Zerdahan


Bir yılın yorgunluğu yarım günde atılabilir mi? Elbette atılamaz ama en azından biz denedik:)

Okulun kapanmasına 3 gün kala gerekli hazırlıkları yapıp öğrencilerle köyün yakınındaki Zerdahan denilen yere gittik. Bir yıl boyunca methini duyduğum için merak ediyordum açıkçası.

Yakın olduğu için araba tutulmamıştı ve sadece 20 dakikalık bir yürüyüş yapmamız gerekiyordu. Küçük sınıflar yürümekte zorlandıkça kimi elimize kimi ceketimize tutundu. Hele hele koca bir sepetin içini yiyecekle doldurup onu götürmeye çalışan öğrenciler ellerinden almasak atacaktı sepeti:)

Güle oynaya vardık piknik alanımıza. Şırıl şırıl akan buz gibi suları ve 100-150 öğrencinin rahatça eğlenebildiği alanı gayet güzeldi de bir sorun vardı; ağaç hiç yoktu. Mecburen güneşin altına oturduk.

Bayan arkadaşlarımızın gerçekten maşallahı vardı. Yaptıkları patates köftesi, kısır, ekmek tatlısı, kurabiye ve brownie’ye o kadar kaptırmışım ki kavuna karpuza yer kalmadı:) Hepsinin eline sağlık. Benim gibi bekâr olunca böyle güzellikleri her zaman bulamıyor insan:)

Biz onları yerken öğrencilerimiz de evlerinde annelerinin hazırlayıp verdiği çıkınlarda ne varsa onu yediler maalesef:)

Daha sonra oyun faslı başladı. Getirdiğimiz voleybol topuyla kızlar el, yakan top, istop oynarken erkekler de futbol topuyla da kısa bir maç yapmayı ihmal etmedi.

Yürüyüş, kaya tırmanma hatta hala erimemiş bir kar kütlesinin üstünde kayak bile yaptı öğrencilerimiz:)

Zerdahan küçük, yayla gibi bir yer. Suyu gerçekten çok güzel.  Köy bu suyun güzelliği nedeniyle yakına kurulmuş zaten.

Etraftaki kayalıklarda oyuklar gördük. Ne olduğunu sorduğumuzda; Ermeni Tehciri yapılırken bu yöredeki Ermenilerin bazısı kıymetli altınlarını bu çukurlara saklamış. Yöre halkından da bunları fark edenler oyukları açıp altınları almış tabi ki.

Etrafta çok fazla kurbağa ve fatfatok (öğrencilerimden öğrendiğime göre kertenkele) vardı.

Eğer ağaçlık bir yer olsaydı piknik yapmaya daha uygun olurdu eminim.

Öğleyin sıcak daha da artınca pikniğimiz eziyete dönüşmesin diyerek tekrar yola çıktık ve pikniğimiz burada son bulmuş oldu.

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki Gezdim, Gördüm, Yazdım başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Etiketler:,
Aruchan

Henüz yeni dünyaya geldim. Gelir gelmez de babam tarafından bu blogun başına geçirildim. Daha dişim çıkmamış, altıma ediyorum ama blog yazacağım, yok artık! Hemen cennetmekan dedem Fatih Sultan Mehmet Han gibi babama dönüp “eğer blog seninse blogunu yazmaya devam et, yok eğer blog benimse emrediyorum blogu sen yazacaksın” dedim ve uyumaya devam ettim. Çünkü büyüyüp buraları devralmak için uyumam gerek.

Bunları da sevebilirsin

2 yorum

  • nisa
    6 Haziran 2012 de 18:19

    Sevindim sizin adınıza. Sizinki kadar olmasa da bizimde günümüz güzel geçti.En azından gölgesinde oturacağımız ağacımız vardı.Ayrıca sohbette gayet hoştu doğrusu:))

  • minece
    11 Haziran 2012 de 07:19

    Çocuklarada iyi gelmiştir,güzel düşünmüşsünüz.Çok güzel anlatmışsın her zamanki gibi.Giidip göresim geldi oraları

Yorum Bırakabilirsiniz

google+ ta takip et!

instagramda takip et!

Something is wrong. Response takes too long or there is JS error. Press Ctrl+Shift+J or Cmd+Shift+J on a Mac.