştı. Dizlerinde sessizce ağlayan torununa hikâye anlatmaya başladı. O anlattıkça Betül’ün yaşlı gözleri kapandı gitti.

*                                                                                   *

Betül, abisi Furkan’la birlikte yaz tatilini dedelerinin yanında geçirmek üzere bir hafta önce köye gelmişti. Abisi Yaz Kuran Kursuna giderken Betül henüz dört yaşında olduğu için imam tarafından camiye alınmıyordu. Ülke genelinde 10 yaş altı çocukların Kuran Kursuna gitmelerinin yasak olması imamın da elini kolunu bağlıyordu.

Her gün “küçük kardeşlerinizi getirmeyin” şeklinde uyarmasına rağmen sabahları iki-üç çocuğu kapıdan çevirmek imamı da çok üzüyordu aslında.

*                                                                                   *

Cuma salâsı başlayınca minik Betül’ün gözleri de aralanmaya başladı. Pencerenin önündeki sekiye babaannesi tarafından yatırılmış, üzerine de bir örtü örtülmüştü. Usulca doğrulup mahmur gözlerle pencereyi açtı.

Köydeki erkekler Cuma namazı için camiye toplanmaya başlamışlardı. İmam da caminin kapısına çıkmış gelenleri ellerini sıkarak içeriye alıyordu.

Tam o esnada gördüğü bir olay Betül’ün gözlerini parlattı;

İmam camisinin kapısına dikilip köyün gençlerinden birisine “içeri girmek istiyorsan para vermen gerekiyor” dedi şakayla. Genç de elini cebine atıp üç-beş demir parayı imamın eline tutuşturdu. İmam da geçmesi için kenara çekildi. Sonra da minarenin arkasına doğru kaybolup gittiler.

*                                                                                   *

Ertesi gün Betül erkenden uyanıp kahvaltısını yaptı. Yanından ayırmadığı kumbarasını abisine açtırıp içindeki bütün parayı ceplerine doldurdu.

Sonra da paraların ağırlığıyla zar zor yürüyerek camiye gitti.

Minik Betül’ün camiye geldiğini gören imam caminin kapısına doğru yürüdü. Tam bir şeyler söylemek için ağzını açıyordu ki Betül avucundaki paraları uzatarak;

“İmam amca dün gördüm. Para verenleri camiye alıyorsun. Bak benim de param var. Ne olur bugün de beni al içeriye” deyiverdi.

Gözleri dolan imam hiçbir şey diyemeden sessizce camiye girdi. Minik Betül de arkasından…

Böylece küçük hanım ömründe ilk defa camiye girme şansı bulmuş oldu.

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Anneliği En Güzel Anlatan Hikaye başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

Son Mektup

Dilenci

Martı ile Buzdağı

1 Yorum

  • vişnap
    17 Mayıs 2013 de 23:34

    Demek bir şeyi çok istersek ne olursa olsun o isteğimize ulaşırız azmin elinden bir şey kurtulmaz.Cem güzel paylaşımın için teşekkürler Dilerim minik Betüş’ün bu güzel isteği ömrü boyunca sürer devam eder.

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.