Yoruluyorum!


Öyle böyle değil ama…

18 Eylül’de kardeşimi evlendirdiğimiz günden beri hayatım tavşan peşinde koşan tazı gibi soluk soluğa koşturmaca geçiyor.

Ha, Evet; Merhaba yeniden!

Uzun bir aradan sonra blog yazmaya geri döndüm. Hem okuyucularımla hasbihal edeyim hem de bloğu boş bırakmayayım diye kağıt kaleme (klavyeye) sarıldım.

Yazın herhangi bir yere gidemediğimiz için komple sıkılmaca geçti. “Şu okullar açılsa da görevimin başına dönsem, öğrencilerime kavuşsam” diye söylenirken 19 Eylül itibariyle okyanus akıntısına kapılmış istavrit gibi oradan oraya savruluyorum. Öyle ki, akşama kadar ayağıma inen kara sular sabaha kadar yeniden beyazlamıyor, düşünün artık:)

Nisan ayında arabayı yenilediğimden beri içimdeki ses “sırada ev var” deyip duruyor. Ben de ilçe sokakların turlayıp satılık ev ilanlarına bakıyorum. Maalesef ilçemiz halkı ev ilanlarını internete koymayı akıl etmiyor veya üşeniyor.

Piyasa henüz uçmamışken müstakil veya daire fark etmez, kendimize ait bir evimiz olsun istiyorum. Hayırlı bir ev için duana talibim sevgili okuyucum. {Burada el açıp yazara dua edilecek :)}

Yorgunluğa geri dönecek olursak; üç sınıf birleştirilmiş bir sınıfa ders vermeye çalışırken aynı zamanda müdür yetkili öğretmenlik yapmaya çalışıyorum. Bununla birlikte okulun eksikleri de ayağımı tökezletiyor. Mesela sınıfların içini boyadık ancak boya olmadığı için okulun ve lojmanın dışı boyanacak kaldı. Neyse çok ayrıntıya girmeden yazının son bölümüne geçeyim.

Bu aralar hayatım üçgenler içinde geçiyor. Gündüzleri okul-ilçe milli eğitim müdürlüğü-kişisel işler üçgeninde geçerken eve varınca yemek-çay-uyku üçgeninde devam ediyor.

Selam eder büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öperim sevgili okuyucum:)

Sana bir sır vereyim: takipte kal, yakında güzel gelişmeler olacak inşallah.

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Sarı karpuz yediniz mi hiç? başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

Kaktüs İnsanlar

Vedalar Üzerine

7 yorum

  • Çağrı Mustafa ALKAN
    12 Ekim 2016 de 09:57

    Allah kolaylık versin Cem. Eşim de öğretmen olduğu için zorluklarına az çok aşinayım. Hayırlısıyla bir eviniz de olur inşallah.

  • Rüveyda
    12 Ekim 2016 de 10:38

    Okurken yoruldum abi ya. Allah kolaylık versin.

  • Hasibe Gül
    12 Ekim 2016 de 12:41

    Insallah. Güzel gelişmeyi merak ettim doğrusu Cem abi Hadi hayirlisi bakalim. Bu yaziyi okuyunca ilk okulum aklima geldi.

  • Operatör
    12 Ekim 2016 de 15:08

    Hadi bakalım kolay gelsin. Yazıları bekliyoruz örtmenim. 🙂

  • Habibe
    22 Ağustos 2017 de 17:40

    Hayırlısı olsun Allah yardımcınız olsun…

  • Elanur
    27 Ağustos 2017 de 23:00

    Emek olmadan yemek olmaz hocam yorulmak bazen iyidir ☺☺

  • _esramuallime_(esra oktar)
    7 Ekim 2017 de 22:52

    Sıcak bir yazı olmuş…

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.